3. Hukuk Dairesi 2024/3705 E. , 2025/2570 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/738 E., 2023/1528 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/133 E., 2023/22 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalılardan ... arasında akdedilen 04.06.2013 tarihli sözleşmeye göre davalıların müvekkiline inşa edilecek olan 2 adet dairenin satışı hususunda anlaştıklarını, müvekkilinin bu dairelere karşılık olarak kendisine ait daireyi davalılara verdiğini, bu dairenin 130.000,00 TL olarak sayıldığını, buna ilaveten 55.000,00 TL daha ödeme yapacağının kararlaştırıldığını, dairesinin devrine karşılık davalı ...'in müdürü olduğu ... Ltd. Şti. adına müvekkiline 130.000,00 TL'lik tahsilat makbuzu verildiğini, yine davalı ...'ya müvekkilinin elden 50.000,00 TL ödeme yaptığını, bu ödemeye ilişkin makbuzu davalı ...'nın müvekkile vermediğini, taraflar arasında yapılan harici gayrimenkul satış sözleşmesinin geçersiz bir satış sözleşmesi olduğunu, aradan geçen zamana rağmen müvekkiline herhangi bir daire teslim edilmediğini, ödediği paranın da iade edilmediğini, sözleşmeye istinaden müvekkile teslim edilmesi gereken 2 adet daire bedeline karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 180.000,00 TL'nin davalılardan müştereken ve meteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili; davacı tarafın müvekkilleri aleyhine açmış olduğu davada, davalılar ... Ltd. Şti. ve ... Ltd. Şti.'nin bu dava açılmadan önce Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesinin 26.10.2018 tarihli 2015/324 E., 2018/396 K. sayılı kararı ile iflas etmiş olduklarını, bu iki şirketin dava bakımından aktif taraf ehliyeti olmadığından husumetin iflas sürecini yürüten iflas idaresine karşı yönlendirilmesi gerektiğini, ortakların sorumluluğu taahhüt ettikleri sermaye palları ile sınırlı olduğunu ancak bu borç yalnızca limited ortaklığa karşı olduğunu, davacı tarafın yapıldığını iddia ettiği söz konusu satım sözleşmesini ... Ltd. Şti. ile yaptığını, dolayısıyla davacının iddia ettiği talebi müvekkiline yöneltmesinin hukuki olarak mümkün olmadığını, müvekkili davalı ...'nın şirketin borçlarından dolayı sorumlu olmadığını ve müvekkili ...'ya 50.000,00 TL verildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; eldeki davanın her ne kadar başta gerçek kişi davalılarla birlikte bahsi geçen her iki şirkete karşı açılmış ise de; şirketler yönünden dosyanın tefrik edildiği, Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğu gerekçesiyle davanın görev sebebiyle usulden reddine karar verildiği, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi nedeniyle 28.12.2020 tarihli ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu haliyle elde kalan davada davalıların ... ve ... olduğu, 04.06.2013 tarihli sözleşmenin ... İnşaat ... Ltd. Şti. ve davacı arasında yapıldığı, 130.000,00 TL'ye dair tahsilat makbuzunun ... ... Ltd. Şti. adına kesildiği, şirketlerin dosyada taraf olmayıp, davalılardan ... her ne kadar bu şirketlerin imzaya yetkili kişisi ve müdürü ise de şirketin borçları sebebiyle şahsi sorumluluğunun bulunmadığı, davacı 50.000,00 TL nin davalı ...'ya elden verildiğini, buna ilişkin yazışmaların olduğunu beyan etmişse de davacının iddiası 04.06.2013 tarihli sözleşmeye istinaden ödenen bedele ilişkin olduğu, davalı ...'nın şirketle ilgili herhangi bir temsil yetkisi bulunmadığı, davalı ...'nın ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre sorumlu tutulabileceği, miktar itibariyle tanıkla ispat sınırının üzerinde olan bu meblağ yönünden telefonla mesaj yazışmaları yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilebilecek ise de ne zaman kimler arasında yapıldığı belli olmayan bu yazışmaların da davacının iddiasını ispatlar nitelikte olmadığı, kaldı ki davacının iddiası 04.06.2013 tarihli sözleşmeye dayalı olarak kendisine verilmediğini iddia ettiği 2 daireye karşılık belirlenecek bedele ilişkin olduğu, bu sözleşmenin ... İnşaat... Ltd. Şti. ve davacı arasında akdedildiği, davalı ...'nın şirketle ilgili herhangi bir temsil yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle, davalıların husumetleri bulunmadığından davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; taraflar arasındaki harici gayrimenkul satış sözleşmesinin geçersiz bir satış sözleşme olduğunu, müvekkilin davalılara ödemiş olduğu 180.000,00 ₺'nin dava tarihi itibari ile denkleştirici adalet ilkesi gözetilerek alım gücünün belirlenmesi ve satış tarihindeki 2 daire bedeli olarak ödenmesi gerektiğini, davalı ...'in müvekkili ile kendi adına ve hesabına sözleşme yaptığını, müvekkilinin bilgisi dışından şirket adına makbuz kesip vermesinin bir hileden ibaret olduğunu, kendisini sorumluluktan kurtarmayacağını, yine davalı ...'nın 50.000,00 TL 'yi müvekkilinden almış olduğunun sabit olmasına ve temsile herhangi bir yetkisinin olmamasına rağmen şirket adına hareket ettiğinden bahisle husumet yokluğu nedeniyle aleyhine açılan davanın reddine karar verilildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, harici taşınmaz satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davalılardan ... her ne kadar bu şirketlerin imzaya yetkili kişisi ve müdürü ise de şirketin borçları sebebiyle şahsi sorumluluğu bulunmadığı, davacının iddiasının 04.06.2013 tarihli sözleşmeye dayalı olarak kendisine verilmediğini iddia ettiği 2 daireye karşılık belirlenecek bedele ilişkin olduğunun anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.