Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/4171 E., 2025/4438 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4171 E., 2025/4438 K. (30.09.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4171
Karar No
2025/4438
Karar Tarihi
30.09.2025
Konu
Boşanma, Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/4171 E. , 2025/4438 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/177 E., 2024/1452 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/702 E., 2022/119 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalının müvekkilinin eski eşi olduğunu, tarafların Antalya 3. Aile Mahkemesinin 16.04.2015 tarihli ve 2013/624 E., 2015/327 K. sayılı kararıyla boşandıklarını, davalı ve vekilinin boşanma kararı temyiz aşamasındayken müvekkiline yeniden evlilik birliği kurulup, Korkuteli'nde beraber yaşanılacağı ve kendisine her ay 4.000,00 TL ödemede bulunulacağı vaadinde bulunup, müvekkilini hile ile kandırarak anılan dosyadaki tüm istemlerden feragat ettiğine ilişkin dilekçe imzalattıklarını, bu dilekçenin müvekkili tarafından aile mahkemesine verildiğini, ancak boşanma ve fer'ilerine ilişkin karar Yargıtay incelemesinden geçerek onandığından hükme etkili olmadığını, yine davalının o dönemdeki vekilinin ofisinde birkaç evrakın imzalatıldığını, ancak kendisine imzaladığı belgelerden bir suret verilmediğini, boşanma kararında belirtilen maddi ve manevi tazminat alacaklarının tahsili amacıyla müvekkilinin takip başlattığını, ancak davalının vekili aracılığıyla verdiği dilekçe ile itfa nedeniyle icranın geri bırakılması için icra hukuk mahkemesinde dava açtığını, bu dava dosyasına 30.06.2016 tarihli sulh protokolü ve aynı tarihli ibranamenin sunulduğunu, ancak bu protokol ve ibranamenin davalının vekilinin ofisinde müvekkiline okunan protokol ile alakası olmadığını, müvekkiline hile ile imzalatıldığını ileri sürerek; 30.06.2016 tarihli sulh protokolü ve ibraname ile 11.05.2016 tarihli feragatnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; hile iddiasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde ileri sürülmediğini, hile iddiasının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 30.06.2016 tarihli sulh protokolü ile Antalya 3. Aile Mahkemesinin 2013/624 E. sayılı dosyasına sunmuş olduğu 11.05.2016 tarihli feragat dilekçesinin hile ile iradesi sakatlanma nedeniyle düzenlendiğini iddia etmiş ise de bu hususu ispatlayamadığı, dosya içerisinde bu hususu ispatlayacak tanık beyanı, yazılı bir belge, ceza mahkemesi hükmü, yazılı bir delil başlangıcı vs. bulunmadığı, öte yandan davacı 30.06.2016 tarihli ibranamenin de üst kısmının iradesi hilafına düzenlendiğini iddia etmiş olup bu belgenin beyaza (açığa) imza sonucu rızası hilafına düzenlendiğini iddia etmekte ise de senettteki imzayı inkar etmediği, ilgili belgede boş bırakılan kısmın sonradan aralarındaki anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden davacının bu iddiasını kesin delillerle ispatlamakla yükümlü olup bu hususu ispatlayamadığı, dinlenen davacı tanıklarının imzanın atıldığı esnada tarafların yanında olmadığını beyan ettikleri, davacı tarafça bu hususta yazılı belge ibraz edilmediği, yemin deliline dayanılmadığı da anlaşılmakla, davacı yanın iddialarını ispat edemediğine kanaat edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusun bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından 11.05.2016 tarihli feragatin, 30.06.2016 tarihli sulh sözleşmesinin ve sulh sözleşmesi ile birlikte yapılan 30.06.2016 tarihli ibranamenin hile ile alındığının ve anlaşmaya aykırı olarak düzenlendiği iddiasının kesin delillerle ispatlanamamasına, davacı tarafın yemin deliline dayanmamış olmasına ve bildirmiş olduğu delillerin tamamının toplanmış olmasına göre istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava dilekçesi ve yargılama aşamasındaki beyanlarını tekrarlayarak, davalı ile Antalya 3. Aile Mahkemesinin 16.04.2015 tarihli kararı ile boşandıklarını, eski eşi ve vekilinin anılan boşanma kararı temyiz aşamasındayken müvekkiline yeniden evlilik birliği kurulup, Korkuteli'nde beraber yaşanılacağı ve kendisine her ay 4.000,00 TL ödeme yapılacağı vaadi ile müvekkilini hile ile kandırarak anılan dosyadaki tüm istemlerden feragat ettiğine ilişkin dilekçe imzalattıklarını, bu dilekçenin aile mahkemesine sunulduğunu, ancak boşanma ve fer'ilerine ilişkin karar Yargıtay incelemesinden geçerek onandığından hükme etkili olmadığını, bunun üzerine, davalı ile müvekkilinin davalının o dönemdeki vekilinin ofisinde buluştuğunu, yine önceki şekilde vaatlerde bulunulduğunu ve bunun protokole yansıtıldığını, o esnada davacıya her ay ödenmesi kararlaştırılan 4.000,00 TL'nin elden verilerek bir kağıda adı ve soyadını yazması ve parayı aldığı ifadesini yazarak imzalamasının istendiğini, davacının bunun üzerine boş bir kağıda denildiği şekilde ifadeleri yazarak imzaladığını, 30.06.2016 tarihli sulh protokolünün hile ile imzalatıldığını, 30.06.2016 tarihli ibranamenin ise sonradan oluşturulduğunu, davalı tarafından müvekkiline sulh protokolünde yazılı olduğu şekilde 2.000.000,00 TL ödeme yapılmadığını, 2.000.000,00 TL ödemenin nasıl yapıldığının tam olarak araştırılmadığını, bu hususta bildirmiş olduğu tanıkların dinlenilmediğini, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, feragat, sulh ve sulh ile birlikte yapılan ibranamenin irade bozukluğu nedeniyle ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasıyla iptali istemine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190/1. maddesi gereği herkes iddiasını ispatla yükümlü olup davacının feragatnamenin hile ile imzalatıldığı, sulh protokolü içeriğinin imzaladığı belge ile aynı olmadığı ve ibranamenin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu hususlarını ispatlayamamış olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Temyiz eden davacı adli yardım kararı almış olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a734097dd43c93bd a0f69410b5652264

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı