3. Hukuk Dairesi 2024/2886 E. , 2025/1798 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3099 E., 2024/741 K. DAVA TARİHİ : 17.08.2020 İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/623 E., 2021/561 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin % 64 davalının % 25 hisseyle ortak oldukları ... Endüstri İnş. San. Tic. A.Ş.nin 10.04.2014 tarihinde sermaye artırımına karar verdiğini, davalı tarafından ödenmesi gereken 381.430,29 TL sermaye borcunun müvekkili tarafından ödendiğini buna dair hazırlanan protokolün davalı tarafından imzalandığını, ancak davalının aradan uzun zaman geçmesine rağmen kendi adına ödenen sermaye borcu için müvekkiline ödeme yapmadığını, bunun üzerine ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek; icra takibine yapılan itirazın iptaline alacağın %20 sinden az olmamak üzere, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; sebepsiz zenginleşme zaman aşımı süresi olan 2 yıllık sürenin geçtiğini, taraflar arasında şirketin işleri nedeniyle uyuşmazlıklar çıktığını, müvekkili tarafından davalının yönetim kurulu başkanı olduğu şirket aleyhine ihtarlar çekildiğini ve davalar açıldığını, bu davalardan kısa süre sonra davalının ilamsız icra takibi başlattığını, davalının amacının müvekkilini zor duruma sokmak olduğunu, şirket işlemlerinin müvekkilinden gizlendiğini ve şirket sermayesinin buharlaştırıldığını, şirketin kasasındaki para ve kıymetli evrakın davacının kendi hakimiyetindeki başka şirketlere aktarılarak müvekkilinin alacaklarının yok edildiğini, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, şirketin kayıtlarının incelenmesiyle, davacının şirketi zarara uğrattığının, müvekkilinin şirketten ve davacıdan alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 01.06.2018 tarihli davacının imzasını muhtevi sözleşmede, 10.04.2014 tarihinde dava dışı şirketin sermayesinin 100.000,00 TL'den 2.500.000,00 TL'ye çıkarılmasına karar verildiği, bu sermayenin 10.04.2018 tarihinde 974.278,84 TL'sinin ödendiği, bakiye 1.525.721,16 TL'nin ise yine anılan sözleşmede gösterilen payları oranında ortaklar tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin son fıkrasında; "Yukarıda yazılı pay sahiplerinin hisse oranları karşılığındaki sermaye tutarları kendi nam ve hesaplarına olmak üzere ... (yani davacı) tarafından şirkete ödenmiştir." denildiği, davacının, davalının % 25 payına isabet eden 381.430,29 TL'lik sermaye artırım payını bizzat ödediği açıkça yazılmış olduğundan davacının davalıya 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386. maddesi uyarınca para ödüncü verdiğinin ispatlandığı, davalının ödediğini yazılı delille ispatlayamadığı,bilirkişi raporunda, davacı tarafından davalı adına yapılan dava konusu ödemenin, davacının şirketten alacağından mahsubu şeklinde ticari defterlere kaydedildiği belirtilmiş ise de bu durumun sonuca etkili olmadığı, bu borcun davacı tarafından şirket malvarlığı haricinde ödenmiş olması ile şirketten olan alacağa mahsup edilerek ödenmiş olması arasında sonuç itibarıyla herhangi bir fark bulunmadığı, davalının zımnen ve genel olarak kendisinin de davacıdan ve dava dışı şirketten alacaklı olduğu yönündeki beyanının takas mahsup def'i olarak mahkememizce dikkate alınmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüyle, Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2020/5941 Esas sayılı dosyasında davalının itirazının iptaline, takibin devamına; asıl alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının dahi davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamı, mevcut delil durumu, uyuşmazlığın, davacı tarafından, davalının borcunun ödenmesi nedeniyle taraflar arasındaki borç ilişkisinden kaynaklanmış olmakla mahkemenin görevli olduğu, davanın zamanaşımı dolmadan açıldığı, davalı tarafından, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/360 Esas sayılı dosyası ile açılan sermaye artırımına dair genel kurul kararının iptali istemli davanın ilk duruşmada reddedildiğinin anlaşıldığı, anılan bu dava dosyasında verilen kararın kesinleşmesinin beklenmesinin eldeki uyuşmazlığın çözümünde sonuca etkili olmadığı, davalının takas ve mahsuba konu olduğunu ileri sürdüğü alacağının belgesini, tarihini, bedelini açıklamamış olması, davacı tarafından, davalı adına ödenen bedelin davalıdan tahsili talebinin haklı olması, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, İlk Derece Mahkemesince ara kararla TTK. 481. ve diğer TTK. düzenlemelerine aykırı sermaye artırımı işleminin batıl olduğunun tespiti talebiyle açılan Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/360 Esas sayılı dosyanın gönderilmesinin istenilmesine karar verilmiş olmasına rağmen ara karar yerine getirilmeden tahkikat sona erdirilerek hüküm kurulduğunu, davanın temelinin sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığını, 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu,bilirkişi raporunun 6. sayfasında aynen "Şirketin artırılan sermayeden dolayı bloke edilen 508.573,72 TL'nin ortaklar tarafından ödenmeyip, şirket banka hesaplarından ödendiğinin tespit edildiğini," 7. sayfasında da aynen "508.573,72 TL Tutarındaki 1/4 oranındaki blokajın banka hesaplarına ödendiği, blokenin ortaklar tarafından değil, şirketin banka hesaplarındaki paralardan yapıldığı" şeklinde açık tespitler yapıldığını, 508.573,72 TL blokenin ortaklar tarafından değil, şirketin banka hesaplarından yatırıldığının ispat edildiğini belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle taraflar arasında imzalanan 01.06.2018 tarihli protokol ile davacının davalı adına dava dışı şirkete ödeme yaptığının ve sermaye arttırım kararının batıl olduğunun tespitine ilişkin davanın sonucunun davalının borcunun varlığını etkilemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz talebinin reddi ile usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.