3. Hukuk Dairesi 2024/3989 E. , 2025/4447 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1315 E., 2024/1264 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/212 E., 2024/6 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl davada davalı, karşı davada davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı/karşı davalı asil ve vekili Avukat ... ile davalı/karşı davacı vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili; müvekkili avukat ile davalı şirket arasında avukatlık ücret sözleşmesi yapıldığını, müvekkili tarafından icra takip dosyaları ile ticari davaların takip edildiğini, sözleşmenin haklı nedenlerle fesh edildiği 17.03.2014 tarihine kadar her yıl aynı şart ve koşullarla yenilerek devam ettiğini, akdedilen sözleşme şartlarına uygun olarak çalışmaya devam ettiğini, ancak davalı şirketin herhangi bir ödeme yapmadığını, müvekkiline hukuka ve ahlaka aykırı çalışma koşullarını dayattığını, müvekkilinin avukatlık sözleşmesinde doğan/muaccel hale gelen birikmiş alacaklarının tamamen ödenmesini davalı şirket yetkililerinden talep etmesi üzerine, davalı şirket yetkililerinin müvekkiline mevcut sözleşme şartlarının şirketlerine ticari olarak hiç bir kâr ve avantaj sağlamadığını, artık bu sözleşme hükümlerine göre çalışmayacaklarını net olarak belirttiklerini, müvekkilinin davalı şirkete gönderdiği 26.02.2014 tarihli ihtarname ile davalı şirketin dayattığı hukuka ve ahlaka aykırı koşullarla çalışmayacağını, ücret sözleşmesindeki fesih usullerine uyulmasını, ücret sözleşmesi hükümlerine göre kendisine ödenmemiş olan birikmiş tüm alacaklarının 7 iş günü içinde ödenmesini ihtar ettiğini, davalı şirketin cevabi ihtarnamesiyle, müvekkilinin alacaklarını inkar ederek ödemelerini yapmadığını, bu nedenlerle 17.03.2014 tarihli ihtarname ile müvekkilinin sözleşmeyi feshetmek ve vekillikten istifa etmek zorunda kaldığını ileri sürerek; davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile toplam 478.367,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep etmiş; davacı vekili 11.06.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini 506.067,00 TL'ye yükseltmiştir. 2. Karşı davada davalı şirket vekili; karşı davalı avukatın hesap verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, borçlulardan yaptığı tahsilatları şirkete bildirmediğini ileri sürerek; karşı davalının 2010 yılında ve sonrasında müvekkili şirket adına takip ettiği dosyalardan hangi tarihte ne miktar tahsilat yaptığı bu tahsilatları hangi tarihte ne miktarını müvekkile ödediği ve yapmış olduğu kesintileri gösterir hesap raporu vermeye mahkum edilmesine, haksız ve mesnetsiz olarak kullanılan hapis hakkına istinaden karşı davalı zimmetinde kalan 105.036,04 TL'nin fazlaya dair talep va dava hakları saklı kalmak kaydıyla ticari faiziye birlikte tashiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili; davacının 2008 yılında davalı müvekkilinin bir kısım icra takiplerinde avukatlığını yaptığını, ancak 2009 yılı içinde hiçbir icra takibi verilmediğini, davacının 2010-2011 yılları arasında %85 "kırım usulü" ile 2012-2013 yılları arasında %15 ücret almak suretiyle çalıştığını, yapılan araştırmalarda icra müdürlüklerindeki dosyaların büyük bir bölümünün "işlemsizlik" nedeniyle kayıtlarının yıllardır kapalı olduğunun tespit edildiğini, davacının yaptığı işlemler ve tahsil ettiği paralarla ilgili şirkete hesap vermediğini, tahsil edilen tutarları bildirmediğini, avukatlık sözleşmesinin aldatma ve muvazaa nedeniyle hükümsüz olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir. 2. Karşı davada davalı vekili; haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının avukatlık ücretini ödememesi ve kırım usulü ile çalışmaya zorlanması nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı olduğu, bu halde davacı tarafın, haklı fesih nedeniyle fesih anına kadar yaptığı işlerden dolayı vekalet ücreti hak ettiği, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve tespit edilen icra takip dosyalarına göre hesaplamanın yapıldığı, karşı davacının ise davasını ispat edemediği gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne, 504.240,80 TL'nin davalı/karşı davacıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı/karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında davacı/karşı davalı avukatın vekalet sözleşmesini haklı olarak sona erdirdiği, davalı/karşı davacıdan alacaklı bulunduğu, aldırılan bilirkişi raporunda hapis hakkı olarak kullanılan bedelin hesaplamaya dahil edildiği, davanın 23.05.2014 tarihinde açıldığı, icra dosyalarının 2010-2013 yıllarına ilişkin olduğu, alınan ek bilirkişi raporunda davalı/karşı davacının itirazlarının karşılandığı gerekçesiyle; davalı/karşı davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz yolunu başvurulmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı/karşı davacı vekili; usulune uygun olarak oluşturulmayan bilirkişi kurulu raporuna itibar edilerek karar verildiğini, Mahkeme tarafından hükmedilen tutarın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, icar dosyalarının tamamı fiziki olarak incelenmeden iddia sahibinin kendi hazırladığı alacak listeleri üzerinden hesaplaması yapıldığını, borçluların gerek icra dosyasına, gerek davacının banka hesabına yaptığı ödemelerin bilirkişiler tarafından incelenmediğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada; haklı istifa nedeniyle taraflar arasında düzenlenen avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklanan alacakların davalıdan tahsili, karşı dava ise; vekalet hizmetinin özenle ifa edilmediği iddiası ile açılan tazminat ve alacağın karşı davalıdan tahsili istemine ilişkindir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, özellikle taraflar arasında imzalanan sözleşmeye göre davacı avukatın istifasının ve sözleşmeyi feshinin haklı olduğu, haklı fesih nedeniyle davacı avukatın alacağının bilirkişi kurulu tarafından sözleşmeye uygun olarak hesap edildiği, davacı avukatın 26.02.2014 tarihli ihtarname ile avukatlık ücretinin ödenmesini ihtar ederek ve aksi halde hapis hakkını kullanacağını bildirdiği, 17.03.2014 tarihli ihtar ile de sözleşmeyi fesh ettiğini ve vekaletten haklı olarak istifa ettiğini bildirerek hak ettiği vekalet ücretinin ödenmesini talep ettiği anlaşıldığından; davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, 28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalı/karşı davacıdan alınıp davacı/karşı davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.