4. Hukuk Dairesi 2022/13617 E. , 2025/8077 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1373 - 2022/1116 Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından kasko sigortası yapılmış olan müvekkiline ait araca 18.07.2015 tarihinde, dava dışı aracın çarpması neticesinde müvekkiline ait aracın ağır hasar gördüğünü, davalı ... şirketince hasar dosyası açıldığını, araçtaki hasarın 37.000,00 TL’nin üzerinde olduğunu, davalı tarafça haksız şekilde hasar ödemesi yapılmadığını, davalı ... şirketince hasarın karşılanması gerektiğinin trafik kazası tespit tutanağı ile sabit olduğunu, hasar bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000,00 TL’sinin muaccel olduğu tarihten itibaren avans faizi ile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; kaza tespit tutanağında kazanın oluşumunda firar eden araç sürücünün 2918 sayılı KTK'da yer alan asli kusurlardan 84/h kusurunu ihlal ettiği kanaatine varıldığı denilmek suretiyle, sigortalı aracı kullanan sürücünün firar ettiği ve kim olduğunun tespit edilemediğinin ifade edildiğini, davaya konu kazadan 2 gün sonra ortaya çıkan ... isimli kişinin 20.07.2015 tarihinde Yenişehir Polis Merkezine müracaat ederek kendisinin sürücü olduğunu iddia ettiğini, oysa 18.07.2015 tarihli kaza tespit tutanağında kazanın 22:30’da meydana geldiği kayıt altına alındığı halde, sözde kendisinin sürücü olduğunu iddia eden ... kazanın saat 20:30 sıralarında meydana geldiğini belirttiğini, araç içinde bulunan ... ve ...'nin kazada yaralandığı ve kaza mahallinde kaldığı halde, hiçbir yara almadığını bildiren sözde sürücünün olay yerinden kaçtığını, kaza yerinde iki yaralı kişiyi bırakıp kaçtığını beyan eden bu kişinin, kazadan iki gün sonra ortaya çıkarak beyanda bulunduğunu, olayın tamamen hayatın olağan akışına ve mantığa aykırı olduğunu, Yargıtay kararları ve öğretiye göre de, ispat yükünün hayatın olağan akışına ve mantığa aykırı savunmada bulunan tarafa düştüğünü, Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.4. ve A.5.5. nolu maddeleri gereğince somut olayda riziko sonrası doğru ihbarda bulunma yükümlülüğünün de kasten ihlal edilmiş olması nedeni ile davacının taleplerinin yersiz ve mesnetsiz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile araç sürücüsünün zorunlu haller dışında olay yerinden ayrıldığı, dosya kapsamına göre talebin teminat dışında kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; kazaya sebebiyet veren sürücünün sanık olarak yargılandığı ceza dosyasının incelenmesi taleplerinin reddedildiğini, eksik inceleme yapıldığını, ispat yüküne ilişkin kanun ve yasaya aykırı hüküm kurulduğunu, kazaya sebebiyet veren sürücünün % 100 kusurlu olduğunu, kazaya sebebiyet veren sürücünün İstanbul Anadolu Adliyesi Asliye Ceza Mahkemelerinden birinde bu kaza nedeniyle yaralamaya sebebiyet verdiğinden mahkum olduğunu, ehliyetsizlik veya alkol nedeniyle hakkında işlem yapılmadığını, olayın korkusu ile kaza yerinden kaçtığını, sürücünün gerçeğe aykırı olarak farklı bildirildiği hususunun sabit olmadığını, sabit olsa bile bunun tek başına doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmeme veya sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içindeymiş gibi ihbar etme anlamına gelmeyeceğini, ispat külfetinin de yer değiştirmeyeceğinin açık olduğunu, Mahkemece davaya konu rizikonun ve davacının aracında meydana gelen hasarın tamamının kasko poliçesi teminatı kapsamında olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini, davacının usulüne uygun bir ihbarda bulunmadığını, kaza olduktan sonra aracı farklı bir mahalle kaldırarak bu ihbar mükellefiyetini yerine getirmediğinden bahisle ispat külfeti davacıya bırakılarak yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmasının doğru olmadığını beyan etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu maddi tazminat talebine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.