Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/2408 E., 2025/1533 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2408 E., 2025/1533 K. (12.03.2025)

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2408
Karar No
2025/1533
Karar Tarihi
12.03.2025

3. Hukuk Dairesi 2024/2408 E. , 2025/1533 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/20 E., 2021/150 K. DAVA TARİHİ : 05.08.2013 Mahkeme kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın onanmasına dair verilen kararın, davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; vergi başmüfettişi olan ve geçici süreyle yurt dışında görevlendirilen davalı ...'nın 14.12.2008-01.09.2010 tarihleri arasında ABD’de yüksek lisans yaptığını, yurda dönüşte mecburi hizmetini tamamlamadan 31.12.2012 tarihinde istifa ettiğini, 15.09.2009 tarihli yüklenme senedinde davalının taahhüdünü ihlâl etmesi hâlinde ödemeyi kabul ettiği zararın açıkça yazıldığını, diğer davalıların da bu borç senedinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak yer aldıklarını, taahhüdün ihlâl edilmesi nedeniyle yapılan harcamaların mecburi hizmet süresinin çalışılmayan dönemine karşılık gelen tutarından davalıların müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek; 39.022,84 USD ve 31.777,00 TL'nin davalılardan tahsilini istemiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili; müvekkili ...'in kamu gücüne sahip idare karşısında müzakere ve müdahale şansı olmaksızın davaya konu taahhütnameyi imzaladığını, böyle bir uygulamanın taraflar arasında akdi ilişki olarak kabul edilemeyeceğini, yurt dışı eğitimi sırasında müvekkilinin vergi başmüfettişliği görevinin devam etmesi nedeniyle yurt içi aylıklarına zaten hak kazanıldığını, buna rağmen ödenen maaşın iki katı karşılığıyla geri istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, genel işlem koşulu niteliğindeki taahhütname hükümlerine dayanılarak cezai şart talep edilmesinin mümkün olmadığını ve fahiş olduğunu, müvekkilinin yurt dışında kaldığı sürenin iki aşamalı olduğunu, ilk başta yalnızca görev nedeniyle yurt dışına çıkan müvekkilinin, 15.09.2009 tarihinden sonra eğitim amacıyla yurt dışında kalmaya devam ettiğini, geçici görevlendirme ve eğitim ile ilgili bu iki süreçte yapılan ödemelerin de farklılık arz ettiğini, geçici görevlendirme dönemine ilişkin harcırahların iadesinin istenemeyeceğini, bunların hizmet karşılığı olarak Harcırah Kanunu çerçevesinde yapılan ödemeler olduğunu, oysa Yargıtay uygulamasında ancak yurt dışı ödemelerinin iade konusu edilebileceğinin benimsendiğini, bilirkişi vasıtasıyla yapılacak incelemeyle müvekkillerinden yasal olarak talep edilebilecek borç miktarının belirlenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.07.2014 tarihli kararıyla; davalının sorumluluğunun lisansüstü eğitim amacıyla yurt dışında bulunduğu 25.08.2009-01.09.2010 tarihleri arasındaki 371 günlük süre üzerinden hesaplanması gerektiği, buna göre mecburi hizmet süresinin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun (657 sayılı Kanun) Ek 34. maddesine göre 742 gün olduğu, davalı ...'nın yurda döndükten sonra istifasına kadar 850 gün çalıştığı, bu durumda mecburi hizmet süresi tamamlanmış olduğundan herhangi bir yükümlülüğü kalmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 11.10.2016 tarihli ilamıyla;"...Davanın zorunlu hizmet karşılığı olan kurum alacağının tahsili istemine ilişkin olduğu, davalıların 6552 sayılı İş Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun'dan (6552 sayılı Kanun) yararlanmak için davacı idareye başvuruları bulunup bulunmadığı araştırıldıktan sonra, 6552 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin somut olayda değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur. 2. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ilk karar gerekçesi yanında, davacının mecburi hizmetini tamamladığı ve herhangi bir borcunun kalmadığı, bu nedenle ortada yapılandırılması gereken bir borcun varlığından söz edilemeyeceğinden eski kararda ısrar edilmesi gerektiği gerekçesiyle, önceki kararda direnilerek davanın reddine karar verilmiş; direnme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2023 tarihli kararıyla; davalıların borç iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak borcu tümüyle inkar ettikleri, yargılama aşamasında da 6552 sayılı Kanun'dan yararlanmak amacıyla başvuru yapılacağına ya da yapıldığına dair herhangi bir iddia ve savunmada bulunulmadıkları, Mahkemenin de davacı kurumun alacağının olmadığı yönündeki bir değerlendirmeyle davalıları haklı gördüğü ve davayı reddettiği, bu nedenle Mahkemece 6552 sayılı Kanun uyarınca davaya konu edilen alacakların yeniden yapılandırılması olanağından yararlanılıp yararlanmadığının araştırılmasına gerek bulunmadığı, hâl böyle olunca, Mahkemenin açıklanan hususlara değinen direnme kararının yerinde olduğu, ne var ki, bozma nedenine göre işin esası incelenmediğinden davacı vekilinin temyiz itirazlarının Özel Daire tarafından değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiştir. 4. Dairenin 18.10.2023 tarihli ilamıyla; davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.

V. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Sebepleri Davacı vekili; delillerin bilirkişi tarafından yeterince incelenmediğini, itirazları doğrultusunda yeni bir bilirkişi raporu alınmadığını, bilirkişinin davalı ...'in geçici görev ile kendi iradesi dışında araştırma ve inceleme yapması için ABD'ye gönderildiği ve söz konusu yurt dışı görevinin zorunlu bir görev olduğu görüşüne katılmadıklarını, dosyaya geçici görevlendirme evraklarının sunulmamış olmasının zorunlu görevlendirme şeklinde yorumlanmasını gerektirmediğini, davalı ...'in yurt dışına çıkmadan önce "Yurt Dışına Gönderilen Kamu Personeline Mahsus Yüklenme Senedi ve Muteber İmzalı Müteselsil Kefalet Senedi" ni imzalayıp birimine teslim etmek suretiyle, yurt dışında kalacağı sürenin iki katı kadar bir süre için mecburi hizmet taahhüdünde bulunduğunu, geçici görev süresi içerisinde davalının lisansüstü eğitime başladığını, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun (657 sayılı Kanun) 79. maddesi uyarınca da yurtdışı maaşının ödendiğini, 657 sayılı Kanun'un mecburi hizmet başlıklı 224. maddesinin; “...yetiştirilmek, eğitilmek, bilgilerini artırmak veya staj yapmak üzere 3 ay ve daha fazla süre ile dış memleketlere gönderilen memurlara gönderilme şekillerine bakılmaksızın yurtdışında kaldıkları sürenin iki katı kadar mecburi hizmet yüklenir...” hükmüne amir olduğunu, lisansüstü eğitimini tamamlamadan yurda dönmesi veya başarılı olamaması halinde yapılan masrafların tamamının kanuni faizi ile birlikte geri alınabilmesi için kendisinden "Yurt Dışına Gönderilen Kamu Personeline Mahsus Yüklenme Senedi ve Muteber İmzalı Müteselsil Kefalet Senedi" alınması hususuna yer verildiğini, davalı ...'in yurt dışında bulunduğu süre zarfında toplam 123.209,17 USD ve 50.165,73 TL yurt içi maaşı ödendiğini, toplam 622 gün (1 yıl 8 ay 17 gün) süre ile yurt dışında kalmış ve toplamda bu sürenin iki katı olan (3 yıl 5 ay 4 gün)=622x2=1244 gün mecburi hizmetinin söz konusu olduğunu, çalışmış olduğu 850 günün mahsubu sonucu (1244-850)=394 gün mecburi hizmetinin kaldığını, mecburi hizmet süresinin çalışılmayan kısmına karşılık gelmek üzere 39.022,84 ABD Doları ve 31.777,00 TL (15.888,50 TL tutarındaki harcamanın taahhüt hükümleri gereğince iki misli olarak hesaplanan) yurt dışı öğrenim giderinden kaynaklanan borç tahakkuk ettirildiğini, davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, geçici görevlendirme ve devamında yüksek lisans eğitimi için yurt dışında bulunan kişinin mecburi hizmet yükümlülüğünü tamamlamadığı iddiasıyla alacak istemine ilişkindir. Karar düzeltme yoluyla incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesinde sayılan hâllerden hiçbirini ihtiva etmeyen davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE,Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyene yükletilmesine,12.03.2025 tarihinde karar verilmiştir. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f99af0816fa5398f 48637862ae5b99d7

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı