Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/4282 E., 2025/3426 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4282 E., 2025/3426 K. (19.06.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4282
Karar No
2025/3426
Karar Tarihi
19.06.2025
Konu
Tazminat, Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/4282 E. , 2025/3426 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1453 E., 2024/2847 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/436 E., 2023/597 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; 02.10.2012 tarihinde .../... Mahallesinde kentsel dönüşüm amaçlı arsa malikleri ile kat karşılığı inşaat sözleşmeleri yapmak üzere kurulan "... Adi Ortaklık" isimli adi ortaklıkta davalının %45'lik hissesinin bulunduğunu ancak 19.07.2016 tarihinde yapılan protokol ile davalı şirketin %45'lik hissesinin 12.000.000 TL'ye ... İnşaat Şirketi tarafından satın alındığını, anılan Protokolün (7.) maddesinde adi ortaklığın yaptığı ödemeler ve sözleşmeler gereğince arsa sahiplerinden teslim alınan ve halen davalı şirket nezdinde bulunan tüm senetlerin davacı iş ortaklığına devredileceği kararlaştırıldığı halde devredilmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100.000,00 TL'nin Protokol tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; alacak belirsiz olmadığından belirsiz alacak davası açılamayacağını taleplerin zamanaşımına uğradığını, senetlerin müvekkili şirkette olmadığını, iş ortaklığının kasasında bulunduğunu, söz konusu senetlerle ilgili davacı tarafın alacağının kalmadığını, havale edilen paralara karşılık satın alınan arsaların arsa sahipleri tarafından "... ortakları"na tapuda devir ve tescil edilerek senede konu borçların da ortadan kalktığını, proje konusu arsalar üzerinde henüz inşaat yapılmadığından senetlerden dolayı herhangi bir talepte bulunma hakkına sahip olunmadığını, Protokole konu senetler nedeniyle davacının herhangi bir zararının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; adi ortaklığın, ... İlçesi ... Mahallesinde bulunan bir kısım taşınmazlar için arsa sahipleri ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı, sunulan kayıtlardan "arsa sahiplerine sözleşme avansı, kapora, satın alma karşılığı, arsa peşinat" gibi açıklamalar ile banka aracılığı ile ödemeler yapıldığı, yapılan ödemeler karşılığında senetler alındığı ve bunların ... teminat senet listesi olarak kayıt altına alındığı, dinlenen tanık beyanlarının da bu doğrultuda olduğu, davalının 19.07.2016 tarihli Protokolle senetleri teslim belgesi ile devredeceğini kabul ettiği, davalı tarafından senetlerin devredildiğine dair bir teslim belgesinin dosyaya sunulmadığı, davacı tarafından senetlerin devredilmemesi sebebi ile tahsilatların yapılmadığı iddia edilmiş ise de alacağın tahsiline yönelik yasal bir iş ve işlemin bulunmadığı, davalı tarafın senetleri teslim etmemesinin tek başına alacağın tahsil kabiliyetinin kalmadığı anlamına gelmeyeceği, davacının yazılı defter ve kayıtları ile anılan Protokolde senetlerin teminat senedi olduğuna dair kayıtların bulunduğundan senetlerin kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe konu olamayacağı, davacı tarafından ilamsız icra takibi yapılabileceği, bu aşamada gerçek bir zararın bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; senetlerin teminat senedi olmadığını, teminat senedi dahi olsa senet aslı olduğunda imzası borçludan sadır belge olacağını, imzası borçludan sadır borç ikrarı niteliğindeki belge ile davacıların alacağını ispat edebileceğini, bilirkişi raporunda belirtilen birinci seçeneğe göre hüküm kurulması gerektiğini, senetlerin teminat senedi olduğu hususunun senet metninde yer almadığını, eksikleri doldurulduğunda kambiyo senedi niteliğinde olduğunu, asıllarının olmaması sebebiyle senetlerin tahsil edilemediğini, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, borçlular ile müvekkil arasındaki alacak verecek ilişkisini kanıtlayan yegane belgenin senetler olduğunu, şirket ticari kayıtlarında 650.000,00 TL’lik kısmı kadar senet bedelinden şirketin alacaklı olduğunu, karar gerekçesinin yerinde olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklık payının devredilmesine rağmen devir gereği senetlerin iade edilmemesi nedeni ile uğranılan zararın tazminine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve temyiz nedenlerine göre; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir. 2. 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; her davanın açılmasına kadar gerçekleşen hukuki ve maddi vakıalara göre sonuçlandırılması gerekir. Buna göre somut olayda; davalının 19.07.2016 tarihli protokolle senetleri teslim belgesi ile devredeceğini kabul ettiği, davalı tarafından senetlerin devredildiğine dair teslim belgesinin dosyaya sunulmadığı, senetler ile davacı tarafından ilamsız icra takibi yapılabileceği, alacağın tahsiline yönelik yasal bir iş ve işlemin bulunmadığı, bu aşamada zararın, henüz doğmadığı, böylece talep edilebilirlilik koşulları oluşmayan tazminat yönünden dava ön koşullarının henüz oluşmadığı ve davanın zamansız (erken) açıldığının kabul edilmesi gerekirken, yazılı şekilde gerçek bir zarar olmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/4 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve sonucu itibariyle doğru bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz eden davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6e42df4f4219e63d a8b16e2caf6e7fb5

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı