Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/3954 E., 2025/3460 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3954 E., 2025/3460 K. (23.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3954
Karar No
2025/3460
Karar Tarihi
23.06.2025

3. Hukuk Dairesi 2024/3954 E. , 2025/3460 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1016 E., 2024/1858 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/23 E., 2022/632 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; sermayesinin yarısından fazlasının ... Genel Müdürlüğüne ait olan davalı Bankanın, mevzuat gereği müvekkiline aidat ödemekle yükümlü olduğunu, bu zamana kadar ödemekle yükümlü olduğu aidat bedellerini ödediğini, ancak 2021 yılında ödenmesi gereken 10.234.203,84 TL'nin talep edilmesine rağmen ödenmediğini, davalı tarafından gönderilen yazı ile aidat ödeme yükümlülüklerinin bulunmadığı belirtilerek bakiye aidat bedelinin ödenmesinden imtina edildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı tarafından ödenmesi gereken 2021 yılı aidatının ikinci taksit ödemesi olan 10.234.203,84 TL'nin ödeme tarihi olan 31.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkili kuruma ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davaya bakmakla Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davaya bakmakla İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkili Bankanın sermayesinin yüzde %50'sinden fazlasının kamu kurum ve kuruluşlarına ait olduğu iddia edilmiş ise de bu hususun yalnızca ticaret sicil gazetesi ile ispatlanamayacağını, sermayedarların kimler olduğunun kuruluş sicil evrakından değil pay defterinden tespit olunduğunu, müvekkiline ait pay defteri incelendiğinde banka sermayesinin tamamının özel hukuk tüzel kişilerine ait olduğunun görüleceğini, bu nedenle müvekkili bankanın aidat ödemekle yükümlü olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıya aidat ödemekle yükümlü tutulan bankaların "sermayesinin %50'sinden fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait bankalar" olarak belirlendiği, bir bankanın davacıya aidat ödemekle yükümlü olup olmadığının güncel olarak değerlendirilmesi gereken bir mesele olduğu, pay defterine bakılması gerektiği, somut uyuşmazlıkta; ... Anonim Şirketinin sermayesi hakkında pay defterinde yapılan incelemeye ve 16/03/2015 tarihinde yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararına göre; ... (bu şekilde ifade edilen bir bütünlüğü temsilen), ... (...) ..., ... (I. ...) ... (II. ...) ... ...) ... tarafından katılım bankası kurulmasına izin verildiği, bu beş kurucuyu ... Genel Müdürlüğü temsil ettiği, bu haliyle, sermayesinin tamamı özel hukuk tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan ... Bankası Anonim Şirketinin davacıya aidat ödemekle yükümlü olmadığı, her ne kadar ... Katılımın kuruluş esas sözleşmesinde ve pay defterinin ilk halinde ... Genel Müdürlüğü pay sahibi olarak gösterilmiş ise de bu maddi hatanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulundan alınan görüş sonrasında düzeltildiği, bu durumda kuruluşundan beri paylarının tamamı özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan ...'nin davacı kuruma aidat ödemekle yükümlü olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı Bankanın kuruluşuna dair Ticaret Sicil Gazetesi ilanından anlaşılacağı üzere sermayesinin yarısından fazlası ... Genel Müdürlüğüne ait olduğu, dolayısı ile davalı Banka kamu sermayeli bankalar arasında yer almakta olduğundan mevzuat hükümleri gereğince müvekkiline aidat ödemekle yükümlü olduğu, bu zamana kadar da davalı Bankanın ödemekle yükümlü olduğu aidat bedellerini ödediğini, dosyadaki taleplerini destekler bilirkişi raporuna rağmen davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 3624 sayılı ... Kurulması Hakkında Kanun gereğince davacı kurumun aidat alacağının tahsili istemine ilişkindir. 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 293. maddesinde düzenlenen uzman görüşü, tarafların uyuşmazlığın aydınlanabilmesi, anlaşılabilmesi ve iddia ve savunmaların ispatı için kendisinin belirlediği özel ve teknik bilirkişiden bir konuda bilgi alması olarak düzenlenmiş olup, uygulamada özel bilirkişi adı da verilmektedir. Taraflar kendi menfaatlerini koruyabilmek ve alınan bilirkişi raporundan tatmin olmamaları halinde olayın tam olarak aydınlanmasını sağlamak ve doğru ve adil kararın verilmesi için uzman görüşü alıp mahkemeye ibraz edebilecektir. Mahkeme özellikle özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda tarafın sunduğu uzman görüşünü dava konusu ile ilgili olması halinde mutlaka dikkate almak ve değerlendirmek zorundadır. Uzman görüşü ileri süren tarafın delili niteliğindedir. Bu anlamda alınan bilirkişi raporuna, taraflardan biri, uzman görüşüne dayanmak suretiyle itiraz etmiş ve bu itirazlar mahkeme tarafından hiç değerlendirmeye alınmamış ve itirazlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamış ise uzman görüşüne dayanan tarafın 6100 sayılı Kanunun 27, Anayasa'nın 36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanması hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenme hakkı ihlal edilmiş olabilecektir. Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, davalı tarafça dosyaya sunulan uzman görüşleri ile alınan bilirkişi raporu arasında çelişki olduğu, Mahkemesince bu çelişki giderilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince içerisinde vakıflar konusunda uzman bilirkişi de bulunan 3'lü bilirkişi heyetinden çelişkiyi giderir yeni bir rapor alınması ve sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Pe��in alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 927b0671824fda1c 406b73f9a4842b9f

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı