3. Hukuk Dairesi 2024/3807 E. , 2025/2539 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2024/4 E., 2024/112 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı; dava konusu taşınmazı 22.08.1988 tarihinde davalı ...'den satın alarak zilyetliğini devraldığını, kök malik davalı ...'in dava konusu taşınmazı paylı olarak birden çok kişiye sattığını, kendisine satılan yerin 163 parselin güney kısmında olduğunu ve etrafını duvarla çevirdiğini, davalı ...'in Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/368 E., 2010/308 K. sayılı kararı ile tapu iptal ve tescil davasını kazandığını, bu dava sonucunda kendisine taahhüt ettiği 7/16 paylı kısmı diğer davalı ...'ye 02.05.2014 tarihinde sattığını, kök malik tarafından diğer davalı ...'ye yapılan satışın gerçek olmadığını, mal kaçırmak amacı ile yapılmış muvazaalı işlem olduğunu ileri sürerek; davalı ...'ye yapılan satışın iptali ile taşınmazın adına tescilini, zararına karşılık olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan tahsilini istemiş, 16.09.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 86.900,00 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP 1. Davalı ...; davaya konu taşınmazı tapusu yokken harici satış senedi ile 1985 yılında Yaşar Gökgöz'den satın alarak 1988 yılında harici satış senedi ile davacıya sattığını, taşınmaz üzerindeki tüm mülkiyet ve zilyetlik haklarının da davacıya geçtiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ...; 02.05.2014 tarihinde davalı ...'in 163 parsel sayılı taşınmazdaki 319/2400 payını tapuda kendisine satıp teslim ettiğini, davalı ... ile muvazaalı alışveriş yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 3. Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.05.2016 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile davacının davalı ... aleyhine açtığı tazminat davasının kabulüne, ıslah dilekçesinde talep edilen ve sonradan harcı tamamlanan 86.900,00 TL'nin ıslah tarihi olan 16.09.2015 tarihinden geçerli olmak üzere yasal faizi ile davalıdan tahsiline, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Dairenin 28.09.2020 tarihli ilamıyla; "denkleştirici adalet ilkesi gereğince, dava konusu taşınmaza ödenen bedelin dava tarihinde ulaştığı alım gücünün de belirlenmesi, kararı sadece davalı temyiz ettiğinden belirlenen iki bedelden hangisinin davalı lehine olduğu tespit edilerek, kazanılmış haklar da göz önünde bulundurulmak suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle, davalının sair temyiz itirazları incelenmeksizin karar bozulmuştur. 2. Mahkemenin 04.10.2022 tarihli kararıyla; her ne kadar kısa kararda 10.416,34 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiş ise de, eldeki davayı davalılardan yalnızca ...'in temyiz ettiği, temyiz etmeyen diğer davalılar yönünden kararın kesinleştiği, kısa kararda yer alan hata düzeltilerek denkleştirici adalet ilkesine göre sonraki bedel lehine olduğundan davanın kısmen kabulüne, 10.416,34 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Dairenin 11.10.2023 tarihli ilamıyla; Mahkemece tefhim edilen kısa kararda; davanın kısmen kabulü ile 10.416,34 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verildiği halde, sonradan yazılan gerekçeli kararda hükmedilen bedelin davalı ...'den tahsiline hükmedilmesi suretiyle, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığını, kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde, yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar verilmiş ve bozma nedenine göre, temyiz eden davacı ve davalı ...'in temyiz itirazları incelenmemiştir. 4. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, usule ve kanuna uygun Yargıtay ilamına uyularak söz konusu çelişki giderilerek davanın kısmen kabulü ile 10.416,34 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'ten alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davacı ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; Mahkeme kararının bozma kararı doğrultusunda yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucuna dayanılarak karar verdiğini bu kararın Anayasada yer alan adil yargılama hakkı ile mülkiyet hakkını ihlal eder nitelikte bulduklarını temyiz iddialarının değerlendirilmeden kararın usulden bozulduğunu, 29.12.2022 tarihli temyiz dilekçesindeki itirazlarının aynen tekrar ettiklerini, ülkenin yüksek enflasyon konumunda kalması hukukun ise günümüz koşullarına göre yorumlanması dikkate alınarak bir sonuca varılması gerektiği belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ... vekili; Yargıtay'ın her iki bozmasında da yapılan temyiz itirazlarını incelemeden bozma yaptığını, önceki dilekçeleri de sunulan tüm temyiz itirazlarının değerlendirilerek usul ve Yasalara aykırı olan kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının, davalı ...'den harici sözleşme ile satın aldığı taşınmazın maliki olan davalı ... tarafından muvazaalı şekilde davalı ...'ye satıldığı iddiasıyla uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen Mahkeme kararının uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen ve karşı taraf yararına usuli kazanılmış hak durumunu oluşturan kısımlar hakkında yeniden inceleme yapılarak karar verilemeyeceği anlaşılmakla davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Davacı tarafça fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 TL üzerinden açılan davada, talebin 16.09.2015 tarihli dilekçe ile 86.900,00 TL'ye ıslah edildiği, bozmadan önce 12.05.2016 tarihinde verilen ilk kararla hüküm altına alınan söz konusu miktara ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmediğinden davalı yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmakla, hükmedilen alacağa ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken, davalı lehine oluşan usuli müktesep hakkın ihlal edilmesi suretiyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması, 1086 sayılı Kanun'un 438/7 maddesinin hükmü gereğidir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan "...alacağın dava tarihinden itibaren..." ibaresi çıkartılarak yerine " ...alacağın ıslah tarihinden itibaren..." ibaresinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.