Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/3743 E., 2025/2568 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3743 E., 2025/2568 K. (05.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3743
Karar No
2025/2568
Karar Tarihi
05.05.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/3743 E. , 2025/2568 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/19 E., 2024/249 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalının, davacı kurumdan eşinin ölümünden dolayı ölüm aylığı almakta iken 06.06.1998 tarihinde evlendiğini bildirmediğini ve haksız olarak ölüm aylığı almaya devam ettiğini, davalıya fazla ve yersiz yapılan ödemenin tahsili için icra takibi başlattıklarını, borçlu tarafından yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına ve davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Davanın açıldığı Adana 5. İş Mahkemesinin 21.10.2014 tarihli kararıyla; davalının eşinin ölümü nedeniyle yetim aylığı almaya başladığı, ancak davalının 06.06.1998 tarihinde tekrar evlendiği ve bu durumu davacı Kuruma bildirmediği gibi maaş almaya devam ettiği, davacıya 06.06.1998 ile maaş kesim tarihine kadar yapılan ödemenin yersiz olduğu, alacağın likit bulunduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne; takibe yapılan itirazın 65.716.53 TL asıl alacak, 33.701.52 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 99.418.05 TL açısından iptali ile takibin devamına. asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz yoluna başvurmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Yargıtay 10. Hukuk Dairesince verilen 07.06.2016 tarihli ilamla; taraflar arasındaki hukuki ilişki, çekişmenin niteliği ve dayanılan hukuki sebep dikkate alındığında, uyuşmazlığın çözümünde 506, 1479, 4857, 5510 sayılı Kanunların uygulama yeri olmadığından sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemelerinin görevli olmadığı, bu tür davalar genel mahkemelerin görevli olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyularak verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosyanın gönderildiği Mahkemenin 05.07.2019 tarihli kararıyla; 5434 sayılı Kanun'un 121 ve Yönetmeliğin 4. maddesi hükümleri uyarınca; davalıdan hatalı işlemin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek 5 yıllık tutarın tahsiline karar verilmesi gerektiği, bu yönde düzenlenen 25.03.2019 tarihli bilirkişi raporunun denetime ve karar vermeye elverişli olduğu, ayrıca davalının, davacı idareyi yanlış işlem ve ödeme yapmasına sebebiyet verecek bir davranışının söz konusu olmadığı, o halde, borcun Yönetmeliğin 4. maddesi hükmü gereğince "faizsiz" olarak hesaplanması gerektiği, borcun tahakkuk ettirilmesinden sonra uygulanacak faizin ise; sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre (gecikme) temerrüt faizi olacağı, sebepsiz zenginleşme nedeniyle gecikme faizi yürütülebilmesi için, borçlunun yani haksız mal edinenin ya bir ihtar ile ya da aleyhine bir dava açılmak suretiyle temerrüde düşürülmesi gerektiği, davacı kurumun ise; takip tarihinden önce davalıya yönelik, dava konusu borcun ödenmesine ilişkin herhangi bir ihtarının bulunmadığı, bu nedenle davalının takip tarihi itibariyle temerrüde düşürüldüğü ve bu tarihten itibaren faiz talebinde bulunulabileceği, takip tarihinden önceki döneme ilişkin ise faiz talebinin yerinde olmadığı, yine takibe konu alacağın likit ve belirlenebilir olmayıp yargılamayı gerektiği, bu suretle icra inkar tazminatı şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile takibin 42.207,15 tl asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur. 3.Yargıtay 4. Hukuk Dairesince verilen 15.12.2021 tarihli ilamla; Fazla Veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in “İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarından doğan fazla veya yersiz ödemeler” başlıklı 5. maddesiyle; “b) Örneği Kurumca hazırlanan belgelerle bildirilmesi taahhüt edilen durum değişikliklerinin bir ay içinde Kuruma bildirilmemesi, e) Gelir ve aylıklarının kesilmesi gerektiği hâlde durumun gizlenmesi ve/veya bildirilmemesi... ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarını oluşturur.” ve aynı maddenin 2. fıkrası gereğince “Birinci fıkrada sayılan durumların tespit edildiği tarihten geriye doğru en fazla on yıllık süre içinde yapılan fazla veya yersiz ödemeler, her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren hesaplanacak kanunî faizi ile birlikte tahsil edilir.” düzenlemeleri nedeniyle davacı Kurum tarafından yersiz olarak geriye dönük yatırılan 10 yıllık meblağın asıl alacak olarak ayrıca davaya konu aylıkların çekildiği tarihlerden icra takip tarihine kadar her bir ödeme yönünden takip tarihine kadar ayrı ayrı işlemiş yasal faizleri hesaplanarak karar verilmesi gerektiği, Mahkemece, haksız fiil faili olan davalının, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 121. maddesi ile “Her ne suretle olursa olsun istihkaklarından fazla yapılan ödemeler, ilgililerin, varsa sonraki her çeşit istihkaklarından hüküm alınmaksızın kesilmek suretiyle geri alınır. (Ek fıkra: 07/05/1986 - 3284/17 md.) Herhangi bir nedenle Sandık tarafından ilgililere istihkaklarından fazla veya yersiz olarak yapılan ödemelerin, bu hatalı işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek beş yıllık tutarları tahsil edilir. Tahsilin ne şekilde yapılacağı yönetmelikle düzenlenir.” hükmü gereğince, ilgili olarak kabulü ile asıl alacak yönünden geriye dönük 5 yıllık hesaplama ve işlemiş faiz talebinin reddi ile takibin kısmen kabulü yönünde karar verilmesi doğru olmadığı, belirtilen şekilde geriye dönük 10 yıllık asıl alacak ve işlemiş faiz hesabı yapılmak üzere talep miktarını ve varsa davalının usulü kazanılmış hakkını aşmayacak şekilde hesaplama yapılması gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 4.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının 1998 Haziran ayından bu yana haksız olarak yetim aylığı aldığı, ancak yasa gereğince yersiz ödemenin tespit edildiği tarihten geriye 10 yıl gidilmekle 01.02.2002-01.02.2012 tarihleri arasındaki ödemelerin yasal faizi ile talep edilebileceği, asıl alacak kalemini oluşturan ödemeler toplamının 65.716,53 TL, işlemiş faizinin ise 35.126,91 TL olarak belirlendiği, ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince talep edilebilecek işlemiş faizin takipteki gibi 34,619,44 TL olduğu, davacının tespitinin hesaplama gerektiren alacağa ilişkin başlatılmış icra takibine itirazının haksız olmadığı anlaşıldığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, itirazın iptali ile takibin 65.716,53 TL asıl alacak ve 34.619,44 TL yasal faiz olmak üzere üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin ve icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davanın kısmen kabulüne ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yersiz ödenen aylıkların tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. Mahkemece bozma ilamında belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmasına, bilirkişi raporu ile davacının davalıdan talep edebileceği alacak ve işlemiş faizin taraf ve Yargıtay denetimine elverişli şekilde belirlendiğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesindeki düzenlemeye göre, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi için; davaya konu alacağın gerçek miktarın belli olması veya belirlenebilmesi için bütün unsurlarının borçlu tarafından bilinebilecek nitelikte bulunması gerekir. Somut olayda takibe konu edilen davacının alacağı likit olduğundan, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438/7 maddesi uyarınca, temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR 1. Davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacı vekilinin icra inkar tazminatına yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (2) bendinin çıkartılarak yerine "13.143,306 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,'' bendinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05.05.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d2ab0558c25e3f85 8cf7ca57da2618d4

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı