Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/2148 E., 2025/5047 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/2148 E., 2025/5047 K. (22.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2148
Karar No
2025/5047
Karar Tarihi
22.10.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/2148 E. , 2025/5047 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/42 E., 2025/39 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili; mülkiyeti müvekkiline ait dükkanın 01.03.2007 tarihinde dava dışı ..'e, 10.06.2008 tarihinde de yine dava dışı .. 'e kiraya verildiğini, müvekkilinin kiracısı ... ile sözlü ortaklık anlaşması yaptığını, 11.02.2009 tarihinde iş yerinin vergi levhasını kendi adına çıkardığını, bu sebeple müvekkilinin işe başlama tarihi olan 11.02.2009 tarihinden sonraki elektrik tüketiminden sorumlu olduğunu, kiracıya ait borçtan dolayı davalı şirket tarafından müvekkili aleyhine icra takibine başlanıldığını, ihtirazi kayıtla 50.050,00 TL ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek; 50.050,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Birleşen 2009/551 Esas sayılı davada davacı şirket vekili; mülkiyeti davalıya ait olan iş yerinin elektrik tüketimi borcundan dolayı icra takibi başlattıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek; itirazın iptaline ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Üçüncü bozma ilamı sonrası birleşen 2014/566 Esas sayılı davada davacı; asıl davada hükmedilen 45.005,28 TL alacağa dava tarihinden karar tarihine kadar hesaplanan 18.900,00 TL yasal faizin davalıdan tahsilini talep etmiştir. 4. Üçüncü bozma ilamı sonrası birleşen 2018/234 Esas sayılı davada davacı; haksız olarak fazla ödediği 45.005,28 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı şirket vekili, asıl ve birleşen davaların davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen 2009/551 Esas sayılı davada davalı vekili; davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.05.2011 tarihli kararıyla; asıl davada 39.745,68 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen itirazın iptali davası yönünden dava tarihinden sonra alacağın ödenmiş olması nedeni ile konusuz kalan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı/birleşen davada davacı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 01.10.2012 tarihli ilamıyla; davalı/birleşen davada davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, birleşen itirazın iptali davasında; dava tarihi itibariyle tarafların haklılık durumu değerlendirilerek kendisini vekille temsil ettiren birleşen dava davacısı yararına da karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, istirdat davasında, Mahkemece uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak davacının ödemekle yükümlü olduğu asıl borç, ödeme tarihine kadar bu miktar üzerinden işleyecek faiz ve bu tarih itibariyle davalı yanca yapılan icra takip giderleri de hesaplanarak davacının yapmış olduğu toplam ödeme miktarından mahsup edilip bakiye miktar üzerinden istirdat davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan Mahkemenin 17.06.2014 tarihli kararıyla; istirdat davası yönünden davanın kısmen kabulü ile 45.005,28 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen itirazın iptali davası yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, davalı-birleşen davada davacı şirket davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 3.Dairece verilen 25.05.2017 tarihli ilamla; uyulan bozma ilamında davacının ödemekle yükümlü olduğu asıl borç, ödeme tarihine kadar bu miktar üzerinden işleyecek faiz ve bu tarih itibariyle davalı tarafça yapılan icra takip giderleri de hesaplanıp, davacının yaptığı ödeme miktarından mahsup edilerek bakiye miktar üzerinden istirdat davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda sadece takip giderleri mahsup edilerek karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 4.Bozmaya uyan Mahkemenin 29.05.2018 tarihli kararıyla; asıl davanın 27.02.2018 tarihinde taraflarca takip edilmediği ve usulüne uygun yenilenmediği gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 150/5 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, birleşen dava hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, davacı- birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 5.Dairece verilen 25.12.2018 tarihli ilamla; süresinde verilen yenileme dilekçesi üzerine Mahkemece harcı yatırması için davacı tarafa uygun bir süre verilmesi, verilen sürede harcın yatırılması halinde asıl davaya kaldığı yerden devam edilmesi, harcın yatırılmaması halinde ise 6100 sayılı Kanunun 150/5 maddesi uyarınca asıl davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 6.Bozmaya uyan Mahkemenin 04.11.2020 tarihli kararıyla; asıl davanın kısmen kabulü ile 43.856,68 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen 2009/551 Esas sayılı itirazın iptali davasında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen 2014/566 Esas sayılı davanın kısmen kabulü ile 18.178,29 TL faiz alacağının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen 2018/234 Esas sayılı davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı/birleşen davada davacı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 7.Dairece verilen 30.09.2021 tarihli ilamla; asıl davada, Mahkemece bozmadan önceki kararın, sadece davalı tarafından temyiz edildiği ve ilk kararda hükmedilen miktarın temyiz eden davalı taraf yararına usule ilişkin kazanılmış hak oluşturduğunun gözetilmesi gerekirken, aleyhe hüküm verme yasağına aykırı olacak şekilde hüküm tesisinin hatalı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 8. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; son bozma ilamı sonrasında alınan bilirkişi raporunun hükme esas almaya yeterli olduğu gerekçesiyle, asıl davada, 33.322,25 TL üzerinden istirdat isteminin kabulüne, birleşen 2009/551 E. sayılı itirazın iptali dosyasında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen 2014/566 E. sayılı alacak dosyasında 44.504,83 TL'nin dava tarihi olan 21.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, birleşen 2018/234 E. sayılı istirdat davasının derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davalı/birleşen davada davacı şirket vekili; birleşen 2014/566 E. sayılı dosyası yönünden verilen kararın hatalı olduğunu, birleşen dosya davacısının faize ilişkin talebini içeren bu davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, yine hesaplanacak faiz tutarının yasal faiz oranını da aşmaması gerekirken hükme esas alınan bilirkişi raporunda faizin yıllık %29 oranıyla hesaplandığını, birleşen bu dava dilekçesinde talep miktarı 18.900,00 TL olarak belirtilmesine rağmen ve ıslah ya da bedel arttırım talebi de yer almadığından Mahkemece talep aşılarak karar verildiğini, yine Mahkemenin 2019/129 E. sayılı kararı birleşen dosya davacısı tarafından temyiz edilmeyip bu kararda da birleşen bu dosya ile ilgili 18.178,29 TL'nin ödenmesine karar verilmekle, müvekkili lehine usuli kazanılmış hak da oluştuğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davacı/birleşen davada davalı vekili; yapılan birleşen 2014/566 E. sayılı dosya ile ilgili kurulan hükmün onanması, diğer davaların da müvekkili aleyhine eksik hesaplama ile karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleşen 2014/566 Esas ile 2018/234 Esas sayılı davalardaki uyuşmazlık, davacı birleşen davalı ...'in icra baskısı altında ödediği bedelin istirdadı ve faizinin tahsili istemine ilişkindir. 1. 6100 sayılı Kanununun “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1 maddesinde hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır. Sözü edilen kanun maddesi uyarınca, Mahkemenin talepten başka bir şeye karar vermesi mümkün bulunmamaktadır. Taraflardan yalnız birinin temyizi halinde, Yargıtay, hükmü temyiz edenin aleyhine bozamaz (Aleyhe bozma yasağı). Bundan başka, taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde, Yargıtayın (temyiz eden tarafın lehine olarak) verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme de artık, temyiz eden tarafın, önceki (bozulan) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm veremez. Buna da "aleyhe hüküm verme yasağı" denir. Taraflardan yalnız birinin temyizi üzerine verilen bozma kararına uyan mahkemenin temyiz eden tarafın, önceki (bozulan ) karara oranla daha aleyhine olan bir hüküm vermemesi ilkesi, usule ilişkin kazanılmış hak müessesesi ile de yakından ilgilidir. Yukarıdaki açıklamalara göre somut olayda; birleşen 2014/566 E. sayılı dava dilekçesinde, asıl davada 17.06.2014 tarihli karar ile hükmedilen 45.005,28 TL alacağa dava tarihinden karar tarihine kadar hesaplanan 18.900,00 TL yasal faizin tahsilinin talep edildiği, Mahkemenin 04.11.2020 tarihli kararıyla birleşen 2014/566 E. sayılı davanın kısmen kabulü ile 18.178,29 TL faiz alacağına hükmedildiği, 04.11.2020 tarihli kararın sadece davalı/birleşen davada davacı şirket vekilince temyiz edildiği anlaşılmakla; hüküm altına alınan 18.178,29 TL yönünden davalı/birleşen davada davacı şirket lehine oluşan usuli kazanılmış hakkın ihlal edilmesi, bundan ayrı birleşen bu davada 18.900,00 TL yasal faiz talep edilmesine rağmen hatalı şekilde %29 oranı üzerinden faiz hesabı yapılması ve talep aşılarak 44.504,83 TL'nin hüküm altına alınması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 3.Bozma sebebine göre, tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.

VI. KARAR 1. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA, 2. Bozma sebebine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a089ddf5a63562af 340b01a3d74bd23c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı