4. Hukuk Dairesi 2022/12101 E. , 2025/9551 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1075 E., 2022/1255 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/260 E., 2021/47 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 20.12.2011 tarihinde davalılardan ...'in hurdacılık yaptığı işyerinde ...’dan satın aldığı hurda kazanların içerisinin boş olup olmadığını kontrol etmeden kesmeye başladığını, hurda kazanlarını kesmesi nedeniyle kazanlardan birinin içinde bulunan klor gazının etrafa yayıldığını, etrafa yayılan klor gazının basit tıbbi müdahale ile iyileşecek şekilde yaralandığını, ... adlı şirket yetkilisi davalı ...'ın hurda kazanlarını ...'dan aldığını belirttiğini, söz konusu kazanların boş olarak veya en azından boşalttıktan sonra hurdaya çıkarılıp satılması gerekirken kazanlardan birinin boşaltılmadan hurdaya çıkarıp sattığı gerekçesi ile davalılar hakkında Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2012/245 Esas sayılı dosyası ile yargılamasının yapıldığını, ceza dosyası içerisinde bulunan 18.01.2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda, davalı ...’in asli kusurlu, diğer davalı ...’ın ise tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, yerel mahkeme davalıların mahkumiyetine karar verdiğini ve kararın kesinleştiğini, davacının yaşadığı olay sonrasında ... Devlet Hastanesi acil servisindeki muayenesinde kimyasal gaz zehirlenmesi tanısı konulduğunu, genel durumunun orta durumda solunumunda sıkıntı olduğunun tespit edildiğini, bu haliyle hayati tehlikesinin olduğunu, kati raporunun dahiliye ve göğüs cerrahi uzmanlarınca verilmesinin gerektiğini belirttiğini, bu zehirlenme nedeniyle 26.12.2011 tarihinde adli vaka olarak dahiliye ve göğüs cerrahi uzmanlarınca toraks bilgisayarlı tomografisinin çekildiğini, rapor sonucunda davacıda mediastende büyüğü pravasküler alanda 9*16 mm boyutlarında olmak üzere paraaortik subkarinal lenf nodlarının dikkati çektiğini, sol akciğer üst lob anteriorda içerisinde hava bronkogramları da içeren konsolide alan ve retikülonodüler dansite artışlarının dikkati çektiğini, davacının daha sonrasında kimyasal gaz zehirlenmesine bağlı olarak Mersin Devlet Hastanesi'ne gittiğini, buradaki muayene sonucunda davacının 5.049,37 TL muayene ücreti ödediğini, davalıların davacıyı tedavi sürecinde arayıp sormadıklarını, davacının olaydan sonra devamlı hastanelere gittiğini, bu olay nedeniyle davacının çalışamadığını, toplu taşıma araçlarını kullanamadığını, ...'den Mersin'deki hastanelere gidiş gelişlerde devamlı özel araçla gidip geldiğini, bu olay nedeniyle davacının maddi ve manevi olarak yıprandığını, ... Devlet Hastanesi'ne 05.03.2018 tarihinde kimyasal gaz zehirlenmesinin etkisinden kaynaklı olarak başvurduğunu ve 07.03.2018 tarihinde yatış verildiğini, 20.03.2018 tarihinde A3 grubu anestezi verilerek akciğer rezeksiyonu ve mediastinal lenf nodu diseksiyonu ameliyatı olduğunu, sol akciğerinin alındığını ve yoğun bakımda yattığını, vücudunu tamamlayan organda eksilme olduğunu, 28.03.2018 tarihinde hastaneden çıktığını, hastane yatışındaki tanısının ise R07.3 Göğüs ağrısı C34 Bronş ve akciğer malign neoplanzmı olduğunu, hastanın yatış tarihinden 2 ay önce tonsilit tedavisi gördüğünü ve hastanın öksürük devam ettiği için geçmiş grafide lezyon görüldüğünü, klinik seyir olarak da davacıya bronskopi yapıldığını, sol üst lob girişinde adenomi bulgularının görüldüğünü, 21.03.2018 tarihinde patoloi-sitoloji isteminde bulunulduğunu ve bu raporun sonucu 02.04.2018 tarihinde verildiğini, bu rapordaki bulgulara ve tanılara göre 3797 kesitlerde nispeten iyi dınırlı, vasküler stomaya sahip, yer yer adenoid ve rozet benzeri yapıların yapıldığını, yuvarlak nukeuslu, belirgin nukleollu atipik hücrelerden oluşan tümeral oluşumun dikkati çektiğini, morfolojik bulguların özellikle karsinoid tümörünü destekler nitelikte olduğunu, olgunun immünohisto kimyasal olarak teyid edilmesi için bir üst merkezde incelenmesinin uygun olduğunu, sol üst lobektomi maretyali 3798 reaktif lenf nodu, 1 adet sol infropulmoner ligaman kayıtlı materyal, biyopsi 3799- reaktif lenf nodu, 2 adet, sol aortikopulmoner pencere kayıtlı materyal, biyopsi 3800- reaktif lenf nodu, 1 adet, sol paratrakeal bölge, biyopsi bu patoloji raporu sonucu olumsuz gelmiş tümör ve kanser başlangıcı olduğunun açıkça görüldüğünü, bu durumun hem davacıyı hem de sosyal çevresini olumsuz etkilediğini, derin üzüntüye sebep olduğunu, iş hayatını bu kontrol hastanede geçirdiği sürede tedavisi için iş yerinden uzaklaştığı süreler gittikçe çekilmez bir hal aldığını, Mersin Devlet Hastanesinde konulan kanser teşhisi ve akabindeki sürecin hala devam ettiğini, davacının bu olaydan dolayı hayatının tamamen zorlaştığını, hayatını devam ettirme konusunda maddi manevi olarak zarar gördüğünü, iş yerini ihmal ettiğini, işlerini takip edememesinden kaynaklı olarak maddi durumunun kötüleştiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, 5.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davaya konu maddi tazminat istemine dayanak muayene ücretlerinin de 2011 tarihli olay zamanından bu yana istenmediğini, bu nedenle zamanaşımı bakımından reddinin gerektiğini, davacının davasını tek bir dava ile iki ayrı kişiye yönelttiğini, her iki davalıdan da aynı talepleri müştereken ve müteselsilen talep ettiğini, bir an meydana gelen kazada davalı müvekkillinin bir sorumluluğu olduğu kabul edilse bile bu sorumluluğun diğer davalı ile aynı nitelikte olmadığını, ceza dosyasından anlaşılacağı üzere davalı ...'in işbu davaya konu kazada asli kusurlu ve tek sorumlu, davalı müvekkilinin ise tali kusurlu ve kusursuz olduğunu, davacı tarafından davalılar için ayrı ayrı dava açılması gerekirken iki davalının birleştirilerek tek bir dava ile talepte bulunulmasının usul hükümlerine aykırı olduğunu, ayrıca davanın esastan reddinin gerektiğini, davacının birtakım sağlık durumlarından bahsetmek suretiyle işbu davayı açtığını, sağlık durumu sonuçlarını ise hayatın olağan akışına aykırı bir şekilde 2011 yılında meydana gelen olaya bağladığının görüldüğünü, 2011 yılında meydana gelen olayın davalı müvekkilinin şirket ortağı olduğu firma ile ... A.Ş.'nin hurda ihalesi şeklinde aldığı birtakım demir niteliğindeki hurdalardan bir kısmını Mersin İlindeki hurdacı olan ...'e satması, ...'in de özen yükümlülüğüne aykırı bir şekilde hurda kazanlarını kesmesi esnasında ortaya çıkan gazın yayılması ile meydana geldiğini, bu olayda gaz yayılması olduğu için 107 kişinin gazdan etkilendiğini, gazdan etkilenen kişilerin doktor raporlarının hazırlık aşamasında aldırıldığını, bu kişilerden ilk etapta davacı dahil 3 kişinin şikayetçi olduğunu, sonrasında sadece davacının şikayetini sürdürdüğünü, olay sonrası müvekkili için tali kusur atfedildiğini, verilen cezanın hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) hükümleri çerçevesinde verildiği için müvekkilinin kararı temyize taşımadığını, sadece HAGB kapsamında Silifke Ağır Ceza Mahkemesi'nce itiraz sonucu incelemeye alındığını, müvekkilinin meydana gelen olayda direkt bir etkisi ve sorumluluğu olmadığı gibi asli kusurlu bile olmadığını, olay sonrası 107 kişinin etkilenmiş olmasına rağmen hiç kimsenin bir sağlık problemi yaşamadığını, davacının harici olarak yaşadığı birtakım sağlık problemlerini 7 yıl sonra bu olaylara bağlamak istediğini, haksız fiille meydana gelen zarar arasında illiyet bağının bulunması gerektiğini, davacı tarafından 2018 yılında hastaneye yapılan başvuru neticesinde karşılaşılan sağlık problemlerinin 2011 yılında meydana gelmiş bir olaya bağlamanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava konusu olayda anılan sorumluluğun taksire dayalı olduğunu, davalının bu olay ve duruma herhangi bir etkisinin de olmadığını, dava konusu olay dışında kalan ve doğrudan yahut dolaylı hiçbir etkisi bulunmayan davalı müvekkilinin söz konusu zararlardan sorumlu tutulmasının beklenemeyeceğini, davacının haksız kâr elde etme amacıyla hareket ettiğini, sebepsiz zenginleşme elde etmek istediğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla öncelikle süresi içinde ve usulünde açılmayan haksız davanın esasa girilmeksizin reddine, davanın niteliği gereği davanın açılma zamanı, davacının gerçek dışı iyi niyetten uzak iddiaları, salt sebepsiz zenginleşme çabası niteliğindeki girişimleri nedeniyle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini, ceza dosyasına konu edilen olay sebebiyle davacının yanı sıra çevrede bulunan birçok kişinin etkilendiğini ancak hiç kimsenin şikayetçi olmadığı gibi etkilenme dışında bir rahatsızlıklarının da olmadığını, hatta davalı müvekkilinin ve yanında bulunan işçilerden birinin kazanın açılması anında orada bulunmalarına rağmen olumsuz bir durum gözlemlenmediğini, davacının olaydan önce de yıllardır akciğer rahatsızlığı yaşadığını, nefes darlığı ve öksürüğü olduğunu, herkes tarafından bilindiğini, ... Devlet Hastanesi ve Mersin Devlet Hastanesi'nde tedavi gördüğünü, davacının mesleğinin de hurdacılık olduğunu, 30 yıldır ... Sanayi Sitesinde hurdacılık yaptığını, davacı ile davalı müvekkilinin 1996-1999 yılları arasında birlikte çalıştıklarını, davacının akciğer hastası olduğunu, sürekli tedavi için hastanelere gittiğini herkesin bildiğini, doktorların alkol ve sigarayı bırakması gerektiğini ısrarla söylemesine karşın sigara ve alkol kullandığını yakın çevresinin ve davalı müvekkilinin de bildiğini, davacının iddia ettiği rahatsızlıkları ile hastalığının ilgili olaydan kaynaklandığını ispat etmek zorunda olduğunu, önceki bir rahatsızlığını davalının eylemine dayandırmasının ve dava açmasının haksız ve kötü niyet göstergesi olduğunu, davacının ve davalı müvekkilinin ekonomik durumu nazara alındığında talep edilen tazminat miktarının zenginleşme amacı güttüğü gibi davalının tüm malvarlığından fazla olduğunu, bu nedenlerle davalı müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumundan aldırılan rapor uyarınca davacıda meydana gelen rahatsızlığın kalıtsal nitelikte olduğu, maruz kaldığı kimyasal gaz zehirlenmesi ile arasında uygun illiyet bağının bulunmadığının belirlendiği gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin 21.03.2018 tarihinde patoloji raporu sonucunun olumsuz olduğunu, müvekkilinde tümör ve kanser başlangıcı olduğunu, Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/245 Esas sayılı dosyasında alınan maluliyet raporu ile mahkemece ATK İhtisas Dairesinden aldırılan raporlar arasında çelişki bulunduğunu, bu nedenle müvekkilinin maluliyetinin belirlenmesi amacı ile dosyanın ATK Genel Kuruluna gönderilmesi gerektiğini, ATK Genel Kurulu tarafından müvekkili muayene edilip rapor düzenlenip, müvekkilinin rahatsızlığı ile klor gazı zehirlenmesi arasında nedensellik bağı olup olmadığı hususları irdelenmesi gerekirken bu durumun göz ardı edildiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız fiilden kaynaklı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Ulusal hukukun bir parçası hâline gelmiş bulunan AİHS'nin 10 uncu maddesi uyarınca kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 inci maddelerinde yer verilen kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir. Dosyanın incelenmesinden, davacının dava dilekçesinde dava konusu olayın tamamını anlatarak ve kimyasal gaz zehirlenmesi nedeniyle yaralandığından da bahsederek olayın bütününden manevi tazminat isteminde bulunduğu, her ne kadar yargılama sırasında Adli Tıp Kurumundan alınan alınan 18.09.2020 tarihli raporda; davacıda tespit edilen akciğerde nöroedokrin tümörün bünyesel bir hastalık olduğu, 20.12.2011 tarihlinde maruz kaldığı kimyasal gaz zehirlenmesi ile arasında nedensellik bağı bulunmadığı cihetle dava konusu yaralanma nedeniyle maluliyet tayinine mahal olmadığı hususunun mütalaa olunduğu anlaşılmış olasa da, davacının, yaşadığı olay sonrasında ... Devlet Hastanesi acil servisine kaldırıldığı, muayenesinde "kimyasal gaz zehirlenmesi" tanısı konulduğu, olayla ilgili olarak davalılar hakkında "taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma" suçundan Silifke 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/245 Esas sayılı dosyası ile yapılan yargılamada davacı ...'nin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, alınan kusur bilirkişi raporuyla davalı ...’in asli kusurlu, diğer davalı ...’ın ise tali kusurlu olduğunun belirlendiği ve yargılama neticesinde dosyamız davalıları olan sanıkların mahkumiyetleriyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, davacının yaşanan olay nedeniyle zarara uğradığı anlaşılmaktadır. Şu durumda; davacı yararına 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesi uyarınca uygun miktarda manevi tazminata karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle istemin tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR 1. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c76eaacd8a8eb70f 3e4c1ad2d10248df