3. Hukuk Dairesi 2024/4094 E. , 2025/2874 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/3419 E., 2024/1407 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/94 E., 2023/9 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalının müteahhidi olduğu ... Sitesi A Blok 52 nolu dükkan için 1.150.000 TL, yine aynı sitede yer alan C Blok 3 nolu dükkan içinse 1.400.000 TL bedel üzerinden anlaştıklarını, ancak almaktan vazgeçtiğini, müvekkilinin toplamda ödediği 1.975.000 TL bedelin müvekkiline iade edilmediğini, İstanbul 28. İcra Müdürlüğünün 2019/45248 E. sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, takibe yetki yönünden de itiraz edilmesi üzerine dosyanın Gaziosmanpaşa 6. İcra Müdürlüğünün 2020/1426 E. sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, davalının borca itirazının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan ederek itirazın iptali ile takibin 2.010.066,07 TL asıl alacak üzerinden devamına, davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; taraflarca üzerinde anlaşılan taşınmaz alım satımı karşılığında davacı tarafın müvekkiline 3.375.003 TL taşınmaz alım satım bedelini ödemeyi kabul ettiğini, bu borcun 1.975.003 TL'lik kısmının ödendiğini, geriye 1.400.000 TL borcu bulunduğunu, tapudan devir ve teslime hazır olduklarını, müvekkilinin sözleşme şartını yerine getirmesine rağmen davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacıya müvekkiline olan borcunu ödemek üzere yasa gereği makul bir süre verilmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının yapmış olduğu ödemelerin denkleştirici adalet ilkesi esas alınmak suretiyle güncellenmiş değerinin hesaplanması yönünden dosya üzerinden aldırılan bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirkete muhtelif tarihlerde 1.975.003.00 TL ödemede bulunduğu, bu hususun tarafların kabulünde olduğu, bedelin denkleştirici adalet kurallarına göre ulaşabileceği miktarın 2.131.567,00 TL olabileceği yönünde görüş bildirildiği, her ne kadar davacı tarafça icra takibi başlatılırken "asıl alacak" ve "işlemiş faiz" şeklinde alacak kalemleri gösterilmiş ise de buradaki işlemiş faiz talebinin esasen davacının denkleştirici adalet uyarınca talep ettiği alacağa dahil olduğu, işlemiş faiz şeklinde istenen miktarın da asıl alacak kapsamında değerlendirilmesinin dava ve talebin niteliğine uygun düşeceği, taraflar arasındaki alacağın miktarının yargılamayı gerektirmesi karşısında icra inkar tazminatın��n şartları oluşmadığı anlaşılmakla davanın kabulü ile, Gaziosmanpaşa 6. İcra Müdürlüğü'nün 2020/1426 Esas sayılı dosyasında davalının vaki itirazının, (asıl alacak ve faiz yönünden istenen alacak kalemlerinin tamamı asıl alacak olarak kabul edilerek ve taleple bağlı kalınarak) iptaline, takibin 2.010.066,07 TL toplam alacak üzerinden devamına, bu alacak miktarına takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, şartları oluşmadığından davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların arasında taşınmaz satışına yönelik yapılan sözleşmeler, şekil kurallarına aykırılık sebebiyle geçersiz olup, taraflar bu geçersiz sözleşmelerde kararlaştırılan edimlerini tamamen ifa etmediklerinden şekil kurallarına aykırılığı ileri sürmenin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde bulunmadığı, sebepsiz zenginleşme kapsamında denkleştirici adalet prensibine göre yapılan hesaplamalar neticesinde İlk Derece Mahkemesince karar verildiğinden alacağın likit olmadığı dolayısıyla icra inkar ve kötüniyet tazminatlarına hükmedilmemesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince davanın nitelendirilip yapılan yargılamasında, denetime ve hüküm vermeye elverişli bilirkişi raporları kapsamında değerlendirme yapılarak karar verildiği anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili, icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili, haklı bir ihtarla temerrüde düşürülmediği halde, alacağa geçmişe yönelik faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, şekle aykırılık iddiasının kötüye kullanıldığını, davacıya, müvekkile olan borcunu ödemek üzere makul bir süre verilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasında akdedilen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemi ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre; taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir. 2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi yönünden; Taraflar arasında 2 adet dükkan alımı konusunda yazılı ve sözlü sözleşmeler yapılmış olup, adi yazılı şekilde akdedilen 19.09.2018 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesinin incelenmesinde; İstanbul İli, Sultangazi İlçesi, ... Mahallesi, 1887 ada, 19 sayılı parselde kayıtlı A Blok 1. Bodrum Kat 52 numaralı bağımsız bölümü konu aldığı, satış bedelinin 1.150.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı; aynı sitede yer alan C Blok 3 nolu dükkan içinse 1.400.000 TL bedel üzerinden sözlü olarak anlaştıkları, bu borcun 1.975.003 TL'lik kısmının ödendiği hususlarının taraflar arasında ihtilafsız olduğu anlaşılmıştır. İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Bunun için alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte olup, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Dosyanın incelenmesinde, davacıya ödenmesi gereken alacak belirli olduğuna göre davacının alacağı likit olup, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddi yönünde yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmayıp kararın bozulmasını gerekmiştir. 3. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesi yönünden; Dava konusu icra takibi hakkında verilen Mahkeme kararında işlemiş faize faiz işletilmesi de doğru olmayıp kararın bu yönüyle de bozulmasını gerekmektedir. Ne var ki bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılarak, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı İstinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine “Alacak likit olduğundan hükmedilen meblağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” cümlesinin yazılması ile, 4. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinden ".... bu alacak miktarına takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine ".... 1.975.003 TL alacak miktarına takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine" cümlesinin yazılması suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8518afc29f6ad5ed 1b794607a7bc71b8