Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/610 E., 2025/4097 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/610 E., 2025/4097 K. (17.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/610
Karar No
2025/4097
Karar Tarihi
17.09.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/610 E. , 2025/4097 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2023/381 E., 2024/310 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; 2014 yılı Kasım ayında sağ omzundaki ağrının tedavisi için davalı hastaneye gittiğini, davalı doktorun ağrının basit bir operasyonla giderilebileceği yönünde kendisini ameliyata ikna ettiğini, hastanede 18.11.2014 tarihinde davalı doktor tarafından ameliyat edildiğini, bir gün sonra taburcu edildiğini, bir ay geçmesine rağmen sağ kolunu omuzdan hiçbir şekilde hareket ettiremediğini, fizik tedavinin işe yaramadığını, davalılara yaptığı müracaatlardan sonuç alamadığını, bu bölgedeki sinirlerin ameliyat sırasında kesildiğinin anlaşıldığını, yanlış ve hatalı ameliyat yanında siniri derhal tedavi ettirmeyip gizlemek sureti ile hem kasten hemde ihmalden davalıların sorumlu olduğunu, 52 yaşına kadar kullandığı sağ kolunu ve bu suretle sağ elini hiç kullanamamaya başladığını ve kalıcı maluliyeti öğrendiğinde büyük bir psikolojik travma geçirdiğini ileri sürerek; 1.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminatın ameliyat tarihi olan 18.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ...; hastanın daha önce başka sağlık kuruluşunda çektirilen MR sonuçları incelendiğinde davacının sağ omuzunda omuzun hareketini sağlayan kaslarında özellikle de supraspinatus kasında ciddi bir yırtık görüldüğünü, sürekli ağlayan ve öleceğini söyleyerek çığlık atan hastaya müdahale edilmesine karar verildiğini, başvuruda hastanın çektiği acı ve maddi durumu da nazara alınarak katkı payı alınmadan muayene edilerek gerekli tedavi ve muayenenin yapılmasına karar verildiğini, hasta kabul edilip tıbbın gerektirdiği tüm tetkikler yapılarak gerekli müdahalede bulunulduğunu ve şifa ile taburcu edildiğini, ameliyat sırasında herhangi bir sinire müdahale edilmediği gibi sinire müdahale edilmesinin de mümkün olmadığını, davacının tıbbi yaralanması ile operasyon arasında illiyet bağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı şirket vekili; hastaya gerekli tüm aydınlatmanın bizzat davalı doktor tarafından yapılıp imzalı onamlar alındığını, davacının iddiaları ile yapılan ameliyat arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacının ameliyattan sonra başka doktor ve hastaneye gittiğini söylediğini, tıp mevzuatına göre tutulması gereken tüm hasta kayıtları tam ve eksiksiz olarak tutulduğunu, kusurları bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 02.12.2021 tarihli kararıyla; davacının geçirdiği ameliyat nedeniyle vekilin özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin tespiti için alınan Adli Tıp Kurumunun 27.03.2020 tarihli raporunda, omuz rotator cuff tendon yırtılması tanısıyla 18.11.2014 tarihinde davalı şirkete ait hastanede davalı doktor tarafından yapılan artroskopik akromiyoplasti ve açık rotator kas onarım ameliyatı endikasyonu bulunduğu, ameliyat tekniğinin uygun olduğu, kişinin ameliyat sonrası sağ kol güçsüzlüğünün nedeninin anlaşılamadığı ancak saptandığı bildirilen aksiller sinir ve veya brakiyal pleksus üst turunkus tutulumuna ait bulguların söz konusu ameliyet tekniği ile illiyet bağını kurmaya yeterli tıbbi delil olmadığı, davalı doktorun uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, sağlık hizmetinin yürütülmesinde idarede organizasyon hatasının tespit edilmediğinin belirtildiği, davacının itirazı üzerine üniversitede görevli nöroloji, ortopedi ve travmatoloji, adli tıp uzmanlarından oluşan profesör düzeyinde 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporda da ameliyatın endikasyon ve uygulama şekliyle ilgili bilgilerin tıbbi kurallara uygun olduğu, ameliyatın komplikasyonsuz şekilde bitirildiği, ameliyet sırasında sinirlerde travmatik herhangi bir yaralanma sonucunda görülebilecek bulguların mevcut olmadığı, ameliyat uygulanan bölgelerin şikayetlere neden olan sinirlerin geçtiği anatomik bölgelere uzakta olduğu, ayrıca sonrasında da ameliyata bağlı olarak etkilenmiş sinir bulgularının saptanmadığı, etkilenen sinirlerin tek sinir etkilenmesi niteliğinde olmadığı, sağ brakial pleksite bağlı şikayetlerin 18.11.2014 tarihli artroskopik akromiyoplasti ve açık rotator kas onarım ameliyatı ile illiyet bağının bulunmadığının belirlendiği, her iki rapor bir arada değerlendirildiğinde davacının 18.11.2014 tarihinde geçirdiği ameliyat bölgesinden uzaktaki sinirlerde ağrıların oluştuğu, ağrının olduğu yerin ameliyat edilen yere yakın olmadığı, davalı doktorun tıbbi kurallara ve yönteme uygun olarak ameliyatı gerçekleştirdiği, ameliyat ile davacının ağrıları arasında illiyet bağının olmadığı, davalı doktor ve davalı hastane yönetiminin gerekli özeni gösterdiği, özen yükümlülüğünün ihlal edildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli kararıyla; taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun şekilde değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, davalı hastanede davacının tedavisini yürüten davalı hekimin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun ve davacının ağrıları ile ameliyat arasında illiyet bağının kurulamadığının benimsenen ATK raporu ve Mahkemece akademisyen hekimlerden oluşturulan bilirkişi kurulundan alınan raporla tespit edildiği gerekçesiyle, davacının başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairece verilen 08.05.2023 tarihli ilamla; Bölge Adliye Mahkemesinin esastan redde ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince üniversitelerde görevli akademik kariyere sahip önceki bilirkişilerden farklı ortopedi ve travmotoloji alanında uzman iki bilirkişi ile Nöroloji alanında uzman bilirkişiden oluşturulacak bilirkişi heyetinden, konulan teşhis, bu teşhise yönelik yapılan işlemler ve yerindeliği ile davacının mevcut durumu hakkında ayrıntılı ve açıklayıcı, denetime elverişli, davacının itirazlarını karşılar nitelikte rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 18.11.2014 tarihinde geçirmiş olduğu ameliyat bölgesinden uzaktaki sinirlerde ağrıların oluştuğu, ağırının olduğu yerin ameliyat edilen yere yakın olmadığı, davalı doktorun tıbbi kurallara ve yönteme uygun olarak ameliyatı gerçekleştirdiği, ameliyat ile davacının ağrıları arasında illiyet bağı olmadığı ve davalı doktor ve davalı hastane yönetiminin gerekli özeni gösterdiği alınan raporlarla da sabit olduğu, özen yükümlülüğünün ihlal edildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; kararın eksik incelemeyle verildiğini, raporlarda ameliyat konusu yerle rahatsızlığın bulunduğu yerin farklı olduğu ve illiyet bağı bulunmadığı belirtilmiş ise de davalılar tarafından yapılan ameliyat ve uygulanan tedavinin rahatsızlığın bulunduğu yerden farklı bir noktada hatalı şekilde yapılmış olmasının da muhtemel olduğunu, yapılan operasyonun gerçek rahatsızlık ya da asıl rahatsızlık noktası dışında başka bir noktada yapılması nedeniyle tedavinin eksik ya da yanlış yapılmış olabileceğini, davalı doktor ve hastanenin baştan beri yanlış ya da eksik teşhis koymuş olabileceğini, bu sebeple şu anki rahatsızlığın bulunduğu kısımda herhangi bir ameliyat yapılmamış olmasının mümkün olduğunu, davalı doktorun kusurlu davrandığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı doktor ve hastanenin vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranması iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda; ameliyat öncesi döneme ait ... Üniversitesinde 06.11.2014 tarihli omuz MR raporu ve ... Hastanesinde 18.11.2014 tarihli epikrizindeki muayene bulgularına göre davacıya konulan teşhisin doğru olduğu, bu teşhis doğrultusunda hastaya yapılan ameliyatın uygun olduğu, ameliyat sonrası kontrollerin usulünce yapıldığı, ... Hastanesinin 04.12.2014 tarihli epikriz notunda herhangi bir nörolojik defisitin olmadığı belirtildiğinden hastanın EMG bulguları ile gösterilen sağ plexus hasarının operasyon ile iliyet bağı olmadığı, netice itibariyle davalı doktorun ameliyat öncesi ve sonrası dönemde ihmali olmadığı şeklinde görüş bildirilmiş olup, bilirkişi raporunun Yargıtay, taraf ve Mahkeme denetimine açık, denetlenebilir olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı