3. Hukuk Dairesi 2024/2441 E. , 2025/1789 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1599 E., 2024/856 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/221 E., 2023/43 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında noterde 14.11.2018 tarihinde adi ortaklık sözleşmesi imzalandığını, ortaklığın amacının lahmacun, döner ve pidecilik konulu işletme kurmak olduğunu, tarafların ortaklığın yönetimi ve temsilinde müşterek hakka sahip olduklarını, müvekkilinin okuma yazmasının bulunmaması ve işi bilmemesi nedeniyle davalının yönlendirmesi ile hareket ettiğini, davalı ile güven ilişkisi kuracak kadar tanımadan ortaklık kurduğunu, davalının 30.000,00 TL sermaye bedeli koyduğundan emin olmadığını, kazanç hakkında davalının bilgi vermediğini, müvekkilinin emeğini de koyduğunu ancak davalının Sosyal Güvenlik Kurumuna bu hususu bildirmediğini, bütün kararları tek başına alan davalının güven sarsıcı hareketlerde bulunduğunu, ortaklığın menfaatini gözetmediğini, davalının 20.000,00 TL'yi 20 ayda ödeyerek sözleşmeyi sonlandırmak istediğini ancak faiz ödemediğinden müvekkilinin kabul etmediğini ileri sürerek; ortaklığın haklı sebeple feshine, 2018-2019 yıllarına ait kâr paylarına her yıl için ayrı ayrı yasal faiz işletilerek hesaplanacak miktarın davalıdan tahsiline, adi ortaklığın tasfiyesi ile belirlenecek bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davacı ile müvekkilinin 14.11.2018 tarihli sözleşme ile ortak olduklarını, davacı ile müvekillinin işletmede iki ay çalıştığını, kârın paylaştırıldığını, müvekkilinin iş yeri hakkında davacıya bilgi verdiğini, muhasebe işlerinin dışarıdan hizmet alınarak yapıldığını, iki ayın sonunda davacının iş yerinde çalışmayı bıraktığını, haklı sebep bulunmadığından adi ortaklığın feshi talebinin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; temsil yetkisine sahip davalı ortağın yükümlülüklerini yerine getirmediği ve ortaklığı zarara uğrattığı iddiası ile ilgili olarak SGK ve vergi dairesi kayıtları ile UYAP sisteminden dosya arasına alınan icra dosyaları birlikte değerlendirildiğinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 639/7 maddesi hükmü gereğince haklı sebeplerin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile taraflar arasındaki adi ortaklığın tasfiyesine, tasfiye sebebiyle 5.385.94 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; adi ortaklığın feshini haklı kılacak nedenler oluşmadığından talebin reddi gerektiğini, usulüne uygun tasfiye yapılmadığını, müvekkili aleyhine ... elektrik borcu için icra takibi başlatıldığını, vergi dairesine olan borcun müvekkili tarafından ödendiğini, dükkan devir bedelinin önceki dönem kira bedeli olarak ödendiğini, yemin teklif etme haklarının bulunduğunu, müvekkili tarafından iş yerinin tüm borçlarının tek taraflı olarak ödendiğini, davacının ise hiçbir borcu ödemediğini, hükme esas alınan raporun eksik inceleme ile hazırlandığını savunarak, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, fiilen son bulan adi ortaklığın tasfiyesi istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, özellikle adi ortaklığın fiilen son bulmuş olmasına göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. Somut olayda, taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğu ve bu adi ortaklık ilişkinin işletmenin devredilmesi ile fiilen son bulduğu hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince; ortaklığın tasfiyesine ilişkin olarak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulmuş olup, söz konusu rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki, davalı vekili Mahkemenin 08.09.2020 tarihli duruşmada "adi ortaklığa konu işletmeye ilişkin dükkan kira borcunun bulunduğunu, 16.000,00 TL üzeri kira borcu ödediğini ve dükkan kira borcuna karşılık ve yine 10.000,00 TL sayılan Tofaş marka araç karşılığı devredilmiştir." şeklinde beyanda bulunduğu, dosyada kiraya veren tarafından davacı kiracı aleyhine kira borcunun ödenmesi için ihtarname gönderildiği halde kira borcunun davalı tarafından ödenip ödenmediği hususunun raporda değerlendirilmediği, diğer taraftan davaya konu işletmenin muhasebecisinin bulunduğu belirtildiği halde söz konusu belgeler istenilip ortaklığın aktif ve pasif değerlerine ilişkin bilgi ve belgeler belirlenmeksizin raporun hazırlandığı, ayrıca .. isimli şirkete davalının ortaklık nedeniyle borcu bulunduğu belirtilmesine rağmen bu hususta müzekkere yazılarak adi ortaklığın pasifi hakkında yeterli araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; davaya konu adi ortaklığın tüm aktif ve pasifleri belirlenerek, davacının talep edebileceği miktara ilişkin olarak, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda itirazlarını karşılayan, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli şekilde bilirkişiden rapor alınması ve hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.