Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/4361 E., 2025/2915 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4361 E., 2025/2915 K. (21.05.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4361
Karar No
2025/2915
Karar Tarihi
21.05.2025
Konu
Boşanma, Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/4361 E. , 2025/2915 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/950 E., 2024/1188 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/134 E., 2023/144 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davaya konu 5387 ada 8 parselde kayıtlı taşınmazın öncesinde müvekkilinin ablası ve davalının eşi olan dava dışı ... adına kayıtlı iken, dava dışı ... ile davalının aldığı karar doğrultusunda müvekkiline satılıp bedeli alınarak evlilik birliği içinde harcandığını, aradan belli bir süre geçtikten sonra davalının müvekkiline '' üzerine kayıtlı bu taşınmazı satarak başka taşınmaz satın alarak sana kâr ettireyim'' diyerek taşınmazı bulduğu dava dışı ... adlı şahsa satıp tapusunu devrederek bedelini aldığını, davalının taşınmazın satış bedelini aldığını Aile Mahkemesinin 2021/214 Esas sayılı dosyasına verdiği cevap dilekçesinde ifade ettiğini, davalının bu taşınmazın satışı ile birlikte elde ettiği para ile 265 ada 10 parselde kayıtlı başka bir taşınmaz alarak tapusunu ise dava dışı annesi üzerine kaydettirdiğini, davalı müvekkilinin eniştesi olduğundan ve dava dışı annesi üzerine kayıtlı taşınmazın değer kazandığını ve zaman içinde de değer kazanacağını ifade ettiğinden satmadığını, davalının taşınmazı sattığı zaman kârı ile birlikte taşınmazın bedelini ödeyeceğini belirtmesine rağmen müvekkiline ne taşınmazın bedelini ne de elde edilen kârı ödediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davaya konu 5387 ada 8 parselde kayıtlı taşınmazın müvekkilinin eşi dava dışı ... üzerine kayıtlı iken, 03.02.2010 tarihinde bedelsiz ve muvazaalı olarak eşinin kardeşi olan davacıya devredildiğini, müvekkilinin durumu sonradan öğrendiğini, dava dışı eşi ...'un bu taşınmazı katılma payı alacağını eksiltmek amacıyla bedelsiz olarak kız kardeşi olan davacıya devrettiğini, müvekkilinin dava dışı eşi ile boşanmaktan vazgeçmesi üzerine dava konusu taşınmazın tapuda dava dışı ...'e satılarak bedelinin ise gerçek sahipleri olan müvekkili ile dava dışı eşine verildiğini, davacının kendi muvazaasına dayanamayacağını, kabul etmemekle birlikte davacının alacak iddiası doğru olsa bile taşınmazın 08.03.2011 tarihinde satılmış olması nedeniyle söz konusu alacağın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki yazılı olmayan sözleşmenin ispatının miktar itibariyle yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı ile mümkün olduğu, davacı ile davalının baldız-enişte ilişkisinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) senetle ispat sınırının istisnalarının sayıldığı 203/1-(a) maddesi kapsamında yer almadığı, davalının sözleşmenin varlığını inkar edip dava dışı eşinin davacıya muvazaalı olarak taşınmazı devrettiğini ve aralarının düzelmesi üzerine satış bedelinin kendisi tarafından alındığını beyan ettiği, davalının bu beyanı karşısında ispat yükünün davacı üzerinde olduğu ve davanın kabulü için sözleşmenin varlığını davacının ispat etmesi gerektiği, dosyada yer alan belgeler dahilinde davalının Aile Mahkemesine sunduğu dilekçe veya banka kayıtları dahilindeki verilerin yazılı delil başlangıcı kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu nedenle tanık beyanlarına da itibar edilemeyeceğinden davacı tarafça davanın ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dava konusu 5387 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kendi adına kayıtlı iken davalının yönlendirmesiyle kâr edileceği düşüncesiyle satıldığı ve satış bedeli ile elde edilen kârın tarafına ödenmediğini iddia ettiği, davalının ise dava dışı eşi ... ile evlilik birlikleri devam ederken dava konusu taşınmazı kendisinden mal kaçırma amaçlı davacı kardeşine muvazaalı şekilde devrettiğini, dava dışı eşi ile boşanmaktan vazgeçmeleri üzerine taşınmazın bedelinin tahsili amacıyla satıldığını, bedelinin de kendisi ve dava dışı eşi ... tarafından tahsil edilip evlilik birliği içinde kullanıldığını, taşınmazın davacıya ait olmadığını beyan ettiği nazara alındığında; davalının savunması, taşınmaz bedelinin davacıya verilmediği yönünde olduğundan vasıflı ikrar mahiyetinde olup dava dilekçesindeki iddiaların ispatının davacı üzerinde olduğu, dava konusu taşınmazın davacı tarafından dava dışı ...'e devredildiği, davalının bu satışta davacının vekili ya da temsilcisi olduğunun ispat edilemediği, bu itibarla Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak dava alacak davası olup davacının kısmi dava olarak 5.000,00 TL üzerinden davayı açtığı ve peşin nisbi harcı da bu değer üzerinden yatırdığı, davacı tarafça yargılama sürecinde dava değerinin ıslah edilmediği halde Mahkemece hangi değer üzerinden yatırıldığı da anlaşılamayacak şekilde 14.02.2023 tarihli celsenin 1 numaralı ara kararı ile davacı vekiline 10.417,27 TL eksik harcı ikmal etmek üzere kesin süre verildiği, davacının da harcı yatırarak ara kararın gereğini yerine getirdiği, Mahkemece davanın reddi nedeniyle davalı yararına dava değeri olan 5.000,00 TL üzerinden hesaplanacak vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 85.650,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan davacının bu hususa ilişkin istinaf talebinin kabulü gerektiği gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmasına, yeniden davanın reddine, davalı lehine 5.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekiller temyiz başvurusunda bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında olan para alışverişinde dava dışı ...'un ilgisinin bulunmadığını, sadece davalının müvekkilinin eniştesi olması nedeniyle güven esasına dayalı olarak dava konusu taşınmazı satıp ticaret yapmak suretiyle kâr etme amaçlı olan dava konusu olayın gerçekleştiğini, davalının aynı dönem içinde kâr etmek amacıyla taşınmaz almış ise de bu taşınmazı dava dışı annesinin üzerine kaydettirdiği, taşınmaz satışı nedeniyle ödenen bedelin hiç olmazsa denkleştirme ile değeri hesaplanıp müvekkiline iadesi gerekirken sadece davalının iddiaları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; davanın reddine karar verilmekle müvekkili lehine 585.650,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacının dava değerine ilişkin harç yatırmasının ıslah olarak kabul edilmesi gerektiğini, hiçbir celsede de bu karara itiraz etmediğini, bu itibarla müvekkili lehine 85.650,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 5.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacıya ait taşınmazın davalı tarafça satışının yapılmasına rağmen satış bedeli ile ortak edilen kârın ödenmediği gerekçesiyle alacak talebine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, davalının dava konusu taşınmazın dava dışı eşi tarafından davacıya muvazaalı olarak devredildiği, boşanma davasından vazgeçmeleri üzerine dava konusu bu taşınmazın tapuda dava dışı ...'e satılarak bedelinin ise gerçek sahipleri olan müvekkili ile dava dışı eşine verildiği yönündeki beyanının vasıflı ikrar mahiyetinde olup ispat yükünün davacı üzerinde olmasına, davacı ve davalı enişte baldız olmakla 6100 sayılı Kanun'un 203/1-(a) maddesi kapsamındaki istisna kapsamında bulunmayıp tanıkla ispatın mümkün olmamasına, taraflar arasında yazılı bir ortaklık sözleşmesi de bulunmayıp yazılı delil başlangıcı niteliğinde belge de bulunmadığından Derece Mahkemelerince yapılan değerlendirme ve verilen ret kararında bir isabetsizlik bulunmamasına, kısmi dava olarak 5.000,00 TL üzerinden açılıp davacı tarafça bu miktar üzerinden peşin nisbi harcın yatırılmasına, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp harç ve vekalet ücretinin 5.000,00 TL üzerinden belirlenmesinin usul ve yasaya uygun bulunmasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 987a33f8762fbde9 764ff61e33993898

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı