3. Hukuk Dairesi 2025/279 E. , 2025/4178 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2210 E., 2024/378 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2021/64 E., 2024/192 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin 2014 yılında davalı hastanede, davalı Prof. Dr. ...'ın hastası olarak sol bacağında kısalık nedeniyle davalı doktor tarafından ameliyat edildiğini, ameliyattan önce davalı doktorun kendilerine iyileşme garantisi verdiğini, aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ancak ameliyattan hemen sonra davacının sol bacağında eğrilik meydana gelmeye başladığının, bu eğrilik nedeniyle aynı davalı doktor tarafından ve davalı hastanede ikinci kere ameliyat olduğunu, buna rağmen sol bacağında düzelme olmadığını, bacağındaki eğriliğin her geçen gün artmış olduğunu, davacının yürümekte zorluk çektiğini ve uzun mesafe yürüyemediğini, davalıların hem haksız eylemi hem de sözleşmeye aykırı eylemleri nedeniyle davacının hem geçici hem de sürekli olarak iş göremez hale geldiğini, davacının davalıların bu tutum ve davranışlarından kaynaklanan zarar nedeniyle oldukça büyük oranda elem, acı ve ızdırap çektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla asgari 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının davacının ilk ameliyat olduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, asgari 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davacının ilk ameliyat olduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, şimdilik 500,00 TL ameliyat ve tedavi giderlerinin davacının ilk ameliyat olduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 200.000,00 TL manevi tazminatın davacının ilk ameliyat olduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili, davacının ayağında tedaviden önce var olan kısalığın doğal bir sebepten veya doğuştan meydana gelen hafif ve birkaç santimlik bir kısalık değil davacının henüz çok küçük yaşta geçirdiği bir trafik kazası neticesinde ortaya çıkan ağır tahribat nedeniyle sonradan meydana gelen ve geri dönülemez şekle bürünen bir kısalık olduğunu, davacı hastanın geçirmiş olduğu kazadan yıllar sonra başvurduğunu, müvekkili doktor tarafından kısalık ve ayak deformitesinin tedavisi için tibia ve fibulanın uzatılması ile eş zamanlı ayak deformitesinin İlizarov eksternal fiksatör yöntemiyle düzeltilmesine yönelik ameliyat yapıldığını, ameliyat öncesinde davacının birinci derece yakınlarına ayrıntılı izahat verildiği gibi gerekli onamların da alındığını, ikinci operasyonun da düzeltme ameliyatı değil birinci operasyonun tamalayıcısı niteliğinde olduğunu, ameliyatın sonrasında ciddi bir bakım ve kontrol sürecinin de söz konusu olduğunu, davacının bu bakım ve kontrollerini ihmal ettiğini hatta müvekkilinin kendi imkan ve bağlantılarıyla hastanın bir süre daha takibini yapmayı başardığını, bu hususun da tanık ifadesiyle ispat edileceğini, ameliyat sonucu hakkında garanti verilmesinin de mümkün olmadığını, davacıya verilen tüm sağlık hizmetlerinin tıp kurallarına uygun ve hasta yararına yapıldığını, hatalı, eksik hiçbir durumun söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı doktorun eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, hizmetini sağlık çalışanları aracılığıyla yürüten idarenin organizasyon hatası bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, hüküm kurmaya elverişli ATK raporları ve ... Üniversitesi Tıp Fakültesince hazırlanan raporlara itibar edilerek davalıların kusurlu olmadıkları sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davalı doktor tarafından gerçekleştirilen ameliyatın tedavi amaçlı tıbbi müdahale olarak kabul edildiği ve bu nedenle vekalet sözleşmesine ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği kanaatine varılarak incelemenin yapıldığı, dosya arasında bulunan tıbbi belgelerden ameliyat ile aynı tarihli aydınlatılmış onam formunun düzenlenerek davacının yaşının küçük olması nedeni ile (13 yaş içerisinde) hasta yakını tarafından imzalandığı yargılama sırasında dava konusu olayın niteliğine uygun, konusunda uzman ... Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana bilim Dalı Öğretim üyeleri ve ATK 7. İhtisas Kurulundan alınan, hüküm kurmaya, taraf ve kanun yolu denetimine uygun raporlar karşısında davalı özel sağlık kurumunda davacıya uygulanan tıbbi tedavi ve gerçekleştirilen ameliyatların tıp kuralarına uygun yapıldığı, hastanın aydınlatılmış onam formları ile ameliyat süreci ve komplikasyonlar konusunda usulünce bilgilendirildiği, kişinin kontrol muayenelerinde tespit edilen tibiada valgusun ameliyatların her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilen komplikasyonu olarak değerlendirildiği, şikayetlerin artması durumda kişiye revizyon ameliyatı önerilebileceği, ancak kişinin 02.02.2018 tarihinden itibaren ilgili hekime başvurusunun bulunmadığı, ayrıca sol tibia açık kırığına yönelik daha önceden yapılan ameliyatın bu komplikasyonların gelişmesine katkısının bulunduğu ve kişide tespit edilen ayak bileğindeki ekinus deformitesi ve hareket kısıtlılığının yapılan ameliyat öncesinde kişide mevcut olduğu, netice olarak davaya konu uyuşmazlıkta davalı doktor ve davalı hastanenin kusur ve ihmalinin olmadığı anlaşılmış olup, mahkemece davalılara atfı kabil kusur bulunmadığı gerekçesine dayalı olarak davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, dava ve istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek, ameliyat öncesi aydınlatılmadığını, davalı doktor ve hastanenin kusurlu olduğunu, ameliyat sonrası bacağında eğrilik oluştuğunu, alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekâlet akdine dayanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle dosyaya kazandırılan aydınlatılmış onam formunun yasanın aradığı koşulları taşıdığı ve yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarının hükme esas alınmaya yeterli olduğunun anlaşılmasına göre, temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 112e052309945996 f6e0693a98ce8b23