Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/3040 E., 2025/2638 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/3040 E., 2025/2638 K. (07.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3040
Karar No
2025/2638
Karar Tarihi
07.05.2025
Konu
Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/3040 E. , 2025/2638 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/540 E., 2024/1753 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/58 E., 2023/205 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin hala oğlu olan davalının arsası olduğunu, ancak üzerine bina inşa edebilecek maddi kaynağı olmadığını, müvekkilinin nakdi sermaye koyması halinde bu arsa üzerine bina inşa edebileceğini söylediğini, davalının müvekkiline 350.000,00 TL nakdi sermaye koymasının yeterli olacağını, inşaat tamamlanıp satıldıktan sonra abisi olan dava dışı ...'nin ve akrabası olan dava dışı ...'nın arsaları üzerine de inşaat yapabileceklerini belirttiğini, bu şekilde taraflar arasında güven ilişkisine istinaden sözlü adi ortaklık kurulduğunu, müvekkilinin nakdi sermaye koyma borcu altına girdiğini, ortaklık sözleşmesi kapsamında imzaya ve temsile yetkili kişinin davalı olacağının kararlaştırıldığını, ortaklık sözleşmesinin Esenyurt İlçesindeki arsa üzerine yapılacak inşaatın tamamlanarak satılması sonucu elde edilecek sermaye kullanılarak, davalı üzerine kayıtlı arsalar ve davalının yurt dışında ikamet eden akrabaları üzerine kayıtlı arsalar üzerinde inşaat yapmaya devam edecek şekilde akdedilip işin bitiminde dürüstlük kuralı ve hakkaniyet çerçevesinde paylaştırma yapılacağının kararlaştırıldığını, davalının 2013 yılı Mayıs ayında müvekkilinden masraflar için para istediğini, fakat paranın banka hesabı olmadığından dava dışı kardeşi ...'ın hesabına gönderilmesini istediğini, davalının müteahhitlik belgesi alabilmesi için müvekkili tarafından ilk ödemenin açıklama kısmına 'mute' (müteahhitlik belgesinin kısaltması olarak kullanılmıştır) yazılarak 07.05.2013 tarihinde yapıldığını, 06.05.2014 tarihine kadar dönemsel olarak toplam 41.500,00 TL'nin dava dışı kardeşi ... hesabına aktarıldığını, bu tarihe kadar inşaata henüz başlanmamış olup yapılan ödemelerin belediyeden izin ve ruhsat alabilmek için yapıldığını, banka dekontlarının açıklama kısmında da bu hususun ''belediye ve denetim'' olarak belirtildiğini, davalının inşaatı 2015 yılında tamamladığını, 11.06.2015 tarihinde yapımı tamamlanan binada müvekkilinin bilgisi dahilinde kat irtifakı tesis edildiğini, bu tarihlerde evlendiğini ve çocuğu olması nedeniyle işlerle yakından ilgilenemediğini, müvekkilinin binanın yapımı tamamlandığında davalıya yapılan dairelerin satılmasını ve anlaştıkları şekilde yeni bina inşa etmeye devam etmelerini söylediğini, ancak davalının müvekkilini oyaladığını, bağımsız bölümleri satma çabası içine girmediğini, daireleri ekonomik nedenlerden dolayı satamadığını iddia ettiği halde, davalının müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan 10.11.2015 tarihinde 5 numaralı bağımsız bölümü 3. bir kişiye sattığını, müvekkilinin bu durumu 2018 yılında davalıdan öğrendiğini, davalının ortaklığa devam etmek istemediğini açıkça dile getirdiğini, müvekkiline de 2 daire vereceğini belirttiğini, müvekkilinin bu teklifi kabul etmediğini, 2018 yılı Nisan ayından Kasım ayına kadar sürekli olarak davalıdan yaptığı masrafları ve muhasebe kaydını istemesine rağmen müvekkilini bilgilendirmediğini, müvekkilinin davalıya toplam 390.000,00 TL ödediğini, yine davalının bu paranın yetmediğini iddia ederek 5 numaralı bağımsız bölümü de sözleşmeye aykırı şekilde 3. kişiye devretmesinin ortaklık ilişkisine aykırı olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, adi ortaklık sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshi ve tek taraflı tasfiyesi neticesinde müvekkilinin müspet zararının tespit edilerek şimdilik 1.000,00 TL'nin haksız fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; taraflar arasında ortaklık ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazın maliki olmayıp, arsa sahibi olan dava dışı ... ile arasında akdedilen 25.06.2013 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca müteahhit ve satın almayı vaad eden olduğunu, müvekkilinin dava dışı arsa sahibi ile akdettiği bu sözleşme ile taahhütlerde bulunduğunu ve inşaatı da bitirip teslim ettiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ortaklık sözleşmesine göre inşaatın tamamının satılması gerektiğini, inşaat yapıldıktan sonra 16/25 pay alınmış gibi gösterildiği yönündeki iddiaların kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve tapu - imar kayıtları karşısında afaki olduğunu, sözleşme ve tapu imar kayıtları ile arsa sahibinin dava dışı ... olduğunu, müvekkilinin sadece müteahhit olarak inşaatı yaptığını, yine sözleşme uyarınca inşaat tamamlandığında müvekkiline tapu ferağının verileceği, 3. kattaki 4 nolu bağımsız bölüm ile 4. kattaki 5 nolu bağımsız bölümün arsa sahibine, zemin kattaki işyeri, bodrumdaki depo, 1. ve 2 . normal katlardaki 2 ve 3 nolu dairelerin müvekkiline ait olacağının kararlaştırıldığını, müvekkiline ait olmayan ve ancak 16/25 pay aldığı yerde davacı ve müvekkilinin taşınmazın tümü müvekkilinmiş gibi sözleşme yapmalarının mümkün olmadığını, davacının müvekkilinden bağımsız bölüm alma amacıyla para gönderdiğini, bu paraların karşılığında da 2 taşınmazın davacıya devredildiğini, müvekkiline “inşaatın yapılması” için ya da “ortaklığa sermaye koyma” amacıyla para gönderildiği iddiasının gerçek olmadığını, davacının gerek ortaklık sözleşmesini gerekse ortaklığa sermaye koyma amacıyla para gönderdiği iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin delil olarak davacı hesabından davalıya yapılan açıklamalı bir kısım havaleler ile adi ortaklığı ispat etmeye çalıştığı, davalıya yapılan havaledeki "mute" açıklamasının tek başına ortaklık ilişkisini ispatlar nitelikte olmayıp davacı tanık bildirdiğinden tanık dinlendiği, tanığın ise beyanında taraflar arasında adi ortaklık olmadığını beyan ettiği, davalı asılın isticvabında gönderdiği paraların dava konusu taşınmazda müteahhit olarak bitirdiği binadan davacının 2 adet taşınmaz satın alması nedeniyle gönderilen satış bedeli olduğunu beyan ettiği, celp edilen kurum cevaplarının da davalının savunmasını desteklediği, davacı yemin deliline dayandığından yemin teklifinde bulunup bulunmayacakları için davacı vekiline hatırlatma yapıldığını ancak yemin teklifinde bulunulmadığı, adi ortaklığın davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında yazılı adi ortaklık sözleşmesi bulunmadığı gibi, davalı tarafça da adi ortaklık ilişkisinin kabul edilmediği, davacının aralarında sözlü adi ortaklık sözleşmesi bulunduğunu ileri sürdüğü, ispat yükünün davalıdan alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafa düştüğü, davacı, davalının halasının oğlu olduğunu ileri sürdüğünden taraflar arasındaki akrabalık ilişkisinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 203/1-a maddesinde belirtilen akrabalık kapsamında bulunmadığından davanın tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davada yazılı delil başlangıcının da bulunmadığı, Mahkemece davacı tarafa yemin teklifinde bulunup bulunmadığı konusunda beyanda bulunması için süre verildiği, davacının yemin teklifinde bulunmadığı, ayrıca banka dekontları konusunda davalı asılın isticvap edildiği ve alınan beyanında banka kanalı ile yapılan ödemelerin 2 daire satımına ilişkin olduğunu belirttiği, tapu kayıtlarına göre de söz konusu 2 dairenin davacıya devredildiği, bu şekliyle davacı tarafça ortaklık ilişkisi ispat edilemediğinden Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf sebeplerinin değerlendirilmediğini, yazılı delil başlangıçlarının Derece Mahkemelerince dikkate alınmadığını, dosyaya sunulan ödeme dekontlarındaki açıklamaların, davalının kendi el yazısı ile tuttuğu masraf defterinin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini, henüz dayandıkları deliller değerlendirilmemişken, bilirkişi incelemesi yapılmadan, keşif icra edilmeden son delil olan yemin delilinin kullanılmamasının müvekkili aleyhine yorumlanamayacağını, davacının yaptığı ödemelerin miktarları ve sabit ve düzenli rakamlar olmaması ve düzenli tarih aralıklarında olmaması dikkate alındığında satış bedelinin parça parça ödendiği yönündeki davalı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu gösterdiğini, Mahkemece keşif yapılarak söz konusu binada yerinde inceleme yapılması, inşaatın yapım yıllarına göre bu inşaatın toplam maliyetinin ne olabileceğinin değerlendirilmesi gerektiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiasının değerlendirilmediğini, dava dışı ... ve davalının bacanak olduğunu, aralarındaki yakın akrabalık ilişkisinin varlığı ve müvekkiline devredilen 4 numaralı daire için hiçbir ödeme yapılmamasının muvazaa ilişkisini ispat ettiğini, ortaklık ilişkisinin davalıya müteahhitlik belgesi alması için yapılan ödemelerle ispatlandığını, ''mute'' açıklamasının müteahhitlik ifadesinin kısaltması olup, davalıya bu belgenin alınabilmesi için ödenmesi gereken masrafın müvekkili tarafından 07.05.2013 tarihinde banka yoluyla havale edildiğini, müteahhitlik onay tarihinin müvekkili tarafından gerekli ödemenin yapılmasından hemen sonra 14.05.2013 tarihinde yapıldığını, bu durumun ortaklık ilişkisinin göstergesi olup ve delil niteliğinde olduğunu, tanık beyanının hatalı değerlendirildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın tasfiyesi ve katılma payı alacağının tahsiline yöneliktir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, davalının halasının oğlu olduğunu ileri sürdüğünden taraflar arasındaki akrabalık ilişkisinin 6100 sayılı Kanunun 203/1-a maddesinde belirtilen akrabalık kapsamında bulunmadığından davanın tanıkla ispatının mümkün olmamasına, davacı tarafça dayanılan belgeler yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmadığından Derece Mahkemelerince yapılan değerlendirme ve varılan sonuçta bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 03998190c9ea4211 d0eec32c2486e6d5 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 3. Hukuk Dairesi 2024/3040 E. , 2025/2638 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/540 E., 2024/1753 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/58 E., 2023/205 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin hala oğlu olan davalının arsası olduğunu, ancak üzerine bina inşa edebilecek maddi kaynağı olmadığını, müvekkilinin nakdi sermaye koyması halinde bu arsa üzerine bina inşa edebileceğini söylediğini, davalının müvekkiline 350.000,00 TL nakdi sermaye koymasının yeterli olacağını, inşaat tamamlanıp satıldıktan sonra abisi olan dava dışı ...'nin ve akrabası olan dava dışı ...'nın arsaları üzerine de inşaat yapabileceklerini belirttiğini, bu şekilde taraflar arasında güven ilişkisine istinaden sözlü adi ortaklık kurulduğunu, müvekkilinin nakdi sermaye koyma borcu altına girdiğini, ortaklık sözleşmesi kapsamında imzaya ve temsile yetkili kişinin davalı olacağının kararlaştırıldığını, ortaklık sözleşmesinin Esenyurt İlçesindeki arsa üzerine yapılacak inşaatın tamamlanarak satılması sonucu elde edilecek sermaye kullanılarak, davalı üzerine kayıtlı arsalar ve davalının yurt dışında ikamet eden akrabaları üzerine kayıtlı arsalar üzerinde inşaat yapmaya devam edecek şekilde akdedilip işin bitiminde dürüstlük kuralı ve hakkaniyet çerçevesinde paylaştırma yapılacağının kararlaştırıldığını, davalının 2013 yılı Mayıs ayında müvekkilinden masraflar için para istediğini, fakat paranın banka hesabı olmadığından dava dışı kardeşi ...'ın hesabına gönderilmesini istediğini, davalının müteahhitlik belgesi alabilmesi için müvekkili tarafından ilk ödemenin açıklama kısmına 'mute' (müteahhitlik belgesinin kısaltması olarak kullanılmıştır) yazılarak 07.05.2013 tarihinde yapıldığını, 06.05.2014 tarihine kadar dönemsel olarak toplam 41.500,00 TL'nin dava dışı kardeşi ... hesabına aktarıldığını, bu tarihe kadar inşaata henüz başlanmamış olup yapılan ödemelerin belediyeden izin ve ruhsat alabilmek için yapıldığını, banka dekontlarının açıklama kısmında da bu hususun ''belediye ve denetim'' olarak belirtildiğini, davalının inşaatı 2015 yılında tamamladığını, 11.06.2015 tarihinde yapımı tamamlanan binada müvekkilinin bilgisi dahilinde kat irtifakı tesis edildiğini, bu tarihlerde evlendiğini ve çocuğu olması nedeniyle işlerle yakından ilgilenemediğini, müvekkilinin binanın yapımı tamamlandığında davalıya yapılan dairelerin satılmasını ve anlaştıkları şekilde yeni bina inşa etmeye devam etmelerini söylediğini, ancak davalının müvekkilini oyaladığını, bağımsız bölümleri satma çabası içine girmediğini, daireleri ekonomik nedenlerden dolayı satamadığını iddia ettiği halde, davalının müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan 10.11.2015 tarihinde 5 numaralı bağımsız bölümü 3. bir kişiye sattığını, müvekkilinin bu durumu 2018 yılında davalıdan öğrendiğini, davalının ortaklığa devam etmek istemediğini açıkça dile getirdiğini, müvekkiline de 2 daire vereceğini belirttiğini, müvekkilinin bu teklifi kabul etmediğini, 2018 yılı Nisan ayından Kasım ayına kadar sürekli olarak davalıdan yaptığı masrafları ve muhasebe kaydını istemesine rağmen müvekkilini bilgilendirmediğini, müvekkilinin davalıya toplam 390.000,00 TL ödediğini, yine davalının bu paranın yetmediğini iddia ederek 5 numaralı bağımsız bölümü de sözleşmeye aykırı şekilde 3. kişiye devretmesinin ortaklık ilişkisine aykırı olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, adi ortaklık sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshi ve tek taraflı tasfiyesi neticesinde müvekkilinin müspet zararının tespit edilerek şimdilik 1.000,00 TL'nin haksız fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; taraflar arasında ortaklık ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazın maliki olmayıp, arsa sahibi olan dava dışı ... ile arasında akdedilen 25.06.2013 tarihli Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca müteahhit ve satın almayı vaad eden olduğunu, müvekkilinin dava dışı arsa sahibi ile akdettiği bu sözleşme ile taahhütlerde bulunduğunu ve inşaatı da bitirip teslim ettiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, ortaklık sözleşmesine göre inşaatın tamamının satılması gerektiğini, inşaat yapıldıktan sonra 16/25 pay alınmış gibi gösterildiği yönündeki iddiaların kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve tapu - imar kayıtları karşısında afaki olduğunu, sözleşme ve tapu imar kayıtları ile arsa sahibinin dava dışı ... olduğunu, müvekkilinin sadece müteahhit olarak inşaatı yaptığını, yine sözleşme uyarınca inşaat tamamlandığında müvekkiline tapu ferağının verileceği, 3. kattaki 4 nolu bağımsız bölüm ile 4. kattaki 5 nolu bağımsız bölümün arsa sahibine, zemin kattaki işyeri, bodrumdaki depo, 1. ve 2 . normal katlardaki 2 ve 3 nolu dairelerin müvekkiline ait olacağının kararlaştırıldığını, müvekkiline ait olmayan ve ancak 16/25 pay aldığı yerde davacı ve müvekkilinin taşınmazın tümü müvekkilinmiş gibi sözleşme yapmalarının mümkün olmadığını, davacının müvekkilinden bağımsız bölüm alma amacıyla para gönderdiğini, bu paraların karşılığında da 2 taşınmazın davacıya devredildiğini, müvekkiline “inşaatın yapılması” için ya da “ortaklığa sermaye koyma” amacıyla para gönderildiği iddiasının gerçek olmadığını, davacının gerek ortaklık sözleşmesini gerekse ortaklığa sermaye koyma amacıyla para gönderdiği iddialarını yazılı delille ispatlaması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin delil olarak davacı hesabından davalıya yapılan açıklamalı bir kısım havaleler ile adi ortaklığı ispat etmeye çalıştığı, davalıya yapılan havaledeki "mute" açıklamasının tek başına ortaklık ilişkisini ispatlar nitelikte olmayıp davacı tanık bildirdiğinden tanık dinlendiği, tanığın ise beyanında taraflar arasında adi ortaklık olmadığını beyan ettiği, davalı asılın isticvabında gönderdiği paraların dava konusu taşınmazda müteahhit olarak bitirdiği binadan davacının 2 adet taşınmaz satın alması nedeniyle gönderilen satış bedeli olduğunu beyan ettiği, celp edilen kurum cevaplarının da davalının savunmasını desteklediği, davacı yemin deliline dayandığından yemin teklifinde bulunup bulunmayacakları için davacı vekiline hatırlatma yapıldığını ancak yemin teklifinde bulunulmadığı, adi ortaklığın davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında yazılı adi ortaklık sözleşmesi bulunmadığı gibi, davalı tarafça da adi ortaklık ilişkisinin kabul edilmediği, davacının aralarında sözlü adi ortaklık sözleşmesi bulunduğunu ileri sürdüğü, ispat yükünün davalıdan alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafa düştüğü, davacı, davalının halasının oğlu olduğunu ileri sürdüğünden taraflar arasındaki akrabalık ilişkisinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 203/1-a maddesinde belirtilen akrabalık kapsamında bulunmadığından davanın tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davada yazılı delil başlangıcının da bulunmadığı, Mahkemece davacı tarafa yemin teklifinde bulunup bulunmadığı konusunda beyanda bulunması için süre verildiği, davacının yemin teklifinde bulunmadığı, ayrıca banka dekontları konusunda davalı asılın isticvap edildiği ve alınan beyanında banka kanalı ile yapılan ödemelerin 2 daire satımına ilişkin olduğunu belirttiği, tapu kayıtlarına göre de söz konusu 2 dairenin davacıya devredildiği, bu şekliyle davacı tarafça ortaklık ilişkisi ispat edilemediğinden Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf sebeplerinin değerlendirilmediğini, yazılı delil başlangıçlarının Derece Mahkemelerince dikkate alınmadığını, dosyaya sunulan ödeme dekontlarındaki açıklamaların, davalının kendi el yazısı ile tuttuğu masraf defterinin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiğini, henüz dayandıkları deliller değerlendirilmemişken, bilirkişi incelemesi yapılmadan, keşif icra edilmeden son delil olan yemin delilinin kullanılmamasının müvekkili aleyhine yorumlanamayacağını, davacının yaptığı ödemelerin miktarları ve sabit ve düzenli rakamlar olmaması ve düzenli tarih aralıklarında olmaması dikkate alındığında satış bedelinin parça parça ödendiği yönündeki davalı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu gösterdiğini, Mahkemece keşif yapılarak söz konusu binada yerinde inceleme yapılması, inşaatın yapım yıllarına göre bu inşaatın toplam maliyetinin ne olabileceğinin değerlendirilmesi gerektiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin muvazaalı olduğu iddiasının değerlendirilmediğini, dava dışı ... ve davalının bacanak olduğunu, aralarındaki yakın akrabalık ilişkisinin varlığı ve müvekkiline devredilen 4 numaralı daire için hiçbir ödeme yapılmamasının muvazaa ilişkisini ispat ettiğini, ortaklık ilişkisinin davalıya müteahhitlik belgesi alması için yapılan ödemelerle ispatlandığını, ''mute'' açıklamasının müteahhitlik ifadesinin kısaltması olup, davalıya bu belgenin alınabilmesi için ödenmesi gereken masrafın müvekkili tarafından 07.05.2013 tarihinde banka yoluyla havale edildiğini, müteahhitlik onay tarihinin müvekkili tarafından gerekli ödemenin yapılmasından hemen sonra 14.05.2013 tarihinde yapıldığını, bu durumun ortaklık ilişkisinin göstergesi olup ve delil niteliğinde olduğunu, tanık beyanının hatalı değerlendirildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, adi ortaklığın tasfiyesi ve katılma payı alacağının tahsiline yöneliktir. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, davalının halasının oğlu olduğunu ileri sürdüğünden taraflar arasındaki akrabalık ilişkisinin 6100 sayılı Kanunun 203/1-a maddesinde belirtilen akrabalık kapsamında bulunmadığından davanın tanıkla ispatının mümkün olmamasına, davacı tarafça dayanılan belgeler yazılı delil başlangıcı niteliğinde olmadığından Derece Mahkemelerince yapılan değerlendirme ve varılan sonuçta bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 03998190c9ea4211 d0eec32c2486e6d5 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı