3. Hukuk Dairesi 2025/1365 E. , 2025/4834 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/34 E., 2025/186 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2024/14 E., 2024/282 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin gebelik takibinin davalı hastanede görevli diğer davalı doktorun gözetiminde yapıldığını, müvekkilinin ...isimli bebeğini 11.12.2016 tarihinde davalı hastanede dünyaya getirdiğini ve bebeğin 09.02.2017 tarihinde hayatını kaybettiğini, gebelik süresince takip yapan davalı doktor tarafından kusurlu olarak gerekli tetkiklerin yapılmaması nedeniyle doğumdan önce bebeğin down sendromlu olduğunun tespit edilemediğini, dava dışı Üniversite Hastanesi tarafından düzenlenen raporda bebeğin down sendromlu olmayıp, aynı zamanda AVSD+ASD+DOWN sendromu klinik tanısı konulduğunu, bebeğin doğumdan vefatına kadar dava dışı Üniversite Hastanesinde ve dava dışı özel hastanede yoğum bakımda takip edildiğini ve 4 kez ameliyat olduğunu, bu sırada müvekkili ve bebeğin babasının her gün hastanede kaldıklarını, müvekkiline ait sağlık geçmişi, yaşı, hastane kayıtları dikkate alındığında bebeğin sağlık durumuna ilişkin tetkiklerin ayrıntılı ve kapsamlı bir şekilde yapılması gerektiğini, bu hususun Sağlık Bakanlığının bir çok yönetmeliğinde zorunlu olduğunu, davalı doktorun kusurlu olarak gerekli tetkikleri yaptırmadığını ve müvekkilini açık bir şekilde bilgilendirmediğini, müvekkilinin gebelik sürecinde ve gebelik sonrasında bebeğe ilişkin yaptığı hastane masrafları ve bebeğin cenaze masrafları neticesinde maddi zarara uğradığını, yaşanan süreç ve bebeğin kaybı nedeniyle manen de zarara uğradığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; dava konusu olguda tıbbi uygulama hatasından söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Hastane; cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı öncesinde alınan Adli Tıp Kurulu raporu ve kaldırma kararı uyarınca alınan bilirkişi heyet raporuna göre, davacının gebelik takibiyle ilgili olarak davalı doktor ve hastaneye atfı kabil bir ihmal ya da tıbbi kusur olmadığının tespit edildiği, bilirkişi raporunun hükme esas almaya elverişli olduğu, davacının daha önceki gebeliğinde de down sendromu teşhis edilmesi nedeniyle düşük yaptırıldığı, önceki gebeliğinde geçirilen süreç dikkate alındığında davacının down sendromu riskinin bulunduğunu ve down sendromunun tespiti için yapılması gereken işlemleri bildiğinin kabulünün gerektiği, gebelik takibi sürecinde yapılacak işlemler için alınması gereken aydınlatılmış onamın herhangi bir şekil şartına tabi olmadığı, tıbbi kayıtlara göre davacıya amniyosentez önerildiği ancak yaptırmak istemediğinin belirtildiği, davacının daha önceki tecrübesi de dikkate alındığında yapılması gereken işlemlerden bilgi sahibi olduğu, buna rağmen kendisi talep ederek amniyosentez yaptırması gerekirken bunu yapmadığı, bu durumun davalılara kusur olarak yüklenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Dairesinin 31.07.2019 tarihli raporu ile kaldırma kararı uyarınca Mahkemece talimatla üniversite bilirkişi heyetinden alınan heyet raporunun aynı doğrultuda olup İlk Derece Mahkemesinin kabul ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; yeterli araştırma yapılmadığını, hastane evrakları içerisinde müvekkilinin aydınlatıldığına dair 28994 sayılı Hasta Hakları Yönetmeliği yönergelerine uygun “aydınlatılmış onam formu”nun dosyada olup olmadığının tespiti gerektiğini, tespit sonucunda ise “aydınlatılmış onam formu”nun hukuki niteliği değerlendirelerek hasta dosyasında bulunup bulunmamasının ne gibi hukuksal sonuçlarının olacağının değerlendirilmesi gerektiğini, bilirkişi heyetinde hukukçu bilirkişi bulunmamasının eksiklik olduğunu, hükme esas alınan raporun sonuç bölümünde tıbbi kayıtların doğruluğunun kabulü halinde davalı doktorun uygulamalarının tıp kurallarına uygun olduğunun beyan edildiğini, hastane kayıtlarının davalı doktorun tek taraflı iradesi ile doldurulduğunu ve sonradan da ekleme yapılmasının mümkün olduğunu, 08.05.2014 tarihli Resmi Gazete yayınlanan 28994 sayılı Hasta Hakları Yönetmeliğinin ilgili maddeleri uyarınca hastadan alınacak rıza ya da rızasızlığın ne şekilde ispat edileceğinin ortaya koyulduğunu, müvekkiline amniyosentez yaptırmaması halinde ne gibi sonuçlar ile karşılaşacağı anlatılmadan sadece kendi iradesi imiş gibi davalı doktorun kusursuz bulunmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı doktorun ısrarla müvekkilinin önceki gebeliğinde de down sendromu sebebi ile gebeliğinin sonlandırıldığını, gebeliğin down sendromu sebebi ile sonlandırılmış olmasının müvekkilinin down sendromlu bir bebeği doğurmak istemediği konusundaki niyetini net olarak ortaya koyduğunu, bu kapsamda dosyanın tekrar bilirkişiye tevdii edilerek bozma kararınında gereği gibi hasta dosyası kapsamında müvekkilinden yasa ve yönetmeliklerin öngördüğü nitelikte aydınlatılmış onam” veya “aydınlatılmış ret” beyanın alınıp alınmadığının sorulmasının istenildiğini, yerleşik bir çok kararda da belirtildiği üzere tek taraflı hastane tarafından tutulan kayıtların değil, hastanın imzasının bulunduğu onam metninin imzalatılması gerektiğini, davalı doktorun tespit edilebileceği halde bebekteki down sendromunu, down sendromuna bağlı gelişen piylektazi, kalp vs problemleri tespit edemediğini, tüm bunların sonucu olarak bebeğin yaşamama ihtimalinin bulunduğu konusunda müvekkiline gerekli bilgilendirmeyi yapmadığını, davalı tarafından yasaların öngördüğü şekilde bir onam formunun müvekkilinden alınmadığını, müvekkiline bebeğin durumu ve kendi durumuna ilişkin olarak somut olaya özgülenen açıklayıcı bilgi verilmediğini, bunların aksini ispat eden yasanın öngördüğü şekilde bir belge de dosyaya sunulmadığını, bu hali ile davalıların hukuksal olarak sorumlu olduğunu, ayrıca bu dosyada teknik olarak en üst tahlili yapacak olan Adli Tıp Kurumuna dosyanın ek rapor için tekrar tevdii edilerek doktorun hasta bilgilendirme ve onam alma şartlarını yerine getirip getirmediğinin sorulması gerektiğini, eldeki davadaki iddialarının bebeğin down sendromuna bağlı olarak öldüğü ve bu sebeple tazminat talebi olmadığını, bebeği kaybetmemiş olsalar bile müvekkilinin down sendromlu bir bebeği doğurmak istemiyor olması sebebi ile bu durumun tespit edilmemiş olmasının iddialarının temelini teşkil ettiğini, doktor tarafından amniyo sentez yaptırılmış ve teşhis konulmuş olsa idi bebeğin ölüm sebebi olarak sayılan sebeplerin de risk oranın çok fazla artacağını ve bebeğin kaybedileceğinin daha çok öngörülebilir olacağını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının, davalı özel hastane ve doktorun vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılıkları nedeniyle uğradıklarını iddia ettikleri zararın tazmini istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere, alınan ATK raporu ve 12.09.2024 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre davacının gebelik takiplerinde başvurduğu haftalarda uygun muayenelerin yapılmasına, davacının yaşına ve öyküsüne yönelik uygun bilgilendirmeler yapılarak tarama ve tanı testlerinin önerilmesine, NIPT testi yaptırıp ''düşük risk'' li sonuç alınmasına, davacının amniyosentez yaptırmak istemediğini belirttiğinin hasta kayıtlarından anlaşılmasına, hastaya ayrıntılı ultrason sırasında da amniyosentez önerilip davacı hastanın istemediğinin ifadelerden anlaşılmasına, alınan raporların taraf ve yargı denetimine elverişli olup hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, bu itibarla davacı hastanın gebelik takibiyle ilgili olarak davalı doktor ve hastanenin eksik ve hatalı işlemi olmadığının dosya kapsamındaki deliller ile ATK raporu ve bilirkişi heyet raporu ile belirlenmesine göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Fazla alınan peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.