Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2024/4098 E., 2025/4616 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/4098 E., 2025/4616 K. (07.10.2025)

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4098
Karar No
2025/4616
Karar Tarihi
07.10.2025

3. Hukuk Dairesi 2024/4098 E. , 2025/4616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/584 E., 2024/1327 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/296 E., 2021/233 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl davada davacılar ve birleşen davada davacı vekilleri tarafından duruşma istemli, asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen asıl davada davacılar vekili Avukat ... ve birleşen davada davacı vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davada davalı vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Asıl davada davacılar; davalının hissedarı olduğu enerji şirketinin hisselerinden kaynaklanan uyuşmazlık nedeniyle davalı ile 02.03.2011 tarihli danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, davalıyı hem genel kurulda, hem de kendisi aleyhine açılmış davalarda temsil ettiklerini, sözleşmenin 2. maddesi ile büro ile tam koordine içinde danışman olarak görev yapan ...'nin davalının şahsına ait hisselerin satışı konusunda üçüncü kişi/kurumlara karşı tam ve tek yetki sahibi olduğunun da hüküm altına alındığını, işbu sözleşmenin gereği olarak verilecek danışmanlık ve avukatlık hizmetlerinin sonucunda davalının büro ile harici danışman olarak görev yapan ..'a hisselerinin değeri veya elde ettiği maddi kazanç üzerinden %12,5 vekalet ücreti ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bürolarının dava tarihine kadar sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğini, ancak davalının danışmanlık sözleşmesine aykırı olarak hisselerin üçüncü kişiye satışı için bürolarına bilgi vermeksizin şirketin diğer hissedarı ile uzlaştığını, davalıya ve alıcı şirkete ihtarname keşide edildiğini, ancak alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL olmak üzere davalının hisselerinin tespit edilecek değeri üzerinden %12,5 tutarında avukatlık ve danışmanlık ücretinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmişler, 23.02.2021 tarihli dilekçeleri ile taleplerini 2.685.149,56 TL'ye yükseltmişlerdir. 2. Birleşen davada davacı vekili; aynı gerekçeleri tekrar ederek; müvekkilinin ve diğer danışmanların davalıya dört yıl boyunca ticari, finansal, hukuki ve idari alanda tam kapasiteli danışmanlık hizmeti verdiğini, müvekkilinin üstlendiği işin sonuçlandırılması için azami çaba gösterdiğini, sözleşmenin imzalandığı tarihte 2011 yılı ticari defter ve kayıtlarına göre hisse değeri 1.621.000,00 TL ve 1.014.393,00 USD olan şirkete dört yıllık hizmet sonrası elli üç kat değer kazandırıldığını, davalının ise şirket hisselerinin tamamını satarak sözleşmeye aykırı davrandığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla danışmanlık sözleşmesinden doğan ücret alacaklarına karşılık 9.000,00 TL, cezai şart olarak 1.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL'nin 13.03.2015 temerrüt tarihinden itibaren değişken oranlarda en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 23.02.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile; ücret alacağını 1.057.023,31 TL'ye, cezai şart talebini ise 2.766.150,00 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP 1. Asıl davada davalı; sözleşmeyi imzalayan danışmanların bu davayı da hep birlikte açmaları gerektiğini, sözleşmede imzaları bulunmayan danışmanların davada taraf sıfatı olmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolduğunu, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıların sözleşmede kararlaştırılan asli edimleri olan şirket hissesinin tamamının üçüncü kişilere satışı konusunda 4 yıl boyunca çaba sarf etmediklerini, hisselerin satışı zamanında yapılmadığı için zaman içerisinde borçların giderek arttığını, sözleşme hükümleri gereği hisselerin satışı konusunda avukat olmayan danışman ...'ye vekalet verilmiş olup, sözleşmenin konusunun hiçbir zaman davaya vekalet olmadığını, kaldı ki danışman olan ..'ın avukat olmadığını ve sözleşme hükümlerinin tümüyle geçersiz olduğunu, 26.03.20 15... .03.2015 tarihli azil ihtarlarından ve fesih bildirimlerinden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin yasal haklarını kullanarak davacıları haklı nedenle azlederek sözleşmeyi feshettiğini, davacıların özensiz ve dikkatsiz şekilde davranarak süreli olan işleri süresi içerisinde yapmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen davada davalı vekili; aynı gerekçeleri tekrarla, her iki davanın davacılarının zorunlu dava arkadaşı olduklarını, aralarında adi ortaklık kurduklarını, avukat olan asıl dosya davacıları ile avukat olmayan birleşen dosya davacısı arasındaki bu ortaklığın Avukatlık Kanunu hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, sözleşmenin ücret ve cezai şart ile ilgili hükümlerinin Avukatlık Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'na aykırı olduğu için geçersiz olduğunu, müvekkilinin hisse değerinin çok üzerinde, ifası mümkün olmayan, ekonomik mahvına sebep olacak ölçüde çok çok fahiş bir cezai şartın kararlaştırılmış olması nedeniyle talep edilen ücret ve cezai şartın geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 02.03.2011 tarihli Danışmanlık Sözleşmesinin hukuken geçerli ve tarafları bağlayıcı olduğu, davalının davacıların bilgisi haricinde şirket hissesini üçüncü şahıslara devrederek elde ettiği satış bedeli ile de icra takiplerine ve davalara konu olan borçlarını ödediği, her iki davanın da kısmi dava olarak açıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin karma nitelikli atipik bir sözleşme olup, on yıllık zamanaşımına tabi olduğu, bu nedenle dava tarihi itibariyle zamanaşımının dolduğundan söz edilemeyeceği, taraflar arasındaki sözleşme yürürlükte iken sözleşmeye aykırı olarak davalı tarafın şirket hisselerini sattığı ve davacıları vekillikten azlettiği, bu durumda davacıların sözleşmenin 1.5 ve 3.1 maddeleri uyarınca kararlaştırılan ücret ve cezai şart alacaklarını hak ettikleri, devredilen şirket hisselerinin değerinin tam olarak tespit edilemediği ancak Pazar İcra Müdürlüğünün 2015/539 E. sayılı dosyasında şirket hisselerinin bakiye bedellerinin 4.585.535,77 USD tutarındaki çeklerle dava dışı şirket tarafından davalıya ödendiğinin bildirildiği, bu durumda devredilen şirket hisse bedelinin en az 4.585.535,77 USD olduğu kabul edilerek davacıların %12,5 miktarına tekabül eden 573.191,97 USD ücret alacağına hak kazandıkları, davalı tarafın cezai şartın tenkisini talep edemeyeceği, davacıların ıslah dilekçeleri ile seçimlik haklarını kullanarak dava tarihi itibariyle TCMB kuru üzerinden talep miktarlarını belirledikleri, yapılan hesaplama resmi verilere dayandığından bu miktarlar üzerinden davanın kabulünün uygun olacağı, taraflar arasındaki sözleşme gereği yapılacak işin ticari iş niteliğinde olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde birleşen davada davacı vekili ile asıl ve birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki sözleşmenin 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, asıl davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu, birleşen davada ise zamanaşımı süresi içinde ıslah dilekçesi sunulduğu, bu nedenle dava ve ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı, birleşen dava kısmi dava niteliğinde olduğundan davacı ...'nin faizin başlangıç tarihine ilişkin istinaf talebinin reddine karar vermek gerektiği, davalının istinaf talebinin incelenmesinde; sözleşme hükümleri hukuken geçerli olup taraflar yönünden bağlayıcı olduğu, sözleşmenin ücrete ilişkin hükmünün (md. 3) davacıların yerine getirdikleri işlemlere göre geçersiz sayılmasına neden olacak herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığından, davacıların, davalıya ait olduğu tespit edilen toplam 4.585.535,77 USD hisse bedeli üzerinden davalının payına düşen şirket hisse değerinin %12,5 kısmına karşılık gelen 573.191,97 USD ücret alacağına (1/2) hak kazandıklarının kabulü gerektiği, davacıların cezai şart alacağı taleplerine gelince; cezaî şart borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından mahkemece cezaî şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesinin mümkün olduğu, bu nedenle davacıların cezai şart alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın tümden kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle; birleşen davanın davacısı ...'nin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl ve birleşen davada davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle; asıl davanın kısmen kabulüne, 745.149,56 TL ücret alacağının 31.03.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan alınarak davacılara verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulüne 1.057.023,31 TL ücret alacağın, 9.000,00 TL'sinin dava tarihinden, geriye kalan 1.048.023,31 TL'sinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacılar vekili ile birleşen davada davacı vekili ayrı ayrı sundukları ancak aynı içerikteki dilekçeleriyle; davalının süresi içerisinde istinaf başvuru dilekçesini sunmadığını, bu nedenle istinaf başvuru taleplerinin usulden reddi gerektiğini, cezai şarta ilişkin taleplerinin reddinin yerinde olmadığını, davalının şirket hisselerini gizlice sattığı ve sözleşme hükümlerinin geçerli olduğu açık olup taleplerinin tümden kabulü gerektiğini, yargılama aşamasında hisselerin satış bedeli tam olarak tespit edilememiş olup haricen yapılan araştırmalarda, .. Akaryakıt Otomotiv İnş. Tah. Tekstil Gıda Paketleme Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ile davalının da aralarında olduğu şirket hissedarları arasında imzalanan “Borç-Alacak Devir ve Mahsuplaşma Sözleşmesi”nin, başka bir dava dosyasına sunulduğu ve bahse konu sözleşme incelendiğinde, toplam hisse satış bedelinin 50.000.000 USD olduğunun anlaşıldığını, birleşen davanın davacısı ... vekilinin, bahse konu sözleşmeyi istinaf mahkemesinin dikkatine sunmuşsa da, istinaf mahkemesinin bu sözleşmeyi dikkate almadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmişler, birleşen davada davacı vekili ayrıca; birleşen davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğunu, bu nedenle ıslah ile artırılan kısım yönünden de dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, davalının hisselerine sahip olduğu şirketin satış miktarını gösteren belgenin İlk Derece Mahkemesinden defalarca talep edilmesine rağmen dosyaya kazandırılamadığını, İstinaf aşamasında sunulan ve hisselerin 53.000.000 USD bedelle devredildiğini gösterir belgenin İstinaf tarafından incelenmesi ve bu belgeye göre yeniden hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle karar verildiğini ileri sürmüştür. 2. Asıl ve birleşen davada davalı vekili; cevap dilekçelerinde yer alan beyanlarını tekrar ederek ücret alacağının fahiş olduğunu, davacıların sözleşmeyle üstlendikleri asli ve tali yükümlülüklerin hiçbirini yerine getirmediklerini, sadece sözleşmenin imzalanmasının davacılara hak kazandırmayacağını, dosyada bulunan hukuki mütalaada ileri sürülen görüşlerle bilirkişi raporlarında yapılan tespitler arasında görüş ayrılıkları bulunmasına rağmen rapora göre karar verildiğini, tanıkların sözleşme ile üstlenilen görevin yerine getirildiğine ilişkin somut ve görgüye dayalı bir beyanda bulunmadıklarını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada, taraflar arasında imzalanan danışmanlık sözleşmesinden kaynaklı alacak ve cezai şart bedelinin tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararı davalı tarafa 03.07.2021 tarihinde tebliğ edilmiş olup, UYAP üzerinde yapılan incelemede davalı vekilinin 07.07.2021 tarihinde adli yardım dilekçesi, 16.07.2021 tarihinde (16.07.2021'nin havale tarihi, 27.07.2021'in ise dilekçesinin dosyaya kayıt tarihi olduğu) ise istinaf başvuru dilekçesini sunduğu, İstinaf harcının yatırılmaması nedeniyle mahkemece muhtıra gönderildiği ve muhtıra üzerine süresinde eksik harcın tamamlandığı, böylece davalı tarafın süresi içinde istinaf başvurusunda bulunduğu, birleşen davanın kısmi dava niteliğinde olduğu, bu nedenle ıslah ile artırılan kısım yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesinin usul ve kanuna uygun olduğu, cezaî şart borçlunun ekonomik olarak mahvına sebep olacak derecede ağır ve yüksek ise bu husus genel adap ve ahlâka aykırı sayılacağından (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 20... sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesi), mahkemece cezaî şartın tamamen veya kısmen iptaline karar verilmesinin mümkün olduğu, asıl dava yönünden de bu hükme dayanarak cezai şart talebinin reddine karar verilmişse de asıl dava dilekçesinde davacıların cezai şarta yönelik herhangi bir talepleri olmadığı, davacıların ilk kez 22.06.2016 tarihinde tebliğ edilen Mahkeme ara kararı üzerine yeni delillerini sunarken bu kez 1.500.000 USD cezai şart talebinde de bulundukları, bu hususun iddianın genişletilmesi niteliğinde olduğu anlaşılmakla tarafların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin karşılıklı alınıp birbirlerine verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 11b54239efaf27b7 db6bacb7d25ef070

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı