3. Hukuk Dairesi 2024/4051 E. , 2025/5204 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1130 E., 2024/1641 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 14. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/293 E., 2022/325 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı vekili Av.... ile davalı vekilleri Av. ..., Av. ... ... . sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin daha derinlemesine incelenmesi heyetçe zorunlu görüldüğünden Yargıtay Kanunu'nun 24/1 maddesi ve Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 21/3 maddesi gereğince görüşmenin 03.11.2025 tarihine bırakılması uygun görülerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; taraflar arasında 25.11.2013 tarihli iki yıl süreli "Avukatlık Hizmet ve Hukuki Danışmanlık Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmede kararlaştırılan süre dolmadan, davalının tek yanlı tasarrufu ile hazırlayarak imzalanmasını istediği 02.01.2015 tarihli başka bir sözleşme ile sözleşme süresinin bir yıla düşürüldüğünü, sürenin sonunda yeni bir sözleşme yapmak yerine 02.01.2016 tarihinde ek protokol ile 2015 tarihli sözleşmenin bir yıl süre ile uzatılmış olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözlemelerin konusunun, davalının aboneleri tarafından süresi içerisinde ödenmeyen fatura bedelleri ve/veya yasal olarak tahsil edilmesi talep edilecek diğer alacakların tahsili amacıyla avukatlık hizmeti verilmesi olduğunu, davalının müvekkilini 08.03.2016 günü telefonla arayarak taraflar arasında akdedilen sözleşmenin fesih edildiğini sözlü olarak bildirdiğini, akabinde 01.04.2016 günü de noterden gönderdiği ihbarname ile de fesih bildirimini yazılı olarak tekrarladığını, fesihle birlikte davacıdan 7.293 adet icra dosyasının geri alındığını, dosyaların geri alındığı dönemde; 2006 adedinde kısmi tahsilat yapıldığı, 977 adedinde maaş haczi, 670 adedinde araç haczi, 179 adedinde taşınmaz haczi yapılmış olduğunu, taraflar arasında gerek performans gerekse işin işleyişine ilişkin hiçbir sorun yaşanmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme, davacı avukat ile müzakere edilmeden, davalı yanca düzenlenerek hazırlanan standart, tip sözleşmeler olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin avukatlık ücret sözleşmesi niteliğinde olup, danışmanlık sözleşmesi olmadığını, avukatlık asgari ücret tarifesinin altında ücret kararlaştırılamayacağına ilişkin Avukatlık Kanunu'nun 164. maddesine aykırı olduğunu, sözleşme azil ile sona erdiğinden, azil tarihinde davacıdan alınan dosyaların akdi ve karşı yan vekalet ücretlerinin ödenmesi gerektiğini ileri sürerek; taraflar arasındaki sözleşmelerin hiçbir neden yokken haksız ve zamansız olarak fesih edildiğinin ve fesih işleminin "haksız azil" kapsamına girdiğinin tespitine, belirsiz alacak olarak şimdilik 10.000,00 TL akdi, 20.000,00 TL karşı yan vekalet ücreti ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 05.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 19.02.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile akdi vekalet ücreti alacak miktarını 77.280,03 TL'ye karşı yan vekalet ücreti alacak miktarını 2.261.335,24 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP Davalı vekili; alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak görülemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmelerin Hizmet ve Hukuki Müşavirlik Sözleşmesi olduğunu, sözleşme uyarınca davacının müvekkilinden herhangi bir alacağının bulunmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin, sözleşme hükümlerine göre usulüne uygun olarak feshedildiğini, feshin haksız sayılamayacağını, sözleşmeye uygun fesih bildiriminin geçerli olduğunu, sözleşme hükümlerinin bağlayıcı olduğunu, dosyaya sunulan çok sayıdaki ibranamelerle davacı tarafından ibra edildiğini, davacının sözleşmeye göre ancak tahsilat halinde vekalet ücreti talep hakkının doğabileceğini, tahsilatla kapatılmayan dosyalardan dolayı vekalet ücreti istenemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı yanın davacı ile arasında akdettiği avukatlık hizmet sözleşmesini 01.04.2016 keşide tarihli ... ..... Noterliğinin ... yevmiye nolu fesih ihbarnamesi ile feshinin, sözleşmenin 10.1 maddesindeki düzenlemeye göre haksız fesih olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, sözleşmede kararlaştırılan fesih usulünün izlendiği ayrıca davalının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesi durumuna da sözleşmede yer verilmesi nedeniyle davalı şirketin feshinin haklı nedenle fesih olarak değerlendirildiği, haklı fesih nedeniyle davacı avukatın azlinin de haklı azil kapsamında ele alınarak Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesi uyarınca avukata haklı azil tarihinde ancak kesinleşmiş ve sonuçlanmış işler için avukatlık ücreti ödenmesi gerektiği, henüz kesinleşmeyen ve sonuçlanmayan işler için ücret ödenmesinin gerekmediği, davacının manevi tazminat talebi yönünden ise manevi tazminat koşullarının oluşmadığı, davalı şirketin davacının kişilik haklarını ihlal eden bir saldırıda bulunduğuna dair dosyada delil yer almadığı ve davalı tarafın tek taraflı feshinin de manevi tazminat ödenmesine sebebiyet vermediği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne; 2.870,84 TL sözleşmesel vekalet ücreti, 110.246,05 TL karşı vekalet ücreti olmak üzere toplam 113.116,89 TL vekalet alacağının 05.05.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin ve manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı; taraf vekilleri istinaf talebinde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin, hizmet hukuk müşavirliği niteliğinde bir sözleşme olup geçerli olduğu, sözleşme ile belirlenen ücretin, Avukatlık Kanunu’na aykırı olduğunun da kabul edilemeyeceği, o halde dava konusu ihtilafın, tarafların serbest iradeleri ile yaptıkları ve geçerli olan bu sözleşmenin hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, davalının 01.04.2016 tarihli yazı ile sözleşmenin feshedildiğini bildirmesi, sonuçlarını 1 ay sonra doğuracak olan bir fesih bildirimi olup, haksız fesih sayılamayacağı gibi, Avukatlık Kanunu’nun 174. maddesi anlamında haksız azlin sonuçlarını doğuran bir fesih olarak da kabul edilemeyeceği, davacının sözleşmenin feshine kadar itirazsız aldığı ücretin asgari ücret tarifesinin altında kaldığından bahisle talepte bulunmasının TMK. 2. maddesine aykırı olduğu, davalı yanca dayanılan ve taraflar arasında düzenlenen "ibranamelerin" uyuşmazlığa konu takip dosyalarını kapsadığı, diğer bir deyişle vekalet ücretine dayanak takip/dava dosyalarından dolayı davacı avukatın, davalı yanı ibra ettiğinin davalı yanca ispat edilemediği, bu durumda davacının öncelikle, sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle sözleşme koşullarına göre tahsilatla sonuçlandırdığı veya kısmi tahsilatın sağlandığı işler nedeniyle, sözleşmenin 7. maddesi gereğince işin tamamlanma süresine göre ve yine sözleşmede öngörülen oranlarda ücret isteyebileceği, bununla birlikte davacının, sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle henüz tahsilatla sonuçlanmayan ancak tahsilatı mümkün hale gelen ve tahsilat yapılabileceği kabul edilebilecek dosyalardan dolayı, sözleşmenin 7. maddesinde belirtilen ücretleri isteyebileceğinin kabulünün, hakkaniyet ilkesinin gereği olduğu, davacının, sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle halen devam eden, sonuçlanmayan ve ne olacağı belli olmayan dosyalardan dolayı ise bir ücret isteyemeyeceği, hal böyle olunca, 08.02.2021 havale tarihli açıklamalı, gerekçeli ve denetime elverişli bilirkişi heyet raporunda yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak, davanın kısmen kabulüne;57.756,29 TL akdi, 1.671.772,91 TL karşı yan olmak üzere toplam 1.729.529,20 TL vekalet ücretinin 05.05.2016 tarihinden tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; davanın belirsiz alacak davası olmayıp kısmi dava olduğunu, faiz başlangıcının hatalı olduğunu, 02.01.2015 tarihli sözleşmenin 7. maddesine göre; ödenecek sözleşmesel vekalet ücretine, tahsilatın tam olarak yapılması ve tahsil edilen meblağın tamamının ...'in hesabına geçirilmesi halinde hak kazanılacağı, karşı vekalet ücretinin ise takip ve veya dava konusunun tamamının neticelendirilmesi, dosyanın UYAP sisteminden kesin olarak kapatılması halinde talep edilebileceğinin kararlaştırıldığını, tarafların serbest iradeleri tahtında kararlaştırdıkları bu hükümler çerçevesinde davacı tarafa neticelendirilmeyen dosyalardan dahi ücret ödenmesine karar verilmesinin mümkün olmadığını, raporda infazı tamamlanmış işlerden dolayı ücret hesabı yapılmış ise de, bu tutara konu dosyalarda alacak tutarlarının tam tahsil edilip edilmediğinin ortaya konulmadığını, yapılan feshin haklı olduğu kabul edilmesine rağmen bu tespite tamamen aykırı bir şekilde vekalet ücretine hükmedildiğini, kısmi tahsilat yapılan dosyalar yönünden hükmedilen vekalet ücretinde mükerrerlik olduğunu, ibraların dikkate alınmadığını, davacının taleplerinin her bir icra dosyası özelinde değerlendirilerek bu alacakların dava tarihi itibari ile zamanaşımına uğrayıp uğramadığına bakılmasının gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, avukatlık ücret sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle akdi ve karşı yan vekalet ücretlerinin tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasında imzalanan 02.01.2016 tarihli Avukatlık Hizmet ve Hukuki Danışmanlık Sözleşmesi Ek Protokolünün 8. maddesi ile 31.12.2016 tarihine kadar uzatılan “Avukatlık Hizmet ve Hukuki Danışmanlık Sözleşmesi” başlıklı 02.01.2015 tarihli sözleşmenin "Avukatlık ücreti" başlıklı VII bölümün 7.1 maddesinde; "..., Avukat'a işbu sözleşme ile üstlendiği işlerle ilgili olarak yalnızca icra takibi veya davaya konu olan asıl alacak ve faiz tutarının tam olarak yapılacak tahsilatının ... hesaplarına aktarılan miktarının %1'i oranında avukatlık ücreti ödenecektir," 7.2. maddesinde; "Avukat'a ödenecek avukatlık ücretinin üst sınırı yukarıda belirtilen orana göre hesaplanmakla birlikte her halükarda takip başına 250,00 TL (ikiyüzelliTürklirası)'yi geçmeyecektir," 7.7. maddesinde; "Avukat'a tevdi edilen dosyalar ile ilgili olarak İcra müdürlükleri ve mahkemelerce karşı taraftan alınmasına karar verilen kanuni vekalet ücretleri Avukat'a aittir. Şu kadar ki, bu ücretler, takip alacağının tamamının masraf, harç ve fer'ileriyle birlikte tahsilinden ve dosyanın icra müdürlüğü ile UYAP hesaplarında kesin olarak kapanmasından sonra tahsil edilecektir." 7.8. maddesinde; "Takip alacağının tamamen tahsil edilememesi ve bu nedenle dosyanın takibinin Avukat'tan alınması ve/veya bu Sözleşme'nin herhangi bir nedenle ... tarafından tek taraflı olarak feshedilmesi ya da bu Sözleşme'nin herhangi bir sebeple sona ermesi nedeniyle, Avukat'a tevdii edilen icra takibi/dava dosyalarının Avukat'tan geri alınması durumunda Avukat, icra müdürlükleri ve/veya mahkemelerce karşı taraftan alınmasına karar verilen/verilecek olan vekalet ücretlerini, ...'den ve/veya icra takibi/dava dosyalarının karşı taraflarından talep etmeyeceğini peşinen kabul, beyan ve taahhüt eder." hükümleri bulunmaktadır. Yine sözleşmenin süresi başlıklı X bölümün 10.1. maddesinde; "İşbu Sözleşme, imzalandığı tarihte yürürlüğe girecek olup 1 (bir) yıl süre ile yürürlükte kalacaktır. ... sözleşme'nin yürürlükte kalacağı süre içerisinde işbu sözleşmeyi her zaman tek taraflı olarak 1 (bir) ay önceden yapacağı yazılı bildirim ile fesih hakkına sahip olduğu" hükmü öngörülmüştür. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme, hizmet hukuk müşavirliği niteliğinde bir sözleşme olup geçerlidir. Sözleşme ile belirlenen ücretin, Avukatlık Kanunu’na aykırı olduğu da kabul edilemez. O halde dava konusu ihtilafın, tarafların serbest iradeleri ile yaptıkları ve geçerli olan bu sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Sözleşmenin az yukarda değinilen hükümlerine göre, sözleşme süresi bir yıl olup, taraflara bir ay önceden yazılı ihbarda bulunmak şartıyla sözleşmeyi sona erdirme yetkisi verilmiştir. Davalı tarafından 01.04.2016 tarihinde gönderilen ihtarın, sözleşmenin feshedildiğine dair bu yönde bir ihtar olduğu anlaşılmaktadır. Sonuç olarak davalının sözleşmeyi 01.04.2016 tarihli ihtarla, sözleşmeyi feshetmesi, haksız bir fesih olarak kabul edilemeyeceği gibi, “haksız azil” olarak da kabul edilemeyeceğinden, olayda Avukatlık Kanunu’nun “haksız azle” ilişkin hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Nitekim Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulü bu yöndedir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu ihtilafın, tarafların serbest iradeleri ile yaptıkları ve geçerli olan bu sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, sözleşmenin sona erdiği tarih itibariyle davacı avukatın sözleşmenin az yukarda belirtilen sözleşme hükümleri gereğince hak etmiş olduğu vekalet ücreti miktarının tespiti bakımından yeniden bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, henüz tahsilatla sonuçlanmayan ancak tahsilatı mümkün hale gelen ve tahsilat yapılabileceği kabul edilebilecek dosyalardan dolayı ücret istenebileceğinin hakkaniyet ilkesi gereğince kabulü ile kısmi tahsilatın sağlandığı dosyalardan da ücret verilebileceği yönünde yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir. 2-Bozma nedenine göre, davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, 2.Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a7b4fcd1289ffe7f bc0fad3f0eb3fac8