3. Hukuk Dairesi 2025/313 E. , 2025/3953 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/929 E., 2024/5 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/61 E., 2022/338 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davalının internet sitesine verdiği ilan ile dava konusu taşınmazı 625.000,00 TL bedelle satışa çıkardığını, müvekkilinin ilanda irtibat numarası olarak verilen numaradan davalıyı arayarak dava konusu taşınmaza talip olduğunu, davalı ile müvekkilinin 09.04.2018 tarihinde buluştuklarını ve davalının davaya konu taşınmazı müvekkiline gösterdiğini, pazarlık için ise davalının müvekkilini dava dışı babası ... ile görüşmeye götürdüğünü, taraflar arasında yapılan pazarlık neticesinde söz konusu taşınmazın 450.000,00 TL bedelle müvekkiline satışı konusunda anlaştıklarını, müvekkili tarafından davalıya toplam 420.000,00 TL ödeme yapıldığını, dava dışı ... ile müvekkili arasında tapusu davalı adına olan dava konusu taşınmazın müvekkiline satıldığı ve parasının da peşin alındığına dair harici satış sözleşmesi imzalandığını, davalının dava konusu taşınmazın tapusunu müvekkiline devretmediği gibi aldığı 420.000,00 TL satış bedelini de iade etmediğini ileri sürerek; tapu iptal ve tescil taleplerinin kabulü ile davalı adına tapuda kayıtlı taşınmazın tapusunun iptali ile bakiye borç miktarını ödemeye hazır olan müvekkili adına tapuya tesciline; bu talebin kabul edilmemesi halinde ise müspet zararın tazmini talebi kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki rayiç bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 02.08.2022 tarihli celsede tapu iptal tescil taleplerinden vazgeçtiklerini, taleplerinin tazminata yönelik olduğunu belirtmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, zira dava konusu taşınmazın müvekkili adına kayıtlı olmasına rağmen para karşılığı satışı yaptığı iddia edilen kişinin müvekkilinin dava dışı babası olduğunu, müvekkilinin davaya konu satış işlemi ile ilgisi bulunmadığı gibi aldığı bir bedelin de olmadığını, müvekkilinin dava dışı babasının vefat ettiğini, dava dışı mirasçılar ile mirası reddettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalının dava dışı babası arasında 04.07.2018 tarihli harici taşınmaz satış sözleşmesi uyarınca davalı adına kayıtlı taşınmazın satışı için anlaşmaya varıldığı, taşınmazın satış ilanının davalı tarafça internet ortamında yayınlandığı, satış görüşmelerinin davalı ve davalının dava dışı babası ile birlikte yapıldığı, her ne kadar davalı tarafça ilanın kendisi tarafından verilmediği ileri sürülmüş ise de; ilanı yayınlayan internet sitesinin müzekkere cevabında ilanın davalıya ait telefon numarası üzerinden verildiğinin bildirildiği, davalının, davacı ve vekilleri ile noterde görüştüğüne ilişkin beyanı da dikkate alındığında davalının davacıyı tanımadığı, satış sözleşmesinden haberdar olmadığı, babasının bedel alıp almadığını bilmediği yönündeki savunmalarına itibar edilmediği, davalı ile satış bedelinin ödendiği iddia edilen dava dışı babasının aynı binada altlı üstlü oturdukları, taşınmazın satış ilanını veren davalı tarafın yönlendirmesi ile satış görüşmeleri sonrası dava dışı babası ile davacı arasında harici sözleşme düzenlendiği, yine davalının talebi doğrultusunda 420.000,00 TL satış bedelinin babasına davalı adına ödendiği, davalı ve dava dışı babasının hileli hareketlerle davacının iradesini fesada uğratarak kötü niyetli bir şekilde harici taşınmaz satış sözleşmesi yaptırarak ve taşınmazın tapuda devrine ilişkin resmi işlemlerden kaçınarak satış bedeli olan 420.000,00 TL'yi davacıdan alarak davacıyı zarara uğrattığı, davalının ve dava dışı babasının davacıya yönelik eylemlerinin hile niteliğinde olduğu, davanın süresi içerisinde açıldığı, davacı tarafça davalıya ve onun talimatıyla vekili sıfatıyla hareket eden dava dışı babasına 420.000,00 TL'nin ödendiği halde davalı tarafça taşınmazın devri yapılmadığından hile yolu ile davacıdan alınan 420.000,00 TL bedelin davacıya iadesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile 420.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının internet sitesinde verdiği ilanda kendi telefonunu kullandığı, dava dışı babası ile aynı binada oturması nedeniyle satıştan haberinin olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tanık olarak bilgisine başvurulan noterin beyanları ile tarafların satış için geldiklerinin anlaşılması karşısında davalının satış olayını ilk defa burada duyduğuna dair beyanlarının gerçeği yansıtmadığı, dinlenen diğer tanık beyanları ile davalı ve dava dışı babasının el ve iş birliği içerisinde hareket ederek davacıdan satış vaadiyle 420.000,00 TL aldıkları, bu itibarla İlk Derece Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davacının 350.000,00 TL'nin bankadan çekilerek elden verildiğini, geri kalan ödemenin de yine elden yapıldığını iddia ettiğini, bu iddiayı kanıtlayan makbuz ya da belge bulunmadığını, kaldı ki bu ödemeleri bizzat davacının dava dışı ...'e verildiğini beyan ettiğini, müvekkiline ödeme yaptığını söylemediğini, bu yönde bir iddiasının da olmadığını, müvekkilinin notere iddia edilen olaydan 4 ay sonra gittiğini, bu nedenle davacının iddialarının mantık dışı olduğunu, müvekkilinin dava dışı babasının yaptığı iddia edilen işlemden haberdar olmadığını, tanık dinletilmesine muvafakat edilmemesine karşın tanık dinlenmesinin hatalı olduğunu, davada yazılı delille ispat kuralının uygulanması gerektiğini, alınan bilirkişi raporuna göre 04.07.2018 tarihinde tarlanın değerinin 760.896,76 TL olduğunun bildirildiğini, bu durumda tarlanın 420.000,00 TL'ye satıldığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, yetkili olmayan temsilcinin yaptığı işlemin mal sahibi tarafından onaylandığına dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığını, müvekkili ile dava dışı babasının evlerinin ayrı olduğunu, davanın hukuki sebebinin sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak davası olarak tashih talebi ve Mahkemenin de bu yönde verdiği tavzih kararının hukuka aykırı olduğunu, doğruluğu ispat edilemeyen adi yazılı bir evrak ile müvekkiline husumet yöneltildiğini, müvekkilinin davaya konu taşınmazın devri için dava dışı ölen babasını özel olarak yetkili kılmadığını, hileye dayanak olarak gösterilen telefon numarasının müvekkilince kullanılmadığını, imzalanmayan noter evrakından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, müvekkili ve diğer mirasçılar tarafından dava dışı ölen babasının mirasının da reddedildiğini, buna dair kesinleşmiş karar bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, geçersiz taşınmaz satış sözleşmesi uyarınca ödenen bedelin tahsili istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, davalının dava konusu taşınmaz satışına ilişkin verdiği internet ilanında farklı isimler kullanmasına rağmen aynı GSM telefonunun irtibat numarası olarak belirtilmesine, davalının dava dışı babası ile davacı arasında akdedilen geçersiz satış sözleşmesi içeriği, davalının dava dışı babası ile aynı binada oturması ve geçersiz satış sözleşmesinde şahit olarak belirtilen ve bilgisine başvurulan tanık ile diğer tanık beyanları da nazara alındığında, davalı ile dava dışı babasının hile ile el ve iş birliği içerisinde hareket ederek davaya konu taşınmazı satış vaadiyle davalıdan 420.000,00 TL aldıklarının dosya kapsamındaki deliler ile sabit olmasına, bu itibarla Derece Mahkemelerinin kabul ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.