3. Hukuk Dairesi 2025/1065 E. , 2025/3076 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2022/218 E., 2024/399 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı müflis şirket iflas idare memuru tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili asıl davada; müvekkillerinin davalılar ile imzalamış oldukları 25.02.2008 tarihli “Avukatlık ve Müşavirlik Sözleşmesi” gereğince vekalet görevlerini gereği gibi yerine getirdiklerini, ancak davalıların ücret ödeme borçlarını yerine getirmede temerrüde düşmeleri üzerine 18.08.2008 tarihinde vekaletten haklı olarak istifa ettiklerini, ücret alacaklarının tahsili için İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/266 Esas sayılı dosyası üzerinden kısmi dava açtıklarını, yargılama sırasında taraflar arasında 12.11.2008 tarihli “Sulh ve İbraname” başlıklı sözleşme imzalandığını, açılan davanın da sözleşme kapsamında sona erdirilerek kesinleştiğini, sözleşmenin 3. maddesi gereğince davalıların, sözleşme tarihi itibariyle 244.449 USD borçlu olduklarını ve 02.04.2008 tarihinde de temerrüde düştüklerini kabul ettiklerini, borcun muayyen vade tarihlerinde taksitle ödenmesinin kararlaştırıldığını, taksitlerin vadesinde ödenmemesi halinde ise maktu ve başarı ücretlerinden oluşan tüm alacaklarının muaccel hale geleceğinin, sulh ve ibranameye göre yapılan ödemelerin borçlara mahsup edilerek, bakiye asıl alacağa, alacağın muaccel olduğu 02.04.2008 tarihinden itibaren USD üzerinden aylık %1 faiz uygulanacağının kararlaştırıldığını, bu arada müvekkillerinin devam eden iki dava nedeniyle davalıların vekaletini yeniden üstlendiklerini, ne var ki davalıların bu sözleşme hükümlerini de ihlal ederek, ücret borçlarını ödemede yine temerrüde düştüklerini, haklı nedenle ikinci kez istifa ettiklerini, tüm alacaklarının muaccel hale geldiğini, 2.150.000 USD başarı ücreti ile yapılan ödemelerin mahsubundan sonra kalan 278.452 USD maktu ücret alacakları bulunduğunu, bu miktarlara ayrıca KDV eklenmesi gerektiğini, yine sözleşme gereğince söz konusu alacaklarına 02.04.2008 tarihinden itibaren %1 faiz oranı üzerinden faiz işletilmesi gerektiğinden işlemiş faiz alacakları da bulunduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 278.452 USD maktu ücret ile bu ücretin 02.04.2008 tarihinden dava tarihine kadarki aylık %1’den 61.260 USD işlemiş faiz alacağı, başarı ücretlerinden oluşan toplam alacaklarından şimdilik 100.000 USD'lik kısmı ile bunun 02.04.2008 tarihinden dava tarihine kadarki aylık %1’den 22.000 USD işlemiş faiz alacağı olmak üzere toplam 461.712 USD'nin KDV’si ile ve dava tarihinden itibaren işletilecek %1 faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemişler, birleşen davada; 2.050.000 USD başarı ücreti alacağının 14.10.2009 tarihinden itibaren aylık %1 temerrüt faizi ve KDV’si ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekilleri; “Avukatlık ve Müşavirlik Sözleşmesi” gereğince davacılara ücretlerinin ödendiğini, sözleşmede öngörülen koşullar oluşmadığından başka bir ücret talep edilemeyeceğini, “Sulh ve İbraname” protokolünde belirtilen şartların da gerçekleşmediğini, başarı ücretlerinin hak edilmediği gibi fahiş olduğunu, Avukatlık Kanunu'nda böyle bir ücretin düzenlenmediğini, bu tür bir ücret kararlaştırmasının geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemece, 27.12.2016 tarihli, 2014/226 E., 2016/471 K. sayılı kararıyla; tarafların İstanbul 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/266 Esas sayılı dosyasında tarafların sulh oldukları, sulhe ilişkin ilamın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, eldeki davada talep edilen 194.740 USD ücretin, kesinleşmiş sulh ilamının hüküm fıkrasının 4. bendinde açıkça yer aldığı, hatta taksitlere bağlandığı ve icraya konduğu takdirde infazının mümkün olduğu anlaşıldığından, tekrar talep edilmesinde hukuki yarar bulunmadığı, davacıların haklı nedenle istifa ettiği gerekçesiyle; asıl dava yönünden 343.173 USD'nin (220.000 USD asıl alacak + 19.740 USD işlemiş faizi, 100.000 USD başarı ücreti+ 3.433,33 USD işlemiş faizi olmak üzere toplam 343.173 USD) davalı ...'den tahsiline, bu miktarın tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla iflas eden davalı şirketin iflas masasına kaydına, asıl alacak 320.000 USD'ye dava tarihinden itibaren aylık %1 oranında USD cinsinden döviz faizi uygulanmasına, birleşen dava yönünden, davanın kabulüne, 2.050.000 USD alacağın dava tarihinden itibaren hesaplanacak aylık %1 oranında USD cinsinden döviz faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline, bu miktarın tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla iflas eden davalı şirketin iflas masasına kaydına, karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiş, Mahkemenin 28.12.2018 tarihli ek kararı ile davalı ...'in temyiz isteminin reddine, 21.01.2019 tarihli kararı ile de davalı müflis şirketin temyiz isteminin reddine karar verilmiş, ek kararlara karşı davalılar vekilleri süresi içinde temyiz isteminde bulunmuşlardır.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Dairenin 18.01.2022 tarihli, 2021/5744 E., 2022/103 K. sayılı kararıyla; davalı ...’in ek karara yönelik temyiz isteminin reddi ile yasaya uygun bulunan red kararının onanmasına, müflis şirketin ek karara yönelik temyiz isteminin kabulü ile 21.01.2019 tarihli ek kararın kaldırılmasına, esasa yönelik olarak sair temyiz itirazlarının reddine, davacıların davalıdan talep edebileceği akdi ve temerrüt faizinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 88. ve 120. maddesine göre belirlenmesi, bu bağlamda taraf ve yargı denetimine elverişli yeni bir bilirkişi raporu alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi için kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; esas dava davalısı ... Makina Sanayi A.Ş. dava sırasında iflas ettiğinden bu davalı açısından davanın kayıt kabul davasına dönüştüğü, davanın önceki yargılaması sırasında verilen karar davalı ... açısından onandığından bu davalı yönünden kesinleştiği, Yargıtay'ın bozma ilamı yalnızca faiz hesabına yönelik olduğundan bozma kapsamı dışından kalan alacak miktarlarının tekrar incelenmediği, dosyaya sunulan 15.03.2024 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı gerekçesiyle; asıl ve birleşen dava yönünden; davalı ... açısından karar onanarak kesinleştiğinden tekrardan hüküm tesisine yer olmadığına, asıl dava yönünden 220.000 USD maktu vekalet ücret alacağı + 19.762,56 USD dava tarihine kadar işlemiş faiz + 61.913,52 USD iflas tarihine kadar işlemiş faiz + 100.000 USD başarı ücret alacağı + 3.020,55 USD dava tarihine kadar işlemiş faiz + 27.993,33 USD davadan iflas tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 432.689,96 USD'nin iflas tarihindeki TCMB efektif satış oranı olan 1,8820 üzerinden hesaplanan 814.322,50 TL alacağın (davalı ... hakkında Yargıtayca onanan 2014/226 Esas, 2016/471 Karar sayılı ilamı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) iflas masasına kayıt ve kabulüne, birleşen dava yönünden 2.050.000 USD asıl alacak + 635.084,38 USD dava tarihine kadar işlemiş faiz ve davadan iflas tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.685.084,38 USD'nin iflas tarihindeki TCMB efektif satış oranı olan 1,8820 üzerinden hesaplanan 5.053.328,80 TL alacağın (davalı ... hakkında Yargıtayca onanan 2014/226 Esas, 2016/471 Karar sayılı ilamı ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla) iflas masasına kayıt ve kabulüne, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde müflis şirket iflas idare memuru temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Müflis Şirket İflas İdare Memuru; hükme esas alınan raporun denetime elverişli olmadığını, davacıların aynı alacak talebiyle ilgili olarak İstanbul 22. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/173 E. – 2014/238 K. sayılı dosyasından açtıkları davanın da kabulüne karar verilerek kesinleştiğini, bu alacak nedeniyle konusuz kalan davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın sözleşmede kararlaştırılan hiçbir edimini ve hedefini gerçekleştirmediği için başarı ücretlerine de hak kazanmadığını, şirketin iflas etmiş olmasının da davacıların başarısızlığını gösterdiğini, enflasyon nedeniyle USD kurundaki artışlar gözetildiğinde bedelin uyarlanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haklı istifa nedeniyle, taraflar arasında düzenlenen “Avukatlık ve Müşavirlik Sözleşmesi” ve “Sulh ve İbraname” protokolüne istinaden vekalet ücreti alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. İstanbul (kapatılan) 22. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/173 E., 2014/238 K. sayılı dosyasında görülen davanın, davacıların daha öncesinde İstanbul 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/266 Esas sayılı dosyasında talep ettiği, sonrasında sulh ve ibraname ile sonuçlanan ve eldeki davamızda da daha önce hükme bağlanmış olduğu kabulüyle yeniden hüküm kurulmayan alacağa ilişkin kayıt kabul davası olup, bu yönden derdestlik ya da kesin hükmün söz konusu olmadığı, Mahkemece bozmaya uyularak bozma doğrultusunda inceleme yapıldığı, bozmanın kapsamı dışında kalan hususların incelenmesinin ise artık mümkün olmadığı, hükme esas alınan raporun taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli olduğu anlaşılmakla temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 439. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, HMK'nın Geçici 3. maddesi atfıyla HUMK'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.