4. Hukuk Dairesi 2022/1343 E. , 2025/670 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1184 E- 2021/3152 K İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/411 E- 2020/348 K Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı...Taahhüt Turizm Otomotiv San ve Tic. AŞ den alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün 2013/8628 sayılı dosya ile takip yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun acz halinde olduğunu, davalı borçlunun davalı arsa malikleri ile yaptığı kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince adına düşmesi gereken gayrımenkullerin davalı borçlu adına kaydedilmeyip davalı arsa malikleri tarafından diğer davalılara devredildiğinin belirlendiğini, davalı borçlunun ve arsa maliklerinin mal kaçırma gayesi içerisinde ortak iş yaptığını beyan ederek, davalılar arasındaki tasarrufların iptalini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP 1-Davalı ... cevap dilekçesinde; B Blok 9 nolu bağımsız bölüm için davalı borçlu müteahhit şirket ile aralarında düzenleme şeklinde gayrimenkul satış sözleşmesinin 2009 tarihinde imzalandığını, sözleşme ile birlikte 30.000,00 TL peşin ödeme yaptığını, ödeme tarihinde davacı yanın hiçbir haciz ve icra takibinin olmadığını, haczin 2012 yılında konulduğunu, davalı borçlu şirkete 2009 tarihinden itibaren ilk peşinatla birlikte toplam 105.000,00 TL ödediğini, bedelini ödeyerek aldığı daire yönünden iyiniyetli alıcı olduğunu beyan ederek, davanın reddini savunmuştur. 2-Davalı arsa sahipleri 12.09.2014 havale tarihli cevap dilekçesinde; davanın sadece davalı borçlu şirkete ve dava konusu daireleri satın alan üçüncü kişiler aleyhine açılması gerekirken, arsa sahiplerine de açıldığını, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, davalı şirket ile aralarında Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi akdedildiğini, müteahhitin edimini zamanında yerine getirmediğini, inşaatın kendilerine geç teslim edildiğini, arsa sahipleri olarak henüz inşaatları teslim almamışken davacı tarafından İzmir 12. Asliye Hukuk mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açıldığını, davacı ile sulh protokolü yaptıklarını, müteahhide verilecek olan dairelerden A Blok 1 ile B Blok 1-2-4 nolu bağımsız bölümlerin davacı-alacaklı adına satışının vaat edildiğini, A Bloktaki davalı arsa sahiplerine ait dairelerin ilgili Buca Belediyesinden oturma ruhsatı alınmasından sonra gerçekleşeceğini, bu işlemden sonra davacının davasından feragat edeceğini, müteahhitin protokole uygun olarak inşaat ruhsatı alamaması ve bu işlemlerin uzayacağının anlaşılması üzerine icra dosyasında davacı lehine haciz konulması için muvafakat verdiklerini, davacının da arsa sahipleri lehine davalardan feragat ettiğini, protokole uygun olarak her iki tarafın da edimini yerine getirdiğini, davacı alacaklının bilgisi dahilinde B Blok 1 nolu dairenin davacı alacaklıya borca karşılık verildiğini, B Blok 2 nolu dairenin davacı alacaklının bilgisi dahilinde 3 üncü kişiye satıldığını, B Blok 4 nolu dairenin ise İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/228 - 2014/290 E.K. sayılı kararı ile üçüncü kişi ...lehine tapuda tesciline karar verildiğini, bu dairelerin satışını davalı şirketin muvafakati ve alacaklı davacının bilgisi dahilinde devir ve teslimini yaptıklarını, müteahhitin kusuru ve gecikmesinden dolayı zamanında inşaat ruhsatı alınamadığı ve idari para cezası ile karşı karşıya kalınması nedeniyle müteahhide verilmesi gereken dairelerin verilmediğini, ancak davacı ile müteahhidin daha sonra anlaşarak ve ek protokol düzenleyerek davacıya yeni senetler ve yeni daireler vererek, borcunu ödediğini, müteahhit ile davacı arasında sonradan yapılan protokolü bilebilecek durumda olmadıklarını beyan ederek, davanın reddini istemişlerdir. 3-Davalı ... davalı müteahhitten 2009 tarihli yazılı sözleşme ile taşınmazı satın aldığını, bedelini ödediğini, taşınmazı teslim aldığını, taşınmazın mülkiyetini kazandıktan sonra hacizler konulduğunu, hacizlerin geçersiz olduğunu, ödeme tarihinde davacı yanın hiçbir haciz ve icra takibinin olmadığını beyan ederek, davanın reddini istemiştir. 4-Davalı...A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; haciz yapılan adresin, müvekkilinin tebligat adresi olmadığını, haciz tutanağının geçici aciz vesikası mahiyetinde sayılamayacağını, dava şartı yokluğundan davanın reddini istediklerini, ayrıca davacının taşınmazlar üzerinde icra dosyalarından hacizleri mevcut olup, bu hacizli takip dosyalarından taşınmazın satışını isteyerek alacağını isteme imkanı varken işbu davayı açmasının hukuken mümkün olmadığını, müvekkili şirketten daire satın alan diğer davalıların hacizden ve tapuda kendilerine yapılan devirlerden önce adi yazılı şekilde alacağın temliki hükümlerine göre daireyi satın aldıklarını, edimlerini yerine getirdiklerini ve taşınmazı teslim aldıklarını, tapu devrinin daha sonra yapıldığını, daireyi alan davalıların bağımsız bölüm bedellerini ödediklerini, bedelin gerçek olduğunu beyan ederek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI 1-İlk Derece Mahkemesinin 05.04.2018 gün, 2014/ 376 E- 2018/135 K sayılı ilamı ile davanın reddine karar verilmiş, karar aleyhine davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. 2-İzmir BAM 5. HD 04.101.2019 gün, 2018/1441 E- 2019/1263 K sayılı kararı ile "davanın dayanağı olan alacağın kaynağının ne olduğu, senet tarihinden önce herhangi bir ticari ilişkilerinin bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile dosyanın yerel mahkemesine yeniden gönderilmesine karar verilmiştir. 3-Mahkemenin 08.12.2020 gün, 2019/411 E- 2020/348 K sayılı ilamı ile "davacının 02.01.2012 tarihli senede dayalı olarak icra takibi başlatmış olduğu, verilen kesin süre içerisinde, takip dayanağı senedin düzenlenmesini gerektiren hukuki ilişki ile ilgili sunduğu sözleşmenin tarihinin de 02.01.2012 tarihi olduğunun belirlendiği, öncesine dayalı bir hukuki ilişkinin ispat edilemediği, dava konusu edilen 9 nolu bağımsız bölüm ile ilgili davalı yüklenici şirket ile davalı ... arasında 29.09.2008, 10 nolu bağımsız bölümle ilgili olarak da davalı ... arasında 25.04.2009 tarihinde akdedilen 9 nolu bağımsız bölüm ile ilgili davalı yüklenici şirket ile davalı ... arasında 29.09.2008, 10 nolu bağımsız bölümle ilgili olarak da davalı ... arasında 25.04.2009 tarihinde düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapıldığı, davalı-alıcıların edimini ifa edip yüklenicinin inşaatı ve oturma ruhsatını alınmasını geciktirmesi nedeniyle tapu devrinin 19.03.2013 ve 25.06.2013 tarihlerinde yapılabildiği, buna göre iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması şartının gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 07.12.2021 gün, 2021/1184 E- 2021/3152 K sayılı kararı ile "davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının düzeltilmesine, yeni hüküm kurulmasına; arsa maliklerin dava konusu tasarrufların tarafı olmadığının anlaşılmış olmasına göre, bu davalılar yönünden pasif husumetten davanın reddine; Dava konusu 9 nolu bağımsız bölümün davalı ... tarafından 2008 yılında adi niteliteki gayrımenkul satış sözleşmesine göre satın alıp ödemeleri ispat ettiği, 10 nolu bağımsız bölümün de davalı ... tarafından 2009 yılında davalı borçludan satın alıp ödemeleri ispat ettiği gerekçesi ile iş bu davalılar yönünden tasarrufların dava konusu borcun doğumundan önce olduğunun anlaşılmış olmasına göre dava şartı yokluğundan reddine, Davalı ... e devri yapılan gayrımenkul yönünden ise gayrımenkulün tapuda gösterilen değeri ile tasarruf tarihindeki gerçek değeri arasında misli aşan fark olduğunun davacı tarafından ispat edilememiş olmasına göre davalı ... yönünden de davanın reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu gayrımenkul kaydında haciz olduğunu bilerek satın almalarının bile ortada bir muvazaa olduğunu bildiklerini gösterdiği, satış vaadi sözleşmelerinin resmi nitelikte yapılmamaları sebebi ile geçerli olmadığını beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış, tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu 9 ve 10 nolu bağımsız bölümlerin adi nitelikteki gayrımenkul satış vaadi sözleşmesine göre satılıp sözleşmeye uygun ödemelerin yapıldığının ispat edilmiş olmasına davalı arsa maliklerinin tasarrufları yapan kişiler olmadığının anlaşılmasına, davalı ...'e devredilen gayrımenkul yönünden yapılan araştırma da ise davalı ...'ün davalı borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğunun ispat edilememiş olmasına ve dava konusu gayrımenkulün gerçek değeri ile tapuda gösterilen değeri arasında misli aşan fark olduğunun da ispat edilememiş olmasına göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
V. KARAR Açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.