Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/3741 E., 2025/2567 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3741 E., 2025/2567 K. (05.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3741
Karar No
2025/2567
Karar Tarihi
05.05.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/3741 E. , 2025/2567 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/388 E., 2017/253 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili: 21.06.2011 tarihinde müvekkili ...'ün kullandığı, içinde ablası, eşi , çocukları ve annesinin bulunduğu ... plaka sayılı, henüz 3 ay önce trafiğe çıkan, 2011 model ... marka aracı ile Karakoçan - Kiğı karayolunda kaza yaptığını, kazada müvekkillerin annesi ve nineleri ...'ün hayatını kaybettiğini, kazada müvekkilinin aracında bulunan yolcuların ve kendisinin emniyet kemerlerinin bağlı bulunduğunu, araçta bulunan hava yastıklarının hiç birinin açılmadığını, bu hususun değişik iş dosyası ile tespit edildiğini, ölümün hava yastıklarının açılmamış olmasından kaynaklandığını, davalı firmanın 15.06.2011 tarihli yazı ile müvekkili ile aynı model ve marka araca sahip dava dışı şahsa araçta hava yastığı beyninin arızalı olarak piyasaya sürüldüğünü ve bunun onarımı için en yakın yetkili servise uğranılmasını talep ettiği, böylece davalı firmanın bu model ve marka araçları hatalı ürettiğini yani kusurlu olduğunu kabul etmiş olduğunu ileri sürerek, davalarının kabulü ile toplam 215.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalı firmadan alınarak müvekkillerine ödenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... A.Ş. vekili; açılan davaya yetki yönünden ve görev yününden itirazlarının bulunduğunu, aracın üreticisinin ... Otomobil Fabrikası A.Ş. olduğunu, müvekkil şirketin davacıya araç satmadığı, dağıtıcı firmaya sorumluluk yüklenmemesi gerektiğini, kazanın oluşumunda müvekkil şirketin değil davacının kusurlu olduğunu, hava yastıklarının tamamının açılmasını gerektiren zorunlu ve teknik koşulların olayda gerçekleşmediği, kazanın vuku bulduğu tarihten 3 ay sonra süresinde dava açıldığını savunarak, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddini istemiştir. ... Otomotiv Akaryakıt Tic. A.Ş. davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.04.2012 tarihli kararıyla; 01.02.2012 tarihinde işlemden kaldırılmasına karar verilen dosyanın 27.02.2012 tarihinde yenilendiği, 18.04.2012 tarihinde ikinci kez takipsiz bırakıldığı, HMK 150. maddesinin 6. fıkrası uyarınca, dosyanın ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaması sebebiyle davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin belgelendirilmeyen mazeretinin reddine, dosyanın 2 kez işlemden kaldırılmasına, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili ve katılma yoluyla ... A.Ş. vekili temyiz yoluna başvurmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 14.03.2013 tarihli ilamla; 6100 sayılı Kanunun 150/6. maddesi hükmü gereğince davacının dosyayı iki kez yenileyebileceği gözetilmeden birinci yenilemeden sonra yeniden takipsiz bırakıldığı gerekçesi ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle , kararın bozulmasına karar verilmiş, ilama karşı süresi içinde davalı ... A.Ş. avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş ve karar düzeltme dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ... Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan raporda, sürücü ...'ün asli kusurlu olduğu davalılara atfedilecek herhangi bir kusurun olmadığı, 10.07.2016 tarihli raporda da kaza yapan aracın darbeyi ön taraftan aldığı, dosya incelendiğinde emniyet kemerinin takılı olduğuna dair kesin bir kanaatin oluşmadığı, olay yeri inceleme raporunda 50 metrelik fren mesafesinin aracın hızını azaltacağını,bu nedenle hem ağaca çarpma hem de savrulma esnasında alınan darbenin hava yastıkları algılayıcılarını tetikleyecek şiddette olmadığı, hava yastıklarının açılması için araçta darbe alması gereken yerlerde herhangi hasarın görülmediği,hava yastıklarının açılıp açılmamasında herhangi bir arızanın olduğu konusunda kesin bir şeyin söylenemeyeceği, kazada hava yastığının açılma ihtimali kabul edildiğinde müteveffanın ölümüyle hava yastığının açılmaması arasında illiyet bağının var olduğunun rapor edildiği, açıklanan sebeplerle araçta kaza sırasında hava yastıklarının açılmasını gerektirecek açı ve ivme şiddetinin oluşmadığı, hava yastıklarının açılmamasının üretim hatasından kaynaklanmadığı ve davalılara kusur atfı yapılamayacağı değerlendirildiği gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiş, karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili, dosyadaki bilirkişi raporlarını bir bütün olarak değerlendirilmediğini, kazada araçta bulunan tüm yolcuların ve şoförün emniyet kemerleri bağlı olduğu halde araçta bulunan hava yastıklarının hiç birisinin çalışmadığının bu hususun olay yeri tespit tutanağı ve değişik iş sayılı tespit dosyası ile tespit edildiğini, davanın Borçlar kanunu kapsamında, kusura dayanmayan, kusur şartı taşımayan manevi tazminat talebine ilişkin olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, dava konusu aracın ayıplı olmasından kaynaklı hava yastıklarının açılmaması nedeniyle meydana gelen ölüm olayından dolayı manevi tazminat istemine ilişkindir. 1 .6100 sayılı HMK'nın 266. maddesi hükmüne göre; çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. 2. HMK’nın 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını Mahkemeden talep edebilecekleri; Mahkemece, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır. 3. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. 4. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez. 5. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; ... Adli Tıp Kurumunun 11.03.2016 tarihli bilirkişi raporunda ; sürücü ...'ün %100 oranında kusurlu olduğu, davalılara kusur atfı gerektiğirecek husus bulunmadığının belirtildiği, makine mühendisi ve adli tıp uzmanından alınan 10.07.2016 tarihli 2. bilirkişi raporunda özetle: meydana gelen kazada emniyet kemerlerinin takılı olduğuna dair kesin bir kanaatin oluşmadığı, olay yeri inceleme raporunda belirtilen 50 metrelik fren mesafesinin teknik olarak bir aracın hızını büyük ölçüde azaltacağı, dolasıyla hem ağaca çarpma esnasında hem de savrulma esnasında alınan darbenin hava yastıkları algılayıcılarını tetikleyecek şiddetle olmadığı, hava yastıklarını açılması için darbe alması gereken şaşe ön, üst ve yan direklerinde deformasyon görülmediğinin belirtildiği, makine mühendisi bilirkişisinden alınan 25.11.2016 tarihli 3. raporda ise özetle; meydana gelen kazada sensörlerin darbeyi algılayamadığı, buna bağlı olarak hava yastıklarının açılmadığı , hava yastıklarının hiç birinin açılmaması hususu muhtemelen hava yastıkığı beyininden kaynaklabileceği, burada da araca alınan darbe açılarına göre araç üzerinde meydana gelen böyle bir hasarda hava yastıklarının açılmaması araçta bulunan hava yastıklarında teknik bir hatanın olduğu veya sensörlerin bozuk ve imalat hatası olduğunun belirtildiği, raporlar arasında çelişki olduğu, mahkemece 11.03.2016 tarihli ve 10.07.2016 tarihli raporların gerekçeye esas alındığı, son alınan rapora ilişkin ise bir gerekçelendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. 7. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; yargılama sürecindeki davada; Mahkemece alınan ilk 2 rapor ile son alınan rapor arasında çelişki olup, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve bilirkişi raporuna yapılan itirazlar giderilmeden hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmemiştir. 8. Hal böyle olunca, Mahkemece teknik üniversiteden otomotiv alanında uzman 3'lü yeni bir bilirkişi heyetinden, dosyaya sunulan tüm evraklar, bilirkişi raporları ve bilirkişi raporuna yapılmış olan itirazlar da dikkate alınarak, raporlar arasındaki çelişkileri giderir nitelikte rapor alınarak sonuca göre uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 265fb54e8108a86e a8b5d0b49656f998

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı