Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/20 E., 2025/3881 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2025/20 E., 2025/3881 K. (08.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/20
Karar No
2025/3881
Karar Tarihi
08.09.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2025/20 E. , 2025/3881 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/852 E., 2024/1550 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Beypazarı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/605 E., 2023/717 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalı şirketin 2015 yılı gayrisafi hasılatını eksik bildirmesi nedeniyle müvekkili tarafından 2015 yılı idare payının eksik hesaplandığını bu nedenle eksik ödenen idare payı alacağının tahsili için başlatılan takibe itiraz edildiğini belirterek; itirazının iptali ile 1.854.542,87 TL (asıl alacak) ve 973.171,37 TL işlemiş olmak üzere 2.827.714,24 TL yönünden takibin devamını ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu alacağın kamu geliri niteliğinde kamusal bir alacak olduğu, bu tür alacakla ilgili 6183 sayılı Amme Alacakların Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un (6183 sayılı Kanun) 102. maddesinde; “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur…” hükmü gereğince vadesini takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, davanın 6183 sayılı Kanun kapsamında alacağın tahsili olmadığını, bu konuda 2015/4 sayılı Maliye Bakanlığı Gelir İdare Başkanlığına ait Tahsilat İç Genelgesinin olduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu (5686 sayılı Kanun) uyarınca ödenmesi gereken idare payının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 5686 sayılı Kanun'a göre akışkanın; doğrudan ve/veya dolaylı olarak seralarda, elektrik üretimi ve konut ısıtmasında kullanıldığı tesislerde gayrisafi hasılatının %1’i tutarında idare payı ödenir. Anayasa Mahkemesinin 31.10.2013 tarihli ve 2013/41 E., 2013/124 K. sayılı kararında; 5686 sayılı Kanundaki “idare payı”nın niteliği konusunda “İtiraz konusu kuralda düzenlenen idare payının, ilgililerin, İl Özel İdaresince verilen izne istinaden Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan jeotermal kaynaklardan elde edilen akışkanı (su, gaz ve buharı) kullanmak suretiyle yürüttükleri ticari faaliyet kapsamında alındığı anlaşılmaktadır. İdare payı, idarece verilen ruhsat (izin) çerçevesinde yürütülen bir faaliyet kapsamında alınan mali bir yükümlülük olması itibarıyla resme benzemektedir. Buna karşılık idare payının, faaliyetin sonucunda elde edilen yıllık gayrisafi hâsılat üzerinden alınması yönüyle de vergiye benzediği ifade edilebilir. Dolayısıyla, kamu gücüne dayalı olarak, tek taraflı bir iradeyle ve gereğinde zorla alınan söz konusu pay, belirtilen özellikleriyle “benzeri malî yükümlülük” kavramı içinde değerlendirilebilecek bir kamu geliri niteliği taşımaktadır.” tespitinin yapıldığı görülmüştür. 6183 sayılı Kanun'un 1/1 maddesinde; Devlete, İl Özel İdarelerine ve Belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait yargılama gideri, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i kamu alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız eylem ve haksız iktisaptan (sebepsiz zenginleşmeden) doğanlar dışında kalan ve kamu hizmetleri uygulamasından mütevellit olan diğer alacakları ile bunların takip giderleri hakkında bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı, 2. maddesinde; “çeşitli kanunlarda Tahsili Emval Kanununa göre tahsil edileceği bildirilen her çeşit alacaklar hakkında da bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı”, 3. maddesinde, “bu Kanundaki kamu alacağı teriminin, 1. ve 2. maddeler kapsamına giren alacakları ifade ettiği” belirtilmiştir. Yine 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 3. maddesinde ise;“ i) Kamu geliri: Kanunlarına dayanılarak toplanan vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay veya benzeri gelirler, faiz, zam ve ceza gelirleri, taşınır ve taşınmazlardan elde edilen her türlü gelirler ile hizmet karşılığı elde edilen gelirler, borçlanma araçlarının primli satışı suretiyle elde edilen gelirler, sosyal güvenlik primi kesintileri, alınan bağış ve yardımlar ile diğer gelirleri..” şeklinde tanımlanmıştır. Anılan mevzuat hükümleri uyarınca davaya konu alacak kamu geliri niteliğinde kamusal bir alacak olup, bu tür alacakla ilgili 6183 sayılı Kanun'un 102. maddesinde; “Amme alacağı, vadesinin rasladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur…” hükmü gereğince, dava konusu yapılan vadesi 2016 yılı Haziran ayı sonu olan alacak için zamanaşımı süresinin başlangıcının, takip eden takvim yılı başı olan 01.01.2017 tarihi olduğu ve bu tarihten itibaren beş yıllık zamanaşımı süresinin 01.01.2022 tarihi itibariyle dolduğu, takibin başlatıldığı 26.04.2022 tarihi itibariyle alacağın zamanaşımına uğramış bulunduğu (Dairemizin 30.09.2024 tarihli ve 2023/4402 E., 2024/2663 K. sayılı ilamı da aynı yöndedir), davacının dosyaya sunmuş olduğu Maliye Bakanlığı Gelir İdare Başkanlığına ait Tahsilat İç Genelgesinin Kurumun iç işleyişine ilişkin olduğu, yasal mevzuatın öncelikle uygulanması gerektiği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 17ee590c4cb76ac6 683f45c3df1339fe

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı