3. Hukuk Dairesi 2025/1546 E. , 2025/4839 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/3442 E., 2025/232 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/58 E., 2024/245 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili; .. İli, .. İlçesi, .. Mahallesi, .. .. Sokağında bulunan 7 03... parsel sayılı ve 15.636,00 m² yüzölçümlü, tarla vasıflı taşınmazın .. kızı .. adına kayıtlı iken Kadıköy 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.03.1984 tarihli ve 1975/884 E., 1984/128 K. sayılı ilamına istinaden 01.10.1985 tarihli ve ..3 yevmiye numarası ile .. adına tescil edildiğini, sonrasında ise .. Belediye Başkanlığınca yapılan şüyulandırma sonucu tapunun 10.09.1991 tarihli ve .. yevmiye numarası ile kayıtlı 50 adet parsele ayrıldığını, bu 50 adet taşınmazın toplam alanının 13.229m² olduğunu, 2.337 m²lik alanın düzenleme ortaklık payı olarak yola terk edildiğini, bilahare yeni oluşturulan 50 adet taşınmazın kayıtlarının imar uygulanması nedeniyle kapatılarak ve 23.02.1995 tarihli ve .. yevmiye numarası ile 10 adet parsel olarak Hazine adına tescil edildiğini, ikinci şüyulandırma sonucu oluşan parsellerin toplam alanının 11.824 m² olduğunu, bunun 11.043 m²'sinin Hazine adına, 781 m²'lik kısmının .. Belediye Başkanlığı adına tapuya tescil edildiğini, geriye kalan 2.415 m² yerin ise düzenleme ortaklık payı olarak yola terk edildiğini, söz konusu taşınmaz üzerinde 49 adet şahsın tapu tahsis müracaatları olduğunu, müvekkilerinin murisi .. tarafından da 187.00m²''lik kısmı için tapu tahsis belgesi alındığını, bu tapu tahsis belgesinin 2981 sayılı Kanun'un 10/b maddesine göre 08.05.2002 tarihli yazısıyla resen iptal edildiğini ve bu kararın kesinleştiğini ileri sürerek; dava konusu taşınmazdaki murisin hak sahibi bulunduğu hisselerin rayiç değerinin müvekkillerine ödenmesine, bu talep kabul edilmediği taktirde yapılan ödemelerin tahsis tarihinden itibaren dava tarihine kadar hesaplanarak güncel değerinin davalıdan faizi ile birlikte tahsiline, hesaplama yapıldığında ve alacak miktarı tespit edildiğinde harç ödenerek bu bedele tamamlanmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere belirsiz alacak olarak şimdilik 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 26.10.2020 tarihli talep arttırım dilekçesi ile talebini 714.000,00 TL'ye yükseltmiş, 19.09.2024 tarihli dilekçe ile de eksik harcı ikmal ederek dava değerini 1.433.096,94 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, İdarece yapılan araştırmada tapu tahsis belgesinin düzenlenmesini müteakip davacıların murisi .. tarafından arsa payı bedelinin .. Valiliği İl İmar Müdürlüğü Fon Hesabına yatırıldığının anlaşıldığını, bu nedenle husumetin müvekkili İdareye yöneltilemeyeceğini, yatırılan arsa bedeli belli olduğundan eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların murisinin arsa tahsisi yapılacağı ilanına güvenerek davalıya para yatırarak edimini yerine getirdiği, ne var ki davalının edimini yerine getirmediği, dava konusu edilen bedelin ise davalının hesabına girdiği, eldeki davada davacının gerçek zararının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, bu nedenle davacıların taşınmazın rayiç değerini isteyebileceği, yapılan araştırma neticesinde emsal temini yoluna gidilerek, tahsis edilmesi planlanan taşınmazın ifanın imkansız hale geldiği tarihteki rayiç değerinin tespiti için denetime elverişli, bilimsel verilere ve Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararına uygun olarak alınan 12.07.2024 tarihli rapora itibar edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 646.415,99 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile miras payları oranında davacılara verilmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların murisi adına tapu tahsis belgesi düzenlendiği, murisin söz konusu gayrimenkulün tahsis bedeli olarak 27.04.1997 tarihinde 93.500.000,00 ETL ve 22.08.1988 tarihinde 280.500.000.000,00 ETL ödeme yapıldığı, bir kamu kurumu olan davalının, davacıların murisine arsa tahsis edileceği yönünde güven aşılamak suretiyle, tahsis edilecek arsa karşılığında davaya konu edilen bedeli aldığı, işlemin bir tarafı kamu kurumu, diğer tarafının da dar gelirli vatandaş olduğu, vatandaşın kamu kurumlarına olan güven ve inancının korunması gerektiği, arsa tahsisi yapılacağı ilanına güvenerek davalıya para yatıran davacıların murisinin edimini yerine getirdiği, ne var ki davalının edimini yerine getirmediği, dava konusu edilen bedelin ise davalının hesabına girdiği açık olmakla eldeki davada davacının gerçek zararının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, bu nedenle davacıların taşınmazın rayiç değerini isteyebileceği, bu doğrultuda kaldırma kararı doğrultusunda İlk Derece Mahkemesince taraflara emsal bildirmeleri için süre verildiği, emsallerin dosyaya sunulduğu, ayrıca İlk Derece Mahkemesince resen emsal araştırması yapılıp dava konusu taşınmazın ifanın imkansız olduğu tarihteki rayiç değerinin bilirkişi heyetince belirlendiği, İlk Derece Mahkemesinin 2. kez verdiği karar davalı vekilince istinaf edildiğinden davacılar lehine usuli kazanılmış hak doğmasının söz konusu olmayacağı, bilirkişi kurulunca emsal taşınmazların üstün yönleri ve eksik yönleri tartışılarak kaldırma kararındaki gerekçeye uygun şekilde yapılan karşılaştırmalı ve açıklamalı hesaplamanın yerinde olduğu, ifanın imkansız hale geldiği tarihteki değere göre hesaplama yapıldığından faizin de bu tarihten itibaren işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin yerinde olmadığı, vekalet ücreti yönünden ise; davacıların talebini 12.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen rakam olan 1.433.096,94 TL'ye yükselttikleri, reddedilen miktar 786.680,95 TL olduğundan karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca bu miktar üzerinden davalı lehine nisbi vekalet ücreti takdiri gerekirken, yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına yeniden davanın kısmen kabulü ile 646.415,99 TL'nin ifanın imkansız hale geldiği 05.06.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili; davalı lehine nisbi vekalet ücreti takdir edilmesinin, alacağın kısmen kabulüne karar verilip ıslahla artırılan kısım reddedilmesine rağmen, reddedilen kısım üzerinden karşı taraf lehine vekalet ücretine ve müvekkilleri lehine hükmedilenden fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin reddi veya maktu olarak belirlenmesi şeklinde düzeltilerek onamasını istemiştir. 2. Davalı vekili; davacıların murisinin 2981 sayılı Kanun kapsamında hak sahipliği bulunmadığının kesinleşmiş Mahkeme ilamı ile sabit olmasına rağmen, taşınmazının ifanın imkansızlaştığı rayiç bedeli üzerinden alacağa hükmedildiğini, kusuru olmadığından müvekkili idare yönünden husumet yokluğundan ret kararı verilmesi ve husumetin ilgili belediyeye yöneltilmesi gerektiğini, hüküm altına alınan bedelin fahiş olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapılması gerektiğini, yine DOP kesintisi yapıldıktan sonra kalan metrekare üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapu tahsis belgesinin iptal edilen taşınmazın rayiç bedelinin tahsili işlemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, davacıların murisinin arsa tahsisi yapılacağı ilanına güvenerek para yatırıp edimini yerine getirmesine rağmen davalı İdarenin edimini yerine getirmediğinin sabit olmasına, davacıların ifanın imkansız hale geldiği tarihteki gerçek zararının taraf ve yargı denetimine elverişli şekilde belirlenip hüküm altına alınmasına, dava belirsiz alacak davası olarak açıldığından, talep arttırım ve eksik harç ikmali neticesinde dava değeri 1.433.096,94 TL'ye yükseltildiğinden reddedilen kısım üzerinden davalı İdare lehine vekalet ücreti takdir edilmesinin yerinde bulunmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f82e85db4626ec18 0001543801d0155f