Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/244 E., 2025/4177 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/244 E., 2025/4177 K. (18.09.2025) – Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/244
Karar No
2025/4177
Karar Tarihi
18.09.2025
Konu
Dolandırıcılık

3. Hukuk Dairesi 2025/244 E. , 2025/4177 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/434 E., 2022/179 K. Mahkeme kararının davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın onanmasına dair verilen kararın davalı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin Adana'da ... Eczanesini işlettiğini, davalı Kurumun 11.11.2013 tarihli yazısı ile eczane tarafından fatura edilen 25.10.2010 tarihli ve ... işlem numaralı 1 adet reçetede, "reçetede bulunması gereken ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da yakınına teslim edildiğine dair imzanın reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığı" gerekçesi ile 2009 yılı Eczane Protokolünün (6.3.3) maddesi uyarınca yazılı olarak uyarılma ve reçete bedeli olan 11.935,23 TL'nin 5 katı tutarı olan 59.676,15 TL borç tahakkuk ettirildiğini, ancak Kurumun bu kararının hukuka aykırı ve yersiz bir karar olduğunu, nitekim ilgili soruşturma dosyası ile ceza yargılamasından da ortaya çıktığı üzere, söz konusu reçete ile ilgili eczanesinden ilaç alan kişinin resmi evrakte sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından mahkum olduğunu, usulüne uygun reçete ile gelen hastaların reçete muhteviyatı ilaçlarının hastalara teslim edilmesinin zorunlu olduğunu ve eczacının bu şekilde gelen kişilerin kimliklerini kontrol etme yükümlülüğü olmadığını, müvekkilinin Kurumu zarara uğratmak amacıyla hareket etmediğini beyan ederek, davalı Kurumun yazılı olarak uyarma ve reçete bedelinin 5 katı cezai şart tutarı olan 59.676,15 TL'nin yasal faizi ile birlikte tahsiline dair kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemece verilen 01.06.2015 tarihli ve 2015/148 E., 2015/228 K. sayılı kararla; bilirkişi tarafından reçete arkasındaki imzanın hasta veya yakınına ait olmadığı tespit edildiği, 2009 yılı Eczane Protokolünün (6.3.3) maddesi uyarınca uygulanan cezai işlemin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 24.09.2018 tarihli ve 2016/2955 E., 2018/8248 K. sayılı ilamıyla; Mahkemece 2016 yılı protokolünün değerlendirilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 04.12.2020 tarihli ve 2020/141 E., 2020/387 K. sayılı kararla; 2009 yılı protokolünün (6.3.3) maddesindeki "hasta veya hasta yakınına teslim edilmeyen" ibaresinin 2016 yılı protokolünün (5.3.2) maddesinde "reçete sahibine ya da ilacı alana" teslimi şeklinde değiştirildiği, reçete muhteviyatı ilaçların ilacı teslim alana teslim edildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık olmadığı, 2016 yılı protokolünün (5.3.2) ve (6.12) maddeleri gereğince, 2009 protokolünün (6.3.3) maddesi uyarınca uygulanan reçete bedelinin 5 (beş) katı tutarında ki cezai işlemin konusunun kalmaması nedeniyle uygulanmaması gerekeceği her ne kadar davacı tarafından Kuruma başvuru yapılmamışsa da, 2016 yılı protokol hükümlerinin uygulanmasını talep ettiği, başvuru yapılması halinde Kurum tarafından 2016 yılı hükümlerinin uygulanacağının kesin olmadığı, yargıya intikal eden durumlarda Kurumun yargı kararıyla uyuşmazlığın çözülmesini beklemeyi tercih ettiği durumların olduğu, dolayısıyla kuruma başvurunun yalnızca dava dışı bir çözüm olduğu, başvurulmaması halinde Mahkemece protokol hükümlerinin mukayeseli olarak değerlendirilip, talebin değerlendirmeye alınabileceği gerekçesiyle; davanın kabulüne, davalı Kurumun 11.11.2013 tarihli ve .../... sayılı cezai şart ve uyarı cezasının iptaline, davacının davalı kuruma 59.676,15 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece verilen 28.09.2021 tarihli ve 2021/4888 E., 2021/9190 K. sayılı ilamla; davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; davalı Kurum tarafından 2009 yılı protokolünün (6.3.3.) maddesi dayanak gösterilerek davacı eczacı hakkında toplam 59.676,15 TL cezai şart uygulandığı ve davacının uyarıldığı; davaya konu reçetelerin sahte olduğu, sahte reçetelerin dava dışı ... ve ... tarafından düzenlendiği, bahse konu kişilerin sanık olarak yargılandığı ceza dosyası incelendiğinde; Kuruma fatura edilen reçeteler ve reçetelere dayanak raporlar sahte olup iğfal kabiliyetinin bulunduğu, sahte reçetelere konu ilaçların sanıklardan ...’a teslim edildiği ve reçetedeki imzanın da yine bu kişinin eli ürünü olduğu, sanık ...’un ilacı almakla görevlendirildiği, diğer sanık ...’ın ise pahalı ilaçları düşük bedelle piyasaya sürerek haksız menfaat temin ettiği gerekçesiyle, sanıkların sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmalarına karar verildiği, davaya konu sahte reçetelerdeki imzalar, ilaçların teslim edildiği şahsa ait olsa da; reçete muhteviyatı ilaçların kurum sigortalısı hastalar tarafından kullanılmadığı sabit olduğundan, davacı eczacının sözleşmenin ilgili madde hükmünü ihlal ettiği dikkate alınarak, Mahkemece 2016 yılı protokolünün (5.3.2.) madde hükmü değerlendirilmek suretiyle yeniden rapor alınıp, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 08.04.2022 tarihli kararıyla; her ne kadar bozma ilamında yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiğine değinilmişse de, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenmesi mümkün olmadığı, davaya konu Kurum işleminde bahsi geçen reçetelerde yazılı ilaçların gerçek hastaya ulaşmadığının sabit olduğu, bu nedenle davalı Kurum tarafından davacı hakkında 2009 yılı protokolünün (6.3.3) maddesinin uygulanmasının yerinde olduğu, ancak Kurum işleminin yerine getirildiği tarihten sonra yürürlüğe giren 2016 yılı protokolünde aynı eylem için 2 katı oranında cezai şart uygulanacağının kararlaştırıldığını, aynı protokolün (6.12) maddesi gereğince davacı eczacının bu lehe hükümden faydalanacağı, 2009 yılı protokolüne göre teslim edilmeyen reçete bedelinin 5 katı şeklinde uygulanan yaptırımın 2016 yılı protokolü gereğince teslim edilmeyen reçete bedelinin 2 katı şeklinde uygulanmasının gerektiği, davaya konu ihlalin ilk kez gerçekleştiği, bu durumun aksini gösterir dosyada yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalı Kurumun uyarı ve cezai şart işleminin kısmen iptaline, davacının yazılı olarak uyarılması ve hakkında 23.870,46 TL cezai şart uygulanmasına, davacının 35.805,69 TL cezai şart bedeli nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davanın kısmen kabul edilmesi sonraki tarihli lehe protokol hükmünden kaynaklandığından davacı vekili lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ Mahkemenin 08.04.2022 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın onanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

V. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri Davalı vekili, önceki aşamalardaki ve temyiz dilekçesindeki itirazları tekrar ederek Daire onama ilamının kaldırılarak Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından 2009 yılı Eczane Protokolünün (6.3.3) maddesi uyarınca davacı hakkında uygulanan 59.676,15 TL cezai şart bedeli tahsili ile 1 kez uyarıya ilişkin 11.11.2013 tarihli kararının iptali istemine ilişkindir. Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Dairece verilen önceki tarihli bozma ilamlarına uygun karar verilmiş olmasına göre davalı vekilinin karar düzeltme dilekçesinde bildirdiği sebeplerin reddi gerekmiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde bulunmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyene yükletilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 29a32f26003fcd48 436d9434607d95d9

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı