4. Hukuk Dairesi 2022/15015 E. , 2025/4002 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1031 E., 2022/1119 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asiye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/815 E., 2019/910 K. Bölge Adliye Mahkemesinin asıl ve ek kararı davalı ... Lojistik A.Ş vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 04.10.2015 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu araçla karıştığı çift taraflı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrası tutulan kaza tespit tutanağına göre davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun belirlendiğini, davacının aracında kaza nedeniyle 11.159,06 Euro tutarında maddi hasar ve 800 Euro tutarında değer kaybı meydana gelmiş olup zararın Almanya'da yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporla sabit olduğunu, ayrıca araçta meydana gelen zararın belirlenmesi amacıyla 982,70 Euro tutarında bilirkişi hizmet bedelinin de ödendiğini, maddi zarar toplamının böylece 12.941,76 Euro olduğunu, davalıların oluşan zarardan sorumlu olduğunu, maddi zararın giderilmesi amacıyla davalılara yapılan başvuruya rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının aracında meydana gelen maddi hasar nedeniyle 11.959,06 Euronun kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalı işleten ve sürücüden ve poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere davalı ... şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline, 982,70 Euro tutarındaki bilirkişi ücretinin yargılama gideri olarak kabulü ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; kaza tarihi 04.10.2014 olup 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkili şirket araç sürücüsünün kazada kusuru bulunmadığını, araçta oluşan tüm hasardan davacı sürücünün sorumlu olduğunu, buna rağmen davalı ... tarafından eksper incelemesi yapıldığını ve kaza nedeniyle uğranılan zararın 11.355,00 TL, araçtaki değer kaybının ise 388,00 TL olarak belirlenip davacıya toplam 11.743,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödemeyle davacının tüm davalıları ibra etmesi nedeniyle davanın reddi gerektiğini, kusur raporu alınmasını talep ettiklerini, talep edilen tazminat miktarını kabul etmediklerini, Almanya'da yapılan bilirkişi incelemesinin kabulünün mümkün olmadığını, kazayla ilgili davalıya ihbar ve bildirimde bulunulmadığını, bu nedenle faizin kaza tarihinden itibaren işletilmesinin mümkün olmadığını, davacının aracının bağlı bulunduğu bir sigorta şirketi bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, kaza Türkiye'de gerçekleşmiş olup zararın tespitinde Alman piyasasının baz alınmasının yerinde olmadığını, faiz talebini kabul etmediklerini, dava tarihinden itibaren ancak yasal faiz talep edilebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla yapılan bilirkişi incelemesi sonucu davalı sürücünün %75 ve davacının %25 oranında kusurlu bulunduğu, davacının maliki olduğu yabancı plakalı aracın geçici olarak getirildiği Türkiye'de meydana gelen kazada araçta 11.159,06 Euro hasar meydana geldiği, gerçekleşen hasar nedeniyle aracın Almanya şartlarındaki hasar ve değer kaybı bedelinin talep olunduğu, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda aracın Almanya'da yapılan ekspertiz raporundaki hasar listesinde verilen parça ve işçilik bedellerinin menşei ülke rayiç değerine uygun ve araçtaki hasarla da uyumlu olduğunun belirtildiği, kusur durumları da gözetilmek şartıyla davalıların davacıya ait araçta meydana gelen gerçek zarardan sorumlu olacağı, olayda kaza tarihi itibariyle yurtdışında uğranılan gerçek zarar miktarı belirlenerek bu miktara hükmedilmesi gerektiği, yurtdışında yaşayan araç malikinin geçici olarak Türkiye’de bulunduğu sırada oluşan hasar nedeniyle, aracın Türkiye’de tamiri mümkün olabilecek olsa bile, aracın tamirini burada yaptırmaya zorlanamayacağı, davacının %25 kusuru oranında tazminattan indirim yapılmak suretiyle olay sebebiyle uğramış olduğu gerçek maddi zararının 8.369,29 Euro olarak belirlendiği, davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti olan 29.000,00 TL ile sınırlı olduğu, tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle, denetlenebilir bilirkişi rapor içeriklerine göre, davacıya ait dava konusu araçta meydana gelen değer kaybı zararı ispatlanamadığından davacının 800 Euro tutarındaki değer kaybı isteminin reddine karar verildiği, araçta meydana gelen maddi zararın tespiti amacıyla davacının yapmış olduğu 982,70 Euro tutarındaki bilirkişi hasar tespit ücretinin de davanın kabul red oranına göre yargılama giderleri içerisinde değerlendirildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.369,29 Euro tazminatın dava tarihinden itibaren devlet bankalarının Euro cinsinden 1 yıllık vadeli mevduat hesabına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte ve fiili ödeme günündeki kur üzerinden (davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin tüm taleplerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... Lojistik A.Ş vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından süresi içerisinde usulüne uygun bir şekilde yapılmış zamanaşımı savunması bulunmadığı, kaldı ki davaya konu trafik kazasının Tramer kayıtlarına göre davalı tarafın savunmasının aksine 04.10.2015 tarihinde meydana geldiği, eldeki davanın açılış tarihi olan 20.09.2017 tarihi itibarıyla davanın kaza tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açıldığı, davanın Almanya plakalı aracın Türkiye'de karışmış olduğu kaza nedeniyle uğramış olduğu hasarın, karşı aracın sürücüsü, işleteni ve trafik sigortacısı olan davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğu, yabancı bir ülkede yaşayan davacıya ait yabancı plakalı araçta oluşan zararın, yabancı para birimi üzerinden doğmuş olmasına ve davacının, BK'nın 83/son maddesi uyarınca yabancı para birimi üzerinden zararının karşılanmasını talep edebilecek olmasına göre, yabancı para birimi üzerinden zarar hesabı yapılarak bunun hüküm altına alınmış olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, kusur raporunun oluşa uygun olup hüküm kurmak bakımından yeterli olduğu, davacının doğmuş olan zararını talep edebilmesi için aracın onarımını yaptırmış olmasının şart olmadığı, kaza tarihinden bu yana zarar sorumlularına rücu edildiğine ilişkin bir dava ve talebin varlığı bulunmadığına göre, hasarlanan aracın Almanya'da düzenlenmiş bir kasko poliçesi bulunup bulunmadığı hususunun mahkemece araştırılmasına lüzum bulunmadığı gerekçesiyle HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca davalı ... Şirketi (yeni unvanı ... Lojistik AŞ) vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, (İlk Derece Mahkemesinin karar tarihindeki kur üzerinden dava değerinin 53.814,53 TL olduğu göz önüne alınarak) her iki taraf yönünden kesin olarak karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... A.Ş vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihinde müddeabihin değerinin kesinlik sınırı üzerinde olduğunu, yabancı paranın TL olarak değerinin davanın açıldığı tarihten hükmün kesinleştiği tarih arasında değişkenlik gösterdiğini, mahkemenin hüküm tarihi itibariyle yabancı paranın değerinin TL karşısında arttığını, hükmedilen borç tutarının da kur farkı nedeniyle artacağını, kaza tarihi 04.10.2014 olup kaza tarihi itibariyle 2 yılık zamanaşımı süresinin dolduğunu, usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğunu, araçta oluşan tüm hasardan kusurlu olan davacının sorumlu olduğunu, atfedilen kusur oranını kabul etmediklerini, aracın hasarına ilişkin masrafların Almanya'da yapıldığına kanaat getirilerek hatalı bir şekilde Euro üzerinden fiili ödeme günü esas alınarak davalılarca ödenmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, zira kazanın Türkiye'de gerçekleştiğini, zararın tespitinde Alman piyasasının baz alınmasının isabetsiz olduğunu, davacının aracı Türkiye'de daha uygun maliyete tamir ettirme ihtimalinin araştırılmadığını, ayrıca tamirin Almanya'da yapıldığına ilişkin herhangi bir somut delil sunulmadığını, hükmedilen tazminat bakımından fiili ödeme günündeki kur üzerinden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, onarım faturası, Almanya'daki sigorta şirketi bilgileri, bu sigorta şirketi tarafından onarım bedelinin ödenip ödenmediği, yurt içindeki ... Sigortadan ödeme alınıp alınmadığı konularında hiçbir bilgi belge sunulmadığını, davacı tarafın hasarı ne şekilde giderdiğine dair bir belge sunulmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının aracının bağlı bulunduğu bir sigorta şirketi bulunup bulunmadığının mahkemece araştırılmadığını beyan etmektedir. Bölge Adliye Mahkemesinin 14.09.2022 tarihli ek kararı ile; Dairenin karar tarihi olan 2022 yılı itibariyle temyiz sınırının 107.090,00 TL olduğu, İlk Derece Mahkemesinin karar tarihindeki (10.12.2019) kur üzerinden uyuşmazlığın parasal tutarının ise 53.814,53 TL olduğu, uyuşmazlığın parasal tutarının temyiz kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle davalı ... Lojistik A.Ş vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiştir. Davalı ... A.Ş 14.09.2022 tarihli ek karara ilişkin temyiz dilekçesinde; 8.369,29 TL Euro tazminatın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden tahsiline karar verildiğinden fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden temyiz sınırının belirlenmesi gerektiğini, hüküm tarihi itibariyle yabancı paranın Türk Lirası karşısında değeri arttığından hükmedilen borç tutarının da kur farkı nedeniyle artacağını, ek kararın hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 04.10.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yabancı plakalı araçta oluşan hasar bedelinin, karşı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, işleteni ve sürücüsünden tahsili talepli yabancı para alacağına ilişkin davada, istinaf ve temyizde kesinlik sınırının dava tarihindeki kura göre mi karar tarihindeki kura göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır. 1-Davalı ... Lojistik A.Ş vekilinin ek karara yönelik temyizi yönünden yapılan incelemede; Yabancı para alacağı, Türk Lirası dışındaki bir para birimine göre ödenmesi gereken para borçlarını ifade eder. Yabancı para alacağı ticari bir ilişkiden, sözleşmeden veya hukuka aykırı eylemlerden doğabilir. Yabancı para borcu 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesinde düzenlenmiştir. İlgili hükme göre; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." Somut uyuşmazlıkta dava dilekçesinde yabancı para cinsinden tazminat talebinde bulunulmuştur. İlk Derece Mahkemesi de talep gibi yabancı paranın fiili ödeme tarihindeki TCMB efektif satış kuru karşılığı Türk Lirasının davalılardan tahsiline dair hüküm kurmuş; Bölge Adliye Mahkemesi davalı şirketin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yabancı para alacakları bakımından kanun yoluna başvuru halinde hangi tarihteki yabancı para kurunun esas alınması gerektiği konusunda HMK'da açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Kanun kesinlik sınırını Türk lirasını esas alarak belirlemiştir. Konuya ilişkin öğretide de görüş birliği bulunmamaktadır. Kesinlik sınırı Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma ve bu bağlamda mahkemeye erişim hakkı ile doğrudan ilişkilidir. Mahkeme kararlarının kanun yoluna tabi olup olmadığının tespiti, davanın açıldığı tarih ile hükmün verildiği tarih arasındaki kur değişimlerinden kaynaklanan belirsizliklerden olumsuz etkilenebilmektedir. Yabancı para alacaklarında kanun yoluna başvuru için öngörülen kesinlik sınırının hangi tarihteki kur esas alınarak uygulanması gerektiği konusu, kanunda açık hüküm bulunmaması nedeniyle yoruma ihtiyaç duyan bir konudur. Bu bağlamda mahkemeye erişim konusunda yasalarda yoruma açık bir hüküm bulunması halinde adil yargılanma hakkını mümkün kılan bir yorum benimsenmelidir. Adalete erişim hakkı sadece ilk derece mahkemeleri bakımından değil istinaf ve temyiz aşaması bakımından da geçerli olup mahkemeye erişimi aşırı derecede zorlaştıran bir yorum yapılması uygun olmayacaktır. Bu nedenle yabancı para alacağında mahkemenin kararını verdiği tarihte geçerli olan döviz kuru dikkate alınarak değerlendirme yapılması hakkaniyete uygun olacaktır. Somut olayda; uyuşmazlık hakkında İlk Derece Mahkemesince yabancı para cinsinden hüküm kurulmuştur. Temyize gelen davalı yönünden hükmedilen ve temyize konu edilen miktar 8.369,29 Euro olup Bölge Adliye Mahkemesinin 14.06.2022 olan karar tarihi itibarıyla Euro/TL kurunun 18.0650 TL olduğu, 3.369,29 Euronun Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla değerinin 151.191,22 TL olduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile hükmedilen/temyize konu edilen miktarın karar tarihindeki değerine göre değerlendirilmesi sonucu 151.191,22 TL'nin temyiz kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL'nin üzerinde kaldığının kabulü gerekir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince 14.06.2022 tarihinde verilen karara karşı temyiz yolu açık olup Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz dilekçesinin miktardan reddine dair 14.09.2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına ve asıl karara yönelik davalı şirket vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelemesine geçilmesine karar verilmiştir. 2-Davalı ... Lojistik A.Ş vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarına gelince; Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, dava dilekçesinin 21.11.2017 tarihinde davalı şirkete tebliğ edilmesine karşın yasal süresi içinde zamanaşımı def'inde bulunulmamasına, öte yandan kaza tarihi 14.10.2015 olup davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde olmak üzere 20.09.2017 tarihinde açılmış olmasına, yabancı plakalı araçta zararın o ülkedeki katlanılan veya katlanılacak olan giderlere göre belirlenmesinin yerinde olmasına, davacının aracını Türkiye'de tamir ettirmek gibi bir zorunluluğu bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hem Almanya hem de davalı sigortacının eksper raporunda parça ve işçilik kalemlerinin uyumlu olduğunun, aradaki farkın Almanya'daki işçilik bedeline ilişkin olduğunun belirlenmesine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR 1.Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Lojistik A.Ş vekili tarafından temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin 14.09.2022 tarihli ek kararının KALDIRILMASINA, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... Lojistik A.Ş vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesinin 14.06.2022 tarihli kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ... Lojistik A.Ş.'ye yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a4aa6536a6937009 e195a9800d7878a9