Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/2900 E., 2025/3081 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2900 E., 2025/3081 K. (27.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2900
Karar No
2025/3081
Karar Tarihi
27.05.2025
Konu
Tazminat, Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/2900 E. , 2025/3081 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/131 E., 2024/524 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Yalova 1. Asliye (Tüketici) Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/3 E., 2020/171 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, tüm davalılar vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davalı ... Otel İşl. Tur. İnş. Paz. A.Ş. vekili Avukat ..., Avukat ..., Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin, birlikte hareket eden davalılar tarafından hediye tatil kazandığından bahisle aldatılarak götürüldüğü tesiste saldırgan satış yöntemleri sonucunda adi yazılı “Hisseli Gayrimenkul Satış Sözleşmesi”ni imzaladığını, sözleşme bedelinin ödendiğini, tapu devrinin sözleşmeye uygun olmadığını, davalıların sözleşmenin kurulması aşamasında mevzuat gereği müvekkiline vermesi zorunlu olan belgeleri vermediğini, cayma hakkının müvekkiline açıklanmadığını, tam tersine sözleşmeden dönerse ödemelerinin tümüyle yanacağının söylendiğini, tesisin vaat edilen özellikleri taşımadığını, resmî şekilde yapılmamakla geçersiz ve Kat Mülkiyeti Kanuna da aykırı olduğunu, devre mülkün kullanıma hazır bir şekilde müvekkiline teslim edilmediğini ve muayene imkânının sağlanmadığını, bu nedenle sözleşme çerçevesinde ödenen bedelin iadesi için icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili; asıl davada ileri sürülen sebeplerle asıl dosya ile birleştirilerek görülmek üzere taraflar arasındaki aynı sözleşmenin iptaline, sözleşme bedelinin müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... Otel İşl. Turz. İnş. Paz. A.Ş. (... A.Ş.) vekili asıl davaya cevabında; sözleşmeye bağlı kullanımın gerçekleştiğini, davacının RCI sistemine kayıtlı tesislerden biri olan ... Clup’ta tatil yaptığını, sözleşmedeki edimlerin ifa edildiğini ve tapu devrinin gerçekleştiğini, bu nedenle sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin iyiniyetle bağdaşmayacağını savunmuştur. Birleşen dosya davalısı ... Turizm İnş. Oto Kiralama ve Dan. Hizmetleri A.Ş. (... A.Ş.) vekili; müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını belirterek davanın öncelikle sıfat yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur. Birleşen dosya davalısı ... Otel İşl. Turizm İnş. Tic. A.Ş. vekili; sözleşmede taraf olmayan müvekkilinin diğer şirketlerle ayrı tüzel kişiliklere sahip olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli kararı ile; taraflar arasında tapuya kayıtlı bir taşınmazdaki hissenin satışı yönünde yapılan harici sözleşmenin resmi şekli haiz olmamakla geçerli sayılamayacağı, sonradan resmi senetle tapu devri yapılmış olmasının bu durumu ortadan kaldırmayacağı, sözleşmenin davacıya bir hafta konaklama imkânı veren bir devre mülk sözleşmesi niteliği taşıdığı, oysa 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (TKHK) 50 nci, Devre Tatil Ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 8 inci maddesi gereği on beş günden az bir süre için imzalanan devre mülk sözleşmesinin resmi senede eklenip tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmekle kurulacağı, taraflar arasındaki sözleşmenin bu hususları sağlamadığı için esasen kurulamadığı, kullanım hakkının gerçekleşmesinin sözleşmeyi geçerli hale getirmeyeceği, davalıların emsal içtihatlara göre müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, geçersiz sözleşme nedeniyle tarafların verdiklerini iade yükü altında bulundukları gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, asıl dava yönünden itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, 24.205,00 TL asıl alacak üzerinden hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden davanın kabulüne, davaya konu 24.205,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itirabaren faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 29.06.2021 tarihli kararıyla; sözleşmenin geçersiz ve davacının iptal talebinin haklı olduğu yönünde verilen Mahkeme kararının dosya kapsamına uygun olmadığı, davalı tarafça sunulan konaklama belgelerinden davacının anlaşmalı tatil köyünde devre mülk hakkını kullandığının anlaşıldığı, buna göre davalının teslim edimini yerine getirdiğinin açık olduğu, cayma hakkının süresinde kullanılmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi 11.10.2021 tarihli ek kararla, miktar yönünden kesinlik sınırı altında kaldığından temyiz dilekçesinin reddine hükmetmiş, ek karara karşı asıl karara dair temyiz itirazlarıyla birlikte süresi içerisinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Dairenin 14.03.2022 tarihli ilamıyla; davacı vekilinin dava dilekçesinde sözleşmenin iptali, bedel iadesi talep ettiği anlaşıldığından, dava dilekçesinde taleplere göre kararın kesin olduğu kabul edilemeyeceğinden usul ve yasaya uygun bulunmayan 11.10.2021 tarihli temyiz talebinin reddine dair ek karar kaldırılarak, davacı vekilinin temyiz talebinin esasa yönelik olarak incelendiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin tapuda pay devrini içeren bir devre mülk sözleşmesi olduğu, bu sözleşmenin devre tatil sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceği, dosyada yer alan deliller birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin feshine ilişkin haklı sebep olmamakla birlikte; 14.01.2015 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 15/3. maddesi gereğince kat mülkiyetine konu taşınmazın tüketici adına tescili veya kat irtifakına konu taşınmazın tüketici adına tapu siciline tescil edilmesiyle birlikte taşınmazın zilyetliğinin devri ile teslim veya devir gerçekleşmiş kabul edilmekte ve davacının dava konusu taşınmaz haricinde başka bir tesiste, başka bir dönemde 21.05.2017-24.05.2017 tarihlerini kapsayan konaklamasının zilyetliğin devri anlamını taşımadığı, o halde, Bölge Adliye Mahkemesince, 6502 sayılı Kanun’un 50/9. maddesi ve Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 15/3. maddesi değerlendirilip davalı tarafından sunulan konaklama belgesinin dava konusu yapılan devremülke konu taşınmazın zilyetliğinin devri anlamını taşımadığı da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli kararıyla; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnilmesine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.11.2023 tarihli ilamıyla; sözleşmeye konu taşınmazın zilyetliğin devredildiğinden bahsedilebilmesi için sözleşmede kararlaştırılan kullanım hakkına uygun şekilde ve fiilen kullanıma hazır hâlde taşınmazın tüketiciye teslim edildiğinin ispat edilmesi gerektiği, ne var ki davalı tarafça bizatihi sözleşmeye konu yerin davalının kullanımına teslim edildiğine dair hiçbir delil sunulmadığı, cevap dilekçesinde davacının RCI sistemi kapsamında bir başka tesisten istifade etmiş olmasının teslim şartının gerçekleştiğini gösterdiğini savunarak bu ilişkin olarak konaklama belgesini sunduğu, oysa bir başka tesiste gerçekleşen konaklamanın, sunulan evrakta da açıkça yazılı olduğu üzere sözleşmenin imzalanmasından hemen sonra, sözleşmeye bağlı bir hediye tatil hakkı olarak sunulduğu, davalının bir anlamda tüketiciyi sözleşme yapmaya ikna etmek için kullandığı bu yöntemin davalıyı teslim borcundan kurtarmayacağı ve zilyetliğin devri anlamını taşımadığı, bozma kararına uymak gerekirken yazılı gerekçeyle direnme kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararındaki ön ödemeli devre mülk satışına dair sözleşmelerde taşınmazın devir ve teslimi anına kadar tüketicinin herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeden dönme hakkının var olduğu, Kuşadası’nda bulunan bir başka tesiste gerçekleşen konaklamanın sözleşmenin imzalanmasından hemen sonra, sözleşmeye bağlı bir hediye tatil hakkı olarak sunulduğu, davalının bir anlamda tüketiciyi sözleşme yapmaya ikna etmek için kullandığı bu yöntemin kendisini teslim borcundan kurtarmayacağı yönündeki açıklamalar doğrultusunda davacının sözleşmeden dönme hakkını kullandığının kabulü gerektiği, Mahkemece sözleşmenin iptali ve ödenen bedelin iadesine karar verilmesinden sonra davacıya devri yapılan tapunun da sebepsiz zenginleşmeye neden olmaması ve sözleşmenin feshinin sonucu olarak davalıya iadesi gerektiğinden bu hususun eksik bırakılmasının usul ve kanuna uygun olmadığı, icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle; asıl davanın kabulüne, Yalova İcra Müdürlüğünün 2018/8022 E. sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine, taraflar arasında düzenlenen 28.04.2016 tarih ... numaralı ve 05.01.2017 tarih ... numaralı hisseli gayrimenkul satış sözleşmelerinin iptaline, birleşen davanın kabulüne, davaya konu 1.000,00 TL'nin 28.04.2016 tarihinden itibaren, 16.125,00 TL'nin 29.04.2016 tarihinden itibaren, 7.080,00 TL'nin 15.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte asıl davayla tahsilde tekerrür edilmemek üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Yalova İli ... Köyü 424 Ada 27 Parsel 1. Kat 6 nolu meskenin davacı adına kayıtlı olan 7/3650 hissesinin iptali ile davalı ... Turiz İnşaat Oto Kiralama ve Danışmanlık Hizmetleri Tic. A.Ş adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, karara karşı davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş. vekilleri ayrı ayrı verdikleri dilekçelerinde; dava sözleşmelerin davacı ile diğer davalı şirket arasında imzalandığı, müvekkili şirketin veya şirket yetkilisinin sözleşmelerde herhangi bir imzasının veya kaşesinin bulunmadığını, bozmadan önce verilen kararın kesin olduğunu, dava konusu sözleşmelerin niteliği ve konaklama hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun isabetli olmayan değerlendirmelerinin bulunduğunu, dava konusu sözleşmelerin tamamlanmış bir tesise ilişkin hisseli gayrimenkul satış sözleşmeleri olduğunu, ön ödemeli devre tatil sözleşmeleri niteliğinde olmadığını, davacı tarafından yapılan konaklamanın hediye tatil niteliğinde olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... A.Ş. Vekili; daha önce müvekkil şirket lehine verilen 31.5.2022 tarihli kararın kesin nitelikte olduğunu, dava konusu sözleşmelerin tamamlanmış bir tesise ilişkin hisseli gayrimenkul satış sözleşmeleri olduğunu, davacı tarafından yapılan konaklamanın hediye tatil niteliğinde olmadığını, davacının RCI sistemi dahilindeki tesislerden olan ... Clup'ta konaklayarak sözleşmeye bağlı kullanımın gerçekleştiğini, sözleşmenin devre mülk sözleşmesi olmayıp ayni hak tanıyan bir sözleşme olduğunu ve nisbi hükümler içerdiğini, davada tapu devri işleminin gerçekleştiğini ve sözleşmenin geçerlilik kazandığını, davacı tarafından müvekkiline yapıldığı iddia edilen ödemelere de itiraz ettiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, devre mülk sözleşmesinin iptali, ödenen bedelin ve tapunun iadesi istemine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, Daire bozma ilamı ve Hukuk Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere davaya konu sözleşmenin hisseli pay satışına ilişkin devre mülk sözleşmesi olduğu, davacının dava konusu taşınmaz haricinde başka bir tesiste başka bir dönemde yaptığı konaklamasının zilyetliğin devri anlamını taşımadığı, emsal kararlarda belirtildiği üzere davalılar arasında organik bağ bulunduğu ve husumetin düştüğünün anlaşılmasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 53986cb1a82e045d 72016e30cd8e07d9 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 3. Hukuk Dairesi 2024/2900 E. , 2025/3081 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/131 E., 2024/524 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Yalova 1. Asliye (Tüketici) Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/3 E., 2020/171 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, tüm davalılar vekillerince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davalı ... Otel İşl. Tur. İnş. Paz. A.Ş. vekili Avukat ..., Avukat ..., Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl davada davacı vekili; müvekkilinin, birlikte hareket eden davalılar tarafından hediye tatil kazandığından bahisle aldatılarak götürüldüğü tesiste saldırgan satış yöntemleri sonucunda adi yazılı “Hisseli Gayrimenkul Satış Sözleşmesi”ni imzaladığını, sözleşme bedelinin ödendiğini, tapu devrinin sözleşmeye uygun olmadığını, davalıların sözleşmenin kurulması aşamasında mevzuat gereği müvekkiline vermesi zorunlu olan belgeleri vermediğini, cayma hakkının müvekkiline açıklanmadığını, tam tersine sözleşmeden dönerse ödemelerinin tümüyle yanacağının söylendiğini, tesisin vaat edilen özellikleri taşımadığını, resmî şekilde yapılmamakla geçersiz ve Kat Mülkiyeti Kanuna da aykırı olduğunu, devre mülkün kullanıma hazır bir şekilde müvekkiline teslim edilmediğini ve muayene imkânının sağlanmadığını, bu nedenle sözleşme çerçevesinde ödenen bedelin iadesi için icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili; asıl davada ileri sürülen sebeplerle asıl dosya ile birleştirilerek görülmek üzere taraflar arasındaki aynı sözleşmenin iptaline, sözleşme bedelinin müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı ... Otel İşl. Turz. İnş. Paz. A.Ş. (... A.Ş.) vekili asıl davaya cevabında; sözleşmeye bağlı kullanımın gerçekleştiğini, davacının RCI sistemine kayıtlı tesislerden biri olan ... Clup’ta tatil yaptığını, sözleşmedeki edimlerin ifa edildiğini ve tapu devrinin gerçekleştiğini, bu nedenle sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin iyiniyetle bağdaşmayacağını savunmuştur. Birleşen dosya davalısı ... Turizm İnş. Oto Kiralama ve Dan. Hizmetleri A.Ş. (... A.Ş.) vekili; müvekkilinin sözleşmenin tarafı olmadığını belirterek davanın öncelikle sıfat yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini savunmuştur. Birleşen dosya davalısı ... Otel İşl. Turizm İnş. Tic. A.Ş. vekili; sözleşmede taraf olmayan müvekkilinin diğer şirketlerle ayrı tüzel kişiliklere sahip olduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli kararı ile; taraflar arasında tapuya kayıtlı bir taşınmazdaki hissenin satışı yönünde yapılan harici sözleşmenin resmi şekli haiz olmamakla geçerli sayılamayacağı, sonradan resmi senetle tapu devri yapılmış olmasının bu durumu ortadan kaldırmayacağı, sözleşmenin davacıya bir hafta konaklama imkânı veren bir devre mülk sözleşmesi niteliği taşıdığı, oysa 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (TKHK) 50 nci, Devre Tatil Ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 8 inci maddesi gereği on beş günden az bir süre için imzalanan devre mülk sözleşmesinin resmi senede eklenip tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmekle kurulacağı, taraflar arasındaki sözleşmenin bu hususları sağlamadığı için esasen kurulamadığı, kullanım hakkının gerçekleşmesinin sözleşmeyi geçerli hale getirmeyeceği, davalıların emsal içtihatlara göre müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, geçersiz sözleşme nedeniyle tarafların verdiklerini iade yükü altında bulundukları gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne, asıl dava yönünden itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, 24.205,00 TL asıl alacak üzerinden hesaplanan icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden davanın kabulüne, davaya konu 24.205,00 TL'nin ödeme tarihlerinden itirabaren faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 29.06.2021 tarihli kararıyla; sözleşmenin geçersiz ve davacının iptal talebinin haklı olduğu yönünde verilen Mahkeme kararının dosya kapsamına uygun olmadığı, davalı tarafça sunulan konaklama belgelerinden davacının anlaşmalı tatil köyünde devre mülk hakkını kullandığının anlaşıldığı, buna göre davalının teslim edimini yerine getirdiğinin açık olduğu, cayma hakkının süresinde kullanılmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi 11.10.2021 tarihli ek kararla, miktar yönünden kesinlik sınırı altında kaldığından temyiz dilekçesinin reddine hükmetmiş, ek karara karşı asıl karara dair temyiz itirazlarıyla birlikte süresi içerisinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Dairenin 14.03.2022 tarihli ilamıyla; davacı vekilinin dava dilekçesinde sözleşmenin iptali, bedel iadesi talep ettiği anlaşıldığından, dava dilekçesinde taleplere göre kararın kesin olduğu kabul edilemeyeceğinden usul ve yasaya uygun bulunmayan 11.10.2021 tarihli temyiz talebinin reddine dair ek karar kaldırılarak, davacı vekilinin temyiz talebinin esasa yönelik olarak incelendiği, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin tapuda pay devrini içeren bir devre mülk sözleşmesi olduğu, bu sözleşmenin devre tatil sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceği, dosyada yer alan deliller birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin feshine ilişkin haklı sebep olmamakla birlikte; 14.01.2015 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 15/3. maddesi gereğince kat mülkiyetine konu taşınmazın tüketici adına tescili veya kat irtifakına konu taşınmazın tüketici adına tapu siciline tescil edilmesiyle birlikte taşınmazın zilyetliğinin devri ile teslim veya devir gerçekleşmiş kabul edilmekte ve davacının dava konusu taşınmaz haricinde başka bir tesiste, başka bir dönemde 21.05.2017-24.05.2017 tarihlerini kapsayan konaklamasının zilyetliğin devri anlamını taşımadığı, o halde, Bölge Adliye Mahkemesince, 6502 sayılı Kanun’un 50/9. maddesi ve Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin 15/3. maddesi değerlendirilip davalı tarafından sunulan konaklama belgesinin dava konusu yapılan devremülke konu taşınmazın zilyetliğinin devri anlamını taşımadığı da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle bozulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli kararıyla; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnilmesine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 29.11.2023 tarihli ilamıyla; sözleşmeye konu taşınmazın zilyetliğin devredildiğinden bahsedilebilmesi için sözleşmede kararlaştırılan kullanım hakkına uygun şekilde ve fiilen kullanıma hazır hâlde taşınmazın tüketiciye teslim edildiğinin ispat edilmesi gerektiği, ne var ki davalı tarafça bizatihi sözleşmeye konu yerin davalının kullanımına teslim edildiğine dair hiçbir delil sunulmadığı, cevap dilekçesinde davacının RCI sistemi kapsamında bir başka tesisten istifade etmiş olmasının teslim şartının gerçekleştiğini gösterdiğini savunarak bu ilişkin olarak konaklama belgesini sunduğu, oysa bir başka tesiste gerçekleşen konaklamanın, sunulan evrakta da açıkça yazılı olduğu üzere sözleşmenin imzalanmasından hemen sonra, sözleşmeye bağlı bir hediye tatil hakkı olarak sunulduğu, davalının bir anlamda tüketiciyi sözleşme yapmaya ikna etmek için kullandığı bu yöntemin davalıyı teslim borcundan kurtarmayacağı ve zilyetliğin devri anlamını taşımadığı, bozma kararına uymak gerekirken yazılı gerekçeyle direnme kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararındaki ön ödemeli devre mülk satışına dair sözleşmelerde taşınmazın devir ve teslimi anına kadar tüketicinin herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeden dönme hakkının var olduğu, Kuşadası’nda bulunan bir başka tesiste gerçekleşen konaklamanın sözleşmenin imzalanmasından hemen sonra, sözleşmeye bağlı bir hediye tatil hakkı olarak sunulduğu, davalının bir anlamda tüketiciyi sözleşme yapmaya ikna etmek için kullandığı bu yöntemin kendisini teslim borcundan kurtarmayacağı yönündeki açıklamalar doğrultusunda davacının sözleşmeden dönme hakkını kullandığının kabulü gerektiği, Mahkemece sözleşmenin iptali ve ödenen bedelin iadesine karar verilmesinden sonra davacıya devri yapılan tapunun da sebepsiz zenginleşmeye neden olmaması ve sözleşmenin feshinin sonucu olarak davalıya iadesi gerektiğinden bu hususun eksik bırakılmasının usul ve kanuna uygun olmadığı, icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiği gerekçesiyle; asıl davanın kabulüne, Yalova İcra Müdürlüğünün 2018/8022 E. sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, icra inkar tazminatı talebinin reddine, taraflar arasında düzenlenen 28.04.2016 tarih ... numaralı ve 05.01.2017 tarih ... numaralı hisseli gayrimenkul satış sözleşmelerinin iptaline, birleşen davanın kabulüne, davaya konu 1.000,00 TL'nin 28.04.2016 tarihinden itibaren, 16.125,00 TL'nin 29.04.2016 tarihinden itibaren, 7.080,00 TL'nin 15.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte asıl davayla tahsilde tekerrür edilmemek üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Yalova İli ... Köyü 424 Ada 27 Parsel 1. Kat 6 nolu meskenin davacı adına kayıtlı olan 7/3650 hissesinin iptali ile davalı ... Turiz İnşaat Oto Kiralama ve Danışmanlık Hizmetleri Tic. A.Ş adına kayıt ve tesciline karar verilmiş, karara karşı davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş. vekilleri ayrı ayrı verdikleri dilekçelerinde; dava sözleşmelerin davacı ile diğer davalı şirket arasında imzalandığı, müvekkili şirketin veya şirket yetkilisinin sözleşmelerde herhangi bir imzasının veya kaşesinin bulunmadığını, bozmadan önce verilen kararın kesin olduğunu, dava konusu sözleşmelerin niteliği ve konaklama hususunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun isabetli olmayan değerlendirmelerinin bulunduğunu, dava konusu sözleşmelerin tamamlanmış bir tesise ilişkin hisseli gayrimenkul satış sözleşmeleri olduğunu, ön ödemeli devre tatil sözleşmeleri niteliğinde olmadığını, davacı tarafından yapılan konaklamanın hediye tatil niteliğinde olmadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... A.Ş. Vekili; daha önce müvekkil şirket lehine verilen 31.5.2022 tarihli kararın kesin nitelikte olduğunu, dava konusu sözleşmelerin tamamlanmış bir tesise ilişkin hisseli gayrimenkul satış sözleşmeleri olduğunu, davacı tarafından yapılan konaklamanın hediye tatil niteliğinde olmadığını, davacının RCI sistemi dahilindeki tesislerden olan ... Clup'ta konaklayarak sözleşmeye bağlı kullanımın gerçekleştiğini, sözleşmenin devre mülk sözleşmesi olmayıp ayni hak tanıyan bir sözleşme olduğunu ve nisbi hükümler içerdiğini, davada tapu devri işleminin gerçekleştiğini ve sözleşmenin geçerlilik kazandığını, davacı tarafından müvekkiline yapıldığı iddia edilen ödemelere de itiraz ettiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, devre mülk sözleşmesinin iptali, ödenen bedelin ve tapunun iadesi istemine ilişkindir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, Daire bozma ilamı ve Hukuk Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere davaya konu sözleşmenin hisseli pay satışına ilişkin devre mülk sözleşmesi olduğu, davacının dava konusu taşınmaz haricinde başka bir tesiste başka bir dönemde yaptığı konaklamasının zilyetliğin devri anlamını taşımadığı, emsal kararlarda belirtildiği üzere davalılar arasında organik bağ bulunduğu ve husumetin düştüğünün anlaşılmasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 53986cb1a82e045d 72016e30cd8e07d9 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı