Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/3735 E., 2025/2039 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3735 E., 2025/2039 K. (10.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3735
Karar No
2025/2039
Karar Tarihi
10.04.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/3735 E. , 2025/2039 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/490 E., 2023/858 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalının Noter aracılığıyla 02.04.2013 tarihinde gönderdiği ihtarnamede ... by ... adlı restorantta 01.08.2011-30.06.2012 tarihleri arasında net 2.500,00 TL maaşla çalıştığını, haftanın 6 günü fazla mesai yaptığını, ücret ve ihbar tazminatı alacakları ile SGK kaydının yapılmaması nedeniyle alamadığı işsizlik maaşları toplamı olan 66.262,08 TL’nin ödenmesini istediğini, ancak davalının müvekkilinin işçisi olmadığını, ad geçen restorantın işletilmesinde ortak olduklarını, davalının gece hayatının tanınmış ve sevilen mekan işletmecilerinden biri olduğunu, 1980 yılında ... sokakta ... Bar açtığını ve marka oluşturduğunu, sonrasında da sırasıyla ... gibi yerleri işlettiğini, tarafların şifahi anlaşmasına göre, restorantın finansmanını müvekkilinin sağladığını, davalının ise çevresi olduğu için işletmesini yaptığını, restorantın isminin de bu yüzden ... by ... olduğunu, davalının restorantın kira sözleşmesini kefil olarak imzaladığını, ekte sunulan gazete ve dergide davalının mekan sahibi olarak tanıtıldığını, müvekkilinin tüm personelinin SGK kaydını yapmış iken davalının kaydını yapmamış olmasının sebebinin davalının işçi değil ortak olması olduğunu, Restorantın işlerin beklentileri karşılamaması nedeniyle zarar ettiği için kapatılmak zorunda kaldığını, zararın yarısının davalıdan talep edilmesi üzerine davalının bahse konu ihtarnameyi gönderdiğini ileri sürerek, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin davalının ortağı değil işçisi olduğunu, sektörde tanınmış olması nedeniyle işletmenin müdürü olarak işe alındığını, işçilik alacaklarının ödenmesi için Ankara 2. İş Mahkemesinin 2013/1359 E. sayılı dosyası üzerinden açılan davanın derdest olduğunu, davacının davasını ispatlayacak herhangi bir delil ortaya koyamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.06.2014 tarihli kararıyla; davada iş mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, davanın usulden reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 02.09.2014 tarihli ilamıyla; görevli mahkemenin terreddüte yer bırakmayacak maddi deliller ışığında belirlenmesinin zorunlu olduğu, dava konusu olayda, taraflar arasındaki ilişkinin mahiyeti hususunda yeterli araştırma ve incelemenin de yapılmadığını, Mahkemece tarafların arasındaki ilişkinin mahiyetinin ne olduğu hususunda taraflardan var olan delil ve karşı delilleri sorulup alınarak hasıl olacak sonuca göre görevli mahkemenin belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemece bozmaya uyularak verilen 14.05.2019 tarihli kararla; tanık beyanları ve diğer yazılı delillerle taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi değil adi ortaklık ilişkisi olduğunun ispatlandığı greekçesiyle; davanın kabulüne, 01.04.2013 tarihli noter ihtarnamesinde belirtilen 66.262,08 TL miktar bakımından davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir. 3. Dairenin 24.09.2020 tarihli ilamıyla; Mahkemece tanık beyanları esas alınarak taraflar arasında sözlü bir adi ortaklık ilişkisi olduğu kabul edilmiş ise de, adi ortaklık ilişkisinin yazılı delille ispatlanması gerektiği, davalının tanık dinlenmesine açık muvafakatının bulunmadığı, bu durumda davacıya iddiasını ispat zımnında, adi ortaklığın varlığı hususunda davalıya yemin teklif etme hakkının kullandırılması ve yaptırılacak yeminin sonucuna göre ortaya çıkacak uygun hukuksal sonuç çerçevesinde hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 4. Mahkemece verilen 24.02.2021 tarihli kararla önceki kararda direnilmesine karar verilmiş; kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine, Hukuk Genel Kurulunun 28.12.2022 tarihli ilamıyla; davacının, davalı ile arasındaki adi ortaklığı ispatlayabilmek amacıyla dosyaya sunduğu çeşitli fotoğraflar ve gazete manşetleri Mahkemece delil başlangıcı olarak kabul edilmiş ve tanık delili ile de desteklenmesi suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; anılan dergi, mecmua ve fotoğrafların, davalıdan sadır olmadıkları, yani davalı tarafından verilen, gönderilen belgeler niteliğinde bulunmamaları nedeniyle delil başlangıcı olarak kabul edilemeyecekleri, bu durumda davalı tarafın tanık dinlenmesi hususunda açık muvafakatı bulunmadığına göre, adi ortalığın ispatı açısından tanık dinlenmesi veya dinlenen tanık beyanlarına itibar edilmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki adi ortaklık ancak kesin delillerle ispat edilebileceğinden, davacıya yemin teklif etme hakkı kullandırılmadan yazılı şekilde karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle, direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir. 5. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma doğrultusunda davacıya davalıya yemin teklif etme hakkının hatırlatıldığı, davacının yemin teklif etmesi üzerine davalının 28.11.2023 tarihli celsede yemini eda ettiği, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; gazete ve dergi nüshalarındaki ifade ve fotoğrafların iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ispata elverişli yazılı veya basılı ... ve fotoğraf sayıldığından delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini, zira gazete ve dergide davalının kendi beyanlarının bulunduğunu, iş yeri kira sözleşmesinin de davalı adına düzenlendiğini, adi ortaklık sözleşmesinin ispatında sözleşmenin niteliği gereği senetle ispat zorunluluğunun aranmaması gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin adi ortaklık ilişkisi olduğu iddiasıyla menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş bulunmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 6c98ee7da2518bff 5670ae2809b607c8

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı