Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/3670 E., 2025/2050 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3670 E., 2025/2050 K. (10.04.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3670
Karar No
2025/2050
Karar Tarihi
10.04.2025
Konu
Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/3670 E. , 2025/2050 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/286 E., 2022/557 K. Mahkeme kararının taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın bozulmasına dair verilen kararın davalı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Davacılar vekili asıl davada; davacıların murisi ...'in 01.06.1978 tarihinde davalı ... ve dava dışı ... ile birlikte “... Pide Kebap Salonu” isimli işletmeyi, düzenlenen yazılı ortaklık sözleşmesi hükümlerine uygun bir şekilde işletmek üzere adi ortaklık tesis ettiklerini, Ocak 1995 tarihinde vefat eden ...'in kanuni varislerinin asli ortak olarak ortaklığa devam ettiklerini, diğer ortak ...'ın sonradan hissesini davalıya devrettiğini, işyerinin yüksek cirolu ticari işletme olduğunu, muris ...'in kalp hastası olması nedeniyle gerçek kar miktarı ve marjını araştırmadan davalının tek taraflı hesaplarla belirlediği rakamlar doğrultusunda ortaklık kâr payını almak zorunda kaldığını, ayrıca davalının 10.07.1996 tarihinden itibaren ortaklık kar payı ödemesini yapmadığını, buna karşılık ortaklıktan elde ettiği ve dağıtmadığı kâr payları ile ticari deposu olan bir dükkan satın aldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ticari işletmenin kazancıyla alınan ve davalı adına tescil edilen dükkan ile ticari deponun 1/3 hissesinin davacılar adına tesciline, davacıların 1.306 gündür ödenmeyen kâr paylarına ilişkin 100.000.000.000,00 TL'nin reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacılar vekili birleşen davada; aynı vakıalara dayanarak, asıl davanın açıldığı tarihten bu yana oluşan 20.000.000.00,000 TL (eski) kâr payının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davada; ortaklığın zaman zaman zarar etmesi nedeniyle borçlarını ödeyemez duruma düştüğünü, davalının tek finansör olarak hareket ettiğini, 1984-1996 yılları için taraflar arasında hesap görüldüğünü ve ibralaşıldığını, ortaklığın 13.07.1998 tarihinde fesh edildiğini, davacıların fesih tarihine kadar ortaklık paylarını aldıklarını, bu nedenle kâr payı isteminin yersiz olduğunu, dükkanın mülkiyetinin ise bizzat davalının bu ortaklık ile hiç ilgisi bulunmayan şahsi gayrimenkullarının satışı ve elde ettiği şahsi kazancı ile satın aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı vekili birleşen davada; davanın ortaklığın tasfiyesine ilişkin olduğunu, ortaklığın 13.07.1998 tarihinde son bulduğunu, günlük ve haftalık aylık hesaplardan hareketle yıllık kâr-zarar hesabı yapılmasının mümkün olmadığını, işletme hesaplarının mali müşavir tarafından sürekli kontrol altında tutulduğunu, kaybolmuş hakkın söz konusu olmadığını, ortaklığın niteliği itibariyle kayyım tayininin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemece verilen 02.03.2005 tarihli ve 2000/328 E. 2005/56 K. sayılı kararla; dava konusu taşınmazların ortaklık geliri ile satın alındığı ve kâr payı ödenmediği gerekçesiyle, dava konusu taşınmazların 1/3 payının iptali ile davacılar adına tapuya tesciline, 100.000.000.000,00 TL ortaklık payının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden 20.000.000.000,00 TL ortaklık payının 14.06.2002 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 21.11.2005 tarihli ve 2005/10724 E., 2005/17171 K. sayılı ilamıyla; davalının sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, 13.07.1998 tarihli hakem heyeti kararı ile ortaklığın son bulduğu, bu tarih itibariyle Mahkemece tasfiyenin bizzat yaptırılması gerektiği, ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesinin ayrı ayrı hukuki işlemler olduğu, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 538 vd. maddeleri uyarınca tasfiyenin yapılması gerektiği, davalının taşınmazın bedelini kendi şahsi kredisi ile şahsi mallarını satarak ödediğini savunduğu, buna ilişkin delillerini ibraz ettiği, Mahkemece davalı ödemelerine ilişkin delillerin celbedilip değerlendirilmesi ve sonucuna uygun karar verilmesi gerektiği, kabule göre de, bu taşınmazlar değerlendirilmeden, hesaba katılmadan ortaklık kar payının hesabı yapılıp tamamından davalının sorumlu tutulmasının da hatalı olduğu gerekçesiyle, karar bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 02.10.2014 tarihli ve 2006/218 E., 2014/486 K. sayılı kararla; toplanan delillere göre taraflar arasındaki adi ortaklığın devam etmediği ve devamında yarar kalmadığı, ortaklığın tasfiyesine karar verilmesi gerektiği, taraf vekillerince tasfiye memuru tayin edilmesi konusunda anlaşma sağlanamadığı, Mahkemece resen tasfiye memurunun tayin edilmesinin talep edildiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulü ile adi ortaklığın tasfiyesine, tasfiye işleminin yürütülmesi için tasfiye memuru atanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece verilen 09.03.2016 tarihli ve 2015/4806 E., 2016/3433 K. sayılı ilamla; Mahkemece, uyuşmazlığın uyulmasına karar verilen bozma ilamında açıklanan maddeler halinde belirtilen sıra ve yöntem izlenerek çözüme kavuşturulması ve davalının dava konusu taşınmazlar yönünden delillerinin değerlendirilmesi suretiyle hasıl olacak sonuç dairesinde hüküm tesis edilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda adi ortaklığın tasfiyesi ile tasfiye memuru atanmasına karar verilmesi ile yetinildiği gerekçesiyle, karar bozulmuştur. V. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tasfiye memuru tarafından sunulan son raporun dosya kapsamına uygun görüldüğü gerekçesiyle; asıl davanın kabulüne, birleşen davanın kısmen kabulüne, taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesine, tasfiye sonucu oluşan hesaba göre 112.410,19 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karar süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

VI. TEMYİZ Dairemizin 25.04.2024 tarihli ve 2023/3289 E., 2024/1413 K. sayılı kararıyla; dava konusu edilen ve ortaklığa dahil olduğu belirlenen 1 nolu deponun unutularak tasfiye hesabında dikkate alınmaması ve 3 nolu dükkanın yargılama sırasında davalı tarafça üçüncü kişiye satış suretiyle devredildiğinden anılan dükkanın satış tarihi itibariyle tapuda gösterilen satış bedelinin belirlenmesi, bu bedele taraflarca itiraz edilmesi halinde bu taşınmazın satış tarihi itibariyle değerinin usulünce belirlenerek tasfiyede gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

V. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri Davalı vekili; tasfiye memurunun 31.12.1998 tarihli işletme bilançosundaki değerleri değiştirdiğini, bilançoyu 31.12.2019 tarihine göre güncellediğini, 31.12.1998 tarihli bilançonun vergi dairesine verilen beyanname ekindeki bilanço olduğunu, bu bilanço üzerindeki rakamların tasfiye memuru tarafından değiştirilmesinin mümkün olmadığını, delil sözleşmesi niteliğindeki bilançonun tarafları bağlayıcı olduğunu, ortak alacak hesabına 21.927,00 TL'nin eklenmesinin doğru olmadığını, bilançonun duran varlıklar bölümünde bina hanesi boş iken 153.269,75 TL yazıldığını, 1998 tarihli bilançoda bu rakamın bulunmadığını, 1998 tarihli bilançoda bulunmayan 153.269,75 TL'nin geçmiş yıllar kârı sütununa kaydedilmesinin de hatalı olduğunu, 13.06.1996 tarihi itibariyle yapılan ibralaşmadan sonra işletmenin kasasına bir para girişi olmadığı gibi alacağın da bulunmadığını, tarafların ibralaştıkları tarih itibariyle davalının işletmeci ortak olmadığı kabul edilerek 1996-1998 arasında yapılması gereken 2 yıllık kâr payı hesaplandıktan sonra (kabul anlamına gelmemek üzere) %20 kayıt dışılık da dikkate alınarak kâr payı hesabının yapılması gerektiğini ileri sürerek, kararın düzeltilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, adi ortağın tasfiyesi, katılım payı alacağı ile kâr payının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece uyulan bozma kararında belirtilen hukuki esaslar gereğince hükmün verildiği, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, Mahkemece uyulan bozma ilamlarında belirtildiği şekilde davalı tarafça bildirilen deliller değerlendirilerek davaya konu iki adet taşınmazın ortaklık geliri ile alındığının ve davalı adına tapuya kaydedildiğinin belirlendiği anlaşılmakla hükmün bozulmasına dair verilen Daire kararının yerinde olduğundan davalı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE, Aşağıda yazılı para cezası ile karar düzeltme harcının düzeltme isteyenden mahallinde alınmasına, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a08893b1974ec602 31e93c98f7558091

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı