4. Hukuk Dairesi 2022/1126 E. , 2025/5211 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/861 E., 2021/1795 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/630 E., 2019/372 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Eskişehir ili, ... ilçesi, ... Köyü 1377 ada, 40 parsel (eski 5001) sayılı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmaz üzerinde kiremit ve tuğla fabrikası bulunduğunu, taşınmazın yanındaki yoldan davalı ... . Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye ait ağır tonajlı vasıtaların geçerek davacıya ait binalara zarar verdiğini, davalı ... Belediyesi'nin ise taşınmazın yanından geçen yolu ıslah etmeyerek kamyonların geçmesine izin verdiğini ve oluşan zarardan sorumlu olduğunu belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalarak toplam 69.650,00 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile muarazanın giderilmesine ve davalı ... kamyonlarının yoldan geçişinin önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... . Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; kullanıldığı iddia edilen yolun kadastro yolu olduğunu, yolun kullanımının hukuken bir yasağı olmadığını, kamuya açık bir yol olduğundan birden fazla aracın kullandığını, dava konusu binaya zarar veren araçların müvekkili şirkete ait olduğunun tespitinin mümkün olmadığını, taşınmazın deprem fay hattında bulunduğunu, bu durumun da etki edebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yolun kadastro yolu olduğunu, Belediye'nin bir sorumluluğu bulunmadığını, ayrıca davacının imar planındaki 10 metrelik çekme mesafesine inşaat yaptığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda yazılı kararıyla; davalı ... Başkanlığına karşı açılan davanın idari yargının görevli olması nedeniyle yargı yolu yönünden reddine, davalı ... Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye karşı açılan dava yönünden ise; davanın kısmen kabulü ile; 31.644,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kabul dışı kalan talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilince istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına ve davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. dışındaki şahısların da yolu kullandığı gerekçesiyle %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak bu davalı yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile, 25.315,60 TL maddi tazminatın 20.12.2016 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte adı geçen davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebi ile muarazanın giderilmesi talebinin reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın yargı yolu caiz olmadığından usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; yola ağır tonajlı vasıtaların geçişine engel olmak bakımından muarazanın önlenmesinin talep edildiğini, yolun tarla yolu olduğunu sadece yol girişine beton bank koymak suretiyle, ağır tonajlı vasıtaların girmesinin çok kolay engel olabilecek iken, bu işlemin yapılmadığını, davacıya kusur atfedilmesini kabul etmediklerini, hakkaniyet indirimi yapılmasının hukuka uygun olmadığını ileri sürerek; mahkeme kararında da davalı Belediyenin kusurlu olduğunun kabul edildiğini, davanın tam kabulü gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde; talebe konu yolun kamuya ve araç trafiğine açık kadastro yolu olduğunu, oysa yoldan sadece davalı geçiyormuş gibi hüküm oluşturulduğunu, yoldan geçen araçların davalı şirkete ait olduğuna dair bir tespit veya belirleme bulunmadığını, fabrika sahasında birden fazla taşeron firma bulunduğunu, bunlara ait araçların da geçtiği kamuya açık bir yoldan meydana geldiği bildirilen zararın, asli sorumlusunun davalı şirket olduğunun kabul edilemeyeceğini, zararı verenin tam ve açık olarak belirlenmediği bir durumda sorumluluk oranlarının belirlenmesinin hukuka uygun düşmediğini, hukuken kullanıma aykırı bir durum taşımayan araçların, hukuken herkesin kullanımına açık yoldan geçtiği için davalının tazminatla sorumlu olmasının hatalı olduğunu, yoldan sorumlu olan belediyenin yolun standartlara uygun bir halde olmasını her an için temin etme yükümlülüğü bulunduğunu, hakkaniyet indiriminin az olduğunu, davacı tarafın davasının kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmiş olması sebebiyle davanın reddedilen kısımı üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız fiilden kaynaklanan muarazanın giderilmesi ve maddi tazminat istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere özellikle davalı ...'na karşı açılan davanın idari yargının görevli olması nedeniyle yargı yolu yönünden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmasına göre, davacı vekilinin davalı ... Başkanlığına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekili ve davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekilinin kusura yönelik temyiz itirazlarına gelince; Davalı şirketin sorumluluğu 6098 sayılı Kanun'un 49 uncu maddesi gereğince haksız fiile dayanmaktadır. Haksız fiil sorumluluğunun oluşabilmesi için, hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve illiyet bağının bulunması gerekir. Haksız fiilin unsurlarından olan zarar kavramı, zarar görenin mal veya manevi varlığında bir azalmayı ifade eder. Haksız fiil faili de fiiliyle yaratmış olduğu eksilmeyi giderme, zarar gören kişiyi fiilden önceki duruma getirme borcu altındadır. Haksız fiilde tazminatın amacı zarar görenin gerçek zararını karşılamaktan ibarettir. Zararın niteliği, kapsamı ve tazmini her olayın kendine özgü yapısı içerisinde değişen bir özellik gösterir. Dolayısıyla tazminat miktarı belirlenirken de özellikle kusurun doğru ve hakkaniyetli olarak belirlenmesi gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. HMK’nın 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabilir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez. Dosyadaki bilgi ve belgelerden özellikle mahkeme tarafından hükme esas alınan 28.05.2019 tarihli bilirkişi raporunda, tarafların kusur ve sorumlulukları yeterince incelenip değerlendirilmeksizin görüş bildirildiği, olay ve kusur dağılımını aydınlatmada yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Şöyle ki, dosyada birbiriyle çelişkili raporlar bulunduğundan mahkemece çelişki giderilmek üzere yeniden alınan 28.05.2019 tarihli jeofizik mühendisi, jeoloji mühendisi ve inşaat mühendisinden oluşan üçlü bilirkişi kurulu raporunda kusur oranı belirlemenin uzmanlık alanları dışında olduğu belirtilmiştir. İlk Derece Mahkemesince de belirtilen raporda davacı ve davalı şirketin asli kusurlu olduğunun belirtildiği gerekçesiyle davalının %40 oranında kusuru olabileceği kabul edilerek hüküm oluşturulmuştur. Şu halde; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu yetersiz kaldığından konusunda uzman içlerinde jeoloji mühendisi, harita ve kadastro mühendisi, inşaat mühendisi ve karayolu fen görevlisi bilirkişi marifetiyle taraf delilleri değerlendirilerek gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp tarafların kusur oranları belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir. 3. Bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ...'na yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 3. Yukarıda (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya ve davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.