Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/469 E., 2025/4136 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/469 E., 2025/4136 K. (18.09.2025) – Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/469
Karar No
2025/4136
Karar Tarihi
18.09.2025
Konu
Dolandırıcılık, Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/469 E. , 2025/4136 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/502 E., 2023/152 K. Mahkeme kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine, kararın onanmasına dair verilen kararın davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalının ... Barosu avukatlarından olduğunu ve müvekkili aleyhine Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/1072 E. sayılı dosyasıyla açılan davadan dolayı savunma görevini üstlendiğini, davalının avukatlık görevini Avukatlık Kanunu'nun 34. maddesinde yer alan özen borcuna uygun olarak yerine getirmediğini, son celseleri takip etmediğini, gerekli savunmaları yapmadığını, gerekçeli karar davalıya tebliğ edildiği halde temyiz edilmediğinden kararın kesinleştiğini, kesinleşen karar nedeniyle 1 yıl 6 ay süre ile hapis yattığını, vesayet altına alındığını, vasisi olan ablasının davalı avukatı ... Noterliğinin 11.03.2011 tarihli azilnamesi ile azlettiğini, ceza dosyasında 3.000,00 TL para cezasını ödediğini, ceza yargılaması sonucu kesinleşen dolandırıcılık suçundan dolayı memuriyetten çıkarıldığını ve aylık maaş ve gelirlerinden mahrum kaldığını, maddi ve manevi olarak sıkıntılar yaşadığını belirterek; 10.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminatın, ceza dosyasındaki kararın kesinleştiği 11.03.2010 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 10.01.2023 tarihinde maddi tazminat taleplerini 532.765,60 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; ceza dosyasının temyiz edilmemiş olmasının sonucu değiştirmeyeceğini, zira davacının hem savcılık hem de mahkeme huzurunda vermiş olduğu ifadesinde dava konusu karşılıksız çekteki imzanın kendisine ait olduğunu açıkça ifade ettiğini, davacının kendi kusuruna dayanarak hak iddia edemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli ve 2012/682 E., 2015/205 K. sayılı kararıyla; bilirkişi raporu doğrultusunda davalı kararı temyiz etmiş olsaydı kararın temyiz incelemesi için geçecek süre ile kararın kesinleşmesi ve davacının görevine son verilerek maaşının kesileceği tarihin yaklaşık 1,5 yıllık süre kadar erteleneceği, buna göre davacının son aldığı maaş üzerinden 1,5 yıl için 3.729,48 TL zararının olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 3.729,48 TL maddi tazminat 5.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 8.729,48 TL'nin 11.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 15.10.2018 tarihli ve 2018/5542 E., 2018/9333 K. sayılı ilamıyla; davacı tarafın temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmediği, davalının sair temyiz itirazlarının reddinin gerektiği belirtilerek, Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/1072 E. sayılı dosyasında; davacının sanık olarak yargılandığı, sanığın salt dolandırıcılık suçu sebebiyle 1 yıl 6 ay hapis ve günlüğü 30,00 TL'den 100 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın savunmasında imzanın kendisine ait olduğunu, çekte bulunması gereken vergi kimlik numarasının bulunmadığını bilmediğini, banka tarafından kendisine herhangi bir uyarı yapılmadığını, çek bedelinin imzanın benzememesi sebebiyle ödenmediğini, çekin geçerli olmadığını, bu nedenle beraatini istediğini beyan ettiği gözetilerek Mahkemece, davacının ceza dosyasındaki ifadesi ve imzanın kendisine ait olduğunu ikrar etmesi hususunun da dikkate alınarak, ceza dosyası davalı tarafça süresinde temyiz edilseydi sonucun değişip değişmeyeceği hususunun değerlendirilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, karar bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; avukat olan davalının, Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesi 2007/1072 E. nolu dosyasında sanık olarak yargılanan davacının vekillik görevini üstlendiği, vekillik görevinin ifası esnasında gerek duruşmalara katılmayarak ve gerekse de dava sonunda verilen ceza kararını süresinde temyiz etmeyerek özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve vekillik görevini ihmal ettiği, bu durumun yargılanarak ceza aldığı Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesi 2013/348 E., 2014/163 K. nolu dosyası kapsamında verilen kararla da sabit olduğu, bu durumda davalının kusuruyla verdiği zararlardan dolayı davacıya karşı sorumlu olduğu, Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/1072 E. nolu dosyası kapsamında yapılan inceleme sonucunda; davacının dolandırıcılık suçunu bilerek işlediği, davalı tarafından karar temyiz edilse dahi sonucun değişmeyeceği, Ankara 17. Asliye Ceza Mahkemesi 2007/1072 E. nolu dosyası kapsamında verilen hükmün usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine ulaşıldığı, davacının talep edebileceği maddi tazminatın, kararın temyiz edilmemesi sonucu bu dönemdeki alamadığı maaş bedelleri olduğu, bilirkişi raporuyla hesaplanan 3.729,48 TL'nin maddi zarar olarak kabulünün gerektiği, davalının kararı temyiz etmeme eyleminin, davacının kişilik haklarına karşı bir saldırı niteliğinde olmadığının anlaşıldığı belirtilerek, davanın maddi tazminat talebi yönünden kısmen kabulüne, 3.729,48 TL'nin 11.03.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ Mahkemenin 23.03.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine, davacı vekilinin temyizi yönünden; davalı avukat tarafından karar temyiz edilse dahi sonucun değişmeyeceği, davalının kararı temyiz etmeme eyleminin davacının kişilik haklarına karşı bir saldırı niteliğinde olmadığı, manevi tazminata hükmedilmemesinin yerinde olduğu gerekçesiyle kararın onanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

V. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri Davacı vekili; Mahkemece 07.11.2022 tarihli rapor esas alınarak hüküm kurulmasının gerektiğini, karar temyiz edilseydi 20.09.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5941 sayılı Kanun ile çekin geçerliliğine ilişkin zorunluluk unsuru kaldırıldığından lehe kanun uyarınca karşılıksız çek suçundan yargılanacağını ve memuriyet kaybı yaşamayacağını hatta ceza zamanaşımından düşme bile olabileceğini, ayrıca davalı asliye ceza mahkemesindeki son iki duruşmaya girseydi hükm��n açıklanmasının geri bırakılması müessesesinden yararlanabileceğini, ceza mahkemesince verilen 3.000 TL'nin de tazmin edilmesi gerektiğini, manevi tazminatın reddi kararının gerekçesiz olarak onandığı ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekilin özen sorumluluğunu yerine getirmemesi neticesinde doğan zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece uyulan bozma kararında belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verildiği, davacının dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahisle ceza aldığı, şartları oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesinin uygulanmadığı, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı anlaşılmakla, kararın onanmasına dair verilen Daire kararının yerinde olduğundan davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE, Aşağıda yazılı para cezası ile bakiye harcın karar düzeltme isteyene yükletilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 80bead809bfdc320 c3a659af2f805b0d

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı