Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/3701 E., 2025/2668 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3701 E., 2025/2668 K. (08.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3701
Karar No
2025/2668
Karar Tarihi
08.05.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/3701 E. , 2025/2668 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/999 E., 2024/533 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda: Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 5219 ve 5236 sayılı Kanunlar ile değişik 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 432. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, kabul edilen ve davalı tarafından temyize konu edilen toplam miktar 1.519,16 TL olup, Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 20.050,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirketin, davalı ile aralarında akdedilmiş olan muhtelif birim fiyat mal alım tip sözleşmelerinden kaynaklanan tüm edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen, davalının sözleşmenin ödemeye ilişkin maddelerini ihlal ettiğini, sözleşmeye dayalı olarak tanzim edilmiş olan 19 adet faturadan kaynaklı alacak nedeniyle başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız yere itiraz edildiğini ileri sürerek; vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı, davanın reddini dilemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 15.01.2015 tarihli kararıyla; Diyarbakır 6. İcra Müdürlüğünün 2012/6842 E. sayılı dosyasında davaya konu asıl alacak yargılama aşamasında itfa edildiğinden asıl alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline ve takibin devamına, alacak likit olduğundan 105.901,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 22.03.2016 tarihli ilamla; sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verildikten sonra, "... Dava, taraflar arasındaki mal alım sözleşmesinden doğan alacak hakkında başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı borçlu alacağın varlığına yönelik bir itirazları olmadığını, ancak aralarındaki sözleşmeye göre; “işletmenin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderlerin, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödeneceği ve bu ödemelerin yapılmasında sıraya öncelik verileceği”nin yazılı olduğunu, muhasebe kayıtlarına alınma sırası gelenlerin ödendiğini, vadesi gelmemiş bir alacağın faizi olamayacağını savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davacı tarafça davalıya tıbbi malzeme satıldığı, 19 adet fatura düzenlendiği, toplam borç miktarının 529.509,29 TL olduğu, asıl alacağın davanın açılmasından sonra ödendiği, asıl alacak hakkında açılan davanın konusuz kaldığı; ancak işlemiş faiz yönünden taleple bağlı kalınarak 17.828,59 TL’nin davalıdan tahsili gerektiği gerekçesi ile Diyarbakır 6. İcra Müdürlüğünün 2012/6842 E. sayılı dosyasında işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmiş ise de; davaya konu Diyarbakır 6. İcra Müdürlüğünün 2012/6842 esas sayılı dosyasında ki takibe dayanak 19 adet fatura incelendiğinde, faturalara 90 gün vade uygulanmak sureti ile işlemiş faiz hesaplandığı, bununla birlikte davacı ile davalı arasında 19.04.2011, 23.09.2011, 28.11.2011 ve 27.04.2012 tarihlerinde imzalanan mal alımlarına ait tip sözleşmelerin “Ödeme Yeri ve Şartları” başlıklı bölümünde yer alan (12.2.2) maddesinde; “İdare, muayene ve kabul komisyonunca kabul raporu düzenlenmesinden itibaren yüklenicinin yazılı talebi üzerine en geç üç gün içinde yükleniciye veya vekiline ödeme yapacaktır”, (12.2.3.) maddesinin birinci fıkrasında; “İşletmenin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınması sırasına göre ödenir...” hükümlerinin mevcut olduğu, sözleşme hükümlerinin açık ve net, davacının da tacir olduğu ve tarafları bağlayacağı, davacı tarafından davalı aleyhine 30.10.2012 tarihinde keşide edilen ihtarnamenin de 01.11.2012 tarihinde davalıya tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, bu yön göz ardı edilerek faturalara 90 gün vade uygulanmak suretiyle hesaplanan işlemiş faiz yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. İİK.nun 67/2 maddesi hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağın likit ve belli olması, yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Açıklanan yasal kurallar ışığında somut olaya bakıldığında; Mahkemece her ne kadar faturaya dayalı alacak likit olduğu gerekçesi ile davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş ise de; davalının, davaya konu Diyarbakır 6. İcra Müdürlüğünün 2012/6842 E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe itirazında; borcu inkar etmediği, aralarında akdedilen sözleşmenin 12. maddesine göre; ödeme sırası geldiğinde alacaklıya ödemenin yapılacağını belirttiği görülmüştür. Hal böyle olunca Mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemesi gerekirken 105.901,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." gerekçesiyle karar bozulmuştur. 2. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen 24.12.2019 tarihli kararla; Davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davası ile ilgili olarak Diyarbakır 6. İcra Müdürlüğünün 2012/6842 E. sayılı dosyasında davaya konu asıl alacak yargılama aşamasında itfa edildiğinden asıl alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Diyarbakır 6. İcra Müdürlüğünün 2012/6842 esas sayılı dosyasında işlemiş faiz yönünden itirazın iptaline işlemiş faiz yönünden takibin 44.331,08 TL üzerinden devamına, davacının icra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiş, kararın taraflarca temyiz edilmesi üzerine; Dairemizin 02.12.2021 tarihli ilamıyla; "bozmaya uyulması nedeniyle yapılacak hesaplama neticesinde, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda usuli kazanılmış hak ve taleple bağlılık ilkesi gözetilmeksizin, faiz istemi yönünden yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 3. Mahkemece bozmaya uyularak verilen 19.04.2022 kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 03.10.2022 tarihli ilamıyla; "Mahkemece uyulmasına karar verilen ilk bozma ilamında işaret edilen hususlar dikkate alındığında, taraflar arasında imzalanan sözleşmelerde faturaların ödeneceği tarihin kesin bir vade olarak belirtilmediği ancak davacının fatura bedellerinin ödenmesi konusunda 15 günlük süre verdiği 30.10.2012 tarihli ihtarnameyi davalıya gönderdiği ve ihtarnamenin 01.11.2012 tarihinde davalıya tebliğ edildiği ve davacının 21.11.2012 tarihinde icra takibi başlattığı anlaşılmakla; davacının ihtarnamenin tebliğ tarihine 15 gün eklenmekle 16.11.2012 ile icra takip tarihi 21.11.2012 tarihleri arasındaki dönem için asıl alacağa işlemiş faiz talep edebileceği anlaşıldığından, mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereği yerine getirilmeden, davacının işlemiş faize yönelik talebinin tamamen reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Somut olayda; icra takibi başladıktan sonra ve dava açıldıktan sonra yapılan ödemelerin, ödeme tarihleri tespit edilerek yukarıda yazılı hükümlere göre yargılama gideri niteliğindeki vekalet ücreti yönünden bir hesaplama yapılması ve sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, hangi miktar üzerinden ne şekilde hesaplandığı belli olmadan ve gerekçeli kararda da herhangi bir açıklama yapılmaksızın davalı lehine icra takip talebindeki toplam tutar üzerinden hesaplanan nisbi vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle, bozulmasına karar verilmiştir. 4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davası ile ilgili olarak Diyarbakır 6. İcra Müdürlüğünün 2012/6842 E. sayılı dosyasında davaya konu asıl alacak yargılama aşamasında itfa edildiğinden asıl alacak yönünden karar verilmesine yer olmadığına, Diyarbakır 6. İcra Müdürlüğünün 2012/6842 E. sayılı dosyasında işlemiş faiz yönünden itirazın kısmen iptaline, işlemiş faiz yönünden takibin 1.519,16 TL üzerinden devamına, fazlaya dair istemin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz yoluna başvurmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava dilekçesi, yargılama aşamasındaki beyanları ve diğer kararlara karşı vermiş olduğu temyiz dilekçelerindeki hususları tekrar ederek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödenmeyen ilaç bedellerinin tahsiline yönelik başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, uyulmasına karar verilen bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporundaki tespitlere göre mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.

VII. KARAR 1. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle REDDİNE, 2. Davacı vekilinin tarafından temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının mahallinde davacıdan alınmasına, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d0078b40efd0cc3c 7d7ae520b17ae402

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı