Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/2386 E., 2025/1549 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2386 E., 2025/1549 K. (12.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2386
Karar No
2025/1549
Karar Tarihi
12.03.2025
Konu
Tazminat, Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/2386 E. , 2025/1549 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/454 E., 2024/568 K. DAVA TARİHİ : 20.10.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/314 E., 2023/404 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalının 20.09.2019 tarihinde müvekkilinden 35.000,00 Euroyu elden aldığını, buna ilişkin belge tanzim edildiğini, işlemin üzerinden uzun bir süre geçmesine karşılık ilgili borcun tüm şifahi ihtarlara rağmen davalı tarafından müvekkiline ödenmediğini, bunun üzerine 17.06.2022 tarihli ihtarname ile davalıdan davaya konu borcu ödemesinin istenildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının borca haksız şekilde itiraz ettiğini, davalının itirazı incelendiğinde imzaya itirazı bulunmadığını, davalının yazılı belgenin aksini aynı kuvvetteki delille ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek; davanın kabulü ile itirazın iptaline, asıl alacak olan 35.000,00 Euro (takip tarihindeki takip çıkış miktarı olan 650.093,50 TL) üzerinden takibin devamına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının ödünç sözleşmesi kapsamında alacaklı olduğunu iddia etmesine rağmen altı aylık süre içerisinde alacağını talep etmediğini, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, davacının muhasebeci olup konusu para olan hukuki işlemleri iyi bildiğini, davacının dayanak yaptığı belgede ödünç olarak para verildiğinin belirtilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, söz konusu adi yazılı senedin davacının dava dışı işvereni ile müvekkilinin yaptığı taşınmaz devrinden kaynaklı ödemeye ilişkin olduğunu savunarak, davanın reddi ile müvekkili lehine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından davalıya borç verildiğine veya aralarındaki herhangi bir hukuki ilişkiden kaynaklı olarak alacağın kaynağının belirtilmediği, sadece adi yazılı senedin eldeki davaya dayanak yapıldığı, davalı tarafından ise adi yazılı senet içeriğinin kabul edildiği, ancak söz konusu adi yazılı senedin davacının işvereni ile yapılan taşınmaz devrinden kaynaklı yapılan ödemeye ilişkin olduğunun beyan edildiği, davacının yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırması ve SGK kayıtlarından dava konusu edilen tutarda borç verebilecek ekonomik güce sahip olmadığının tespit edildiği, yine 35.000,00 Euro tutarında bir paranın herhangi bir neden veya tanışıklık olmaksızın borç olarak verilmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğu, gelen tapu kayıtlarının davalı tarafın iddialarını doğruladığı, davanın aydınlatılması ve delil başlangıcı dikkate alınarak dinlenen davalı tanığının da verilen adi yazılı senedin davacının dava dışı işvereninin kızına yapılan taşınmaz devrinden kaynaklı olduğunu beyan ettiği, davacının dava ve cevaba cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmaması nedeniyle davacı tanığının dinlenmediği, davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı, neticeten davacı tarafından ödünç olarak verildiğine dair açık bir ifade bulunmayan senetten kaynaklı olarak alacaklı olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddi ile davalı lehine takip alacağının %20'si olan 7.000,00 Euronun davacıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının takip dayanağı olan belgenin takibe konu paranın davalıya ödünç olarak verildiğini ispata yeter nitelikte olmadığı, karine olarak söz konusu belgenin ödeme belgesi niteliğinde olması ve davacının yeterli ve kesin delillerle ödünç sözleşmesini ispat edememesi nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacının kötü niyetli olarak davalı aleyhine icra takibi yaptığının yeterli ve kesin delillerle ispat edilememesi nedeniyle yasal koşulları oluşmadığından davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp esas hakkında yeniden, davanın reddi ile yasal koşulları oluşmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; takibe konu belgedeki imzanın davalıya ait olduğunun davalı tarafından açıkça ikrar edildiğini, bu nedenle davalının ileri sürdüğü iddiaların ispatının da aynı kuvvette yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, Derece Mahkemelerince bu hususun gözetilmediğini, davalının bu nitelikte bir belgeyi dosyaya sunamadığını, yine davalının icra dosyasına sunduğu itirazlarla bağlı olmasına rağmen bu hususun da nazara alınmadığını, Mahkemece beyanına itibar edilen davalı tanığı Emine'nin davalının eşi olup tarafsız olmadığından beyanının hükme esas alınamayacağını, müvekkilinin bildirdiği tanığın dinlenmemesinin de hatalı olduğunu, yemin teklif hakkının hatırlatılmadığını, müvekkilince davalıya gönderilen 17.06.2022 tarihli ihtarnameye davalı tarafça cevap verilmediği halde Derece Mahkemelerince bu husus gözetilmeden hüküm verilmesinin de hatalı olduğunu, Derece Mahkemelerince yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunun sabit olduğunu, zira İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde belirtilen maddi olayın Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edildiğini, bu maddi olay içerisinde davacının, kendi işvereni ile müvekkili arasındaki ilişkide aracı olarak hareket ettiğini, bu ilişkide davacının, işverenine karşı hesap vereceğini söylemesi nedeniyle müvekkilinden yazılı belge aldığını açıkça bilmesine rağmen kötüniyetli olarak söz konusu icra takibini başlattığını ileri sürerek; kararın kötüniyet tazminatı yönünden bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının davalıya ödünç olarak verilen paranın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, davacının icra takibine dayanak yaptığı belgenin takip konusu paranın davalıya ödünç olarak verildiğini ispata yeterli olmamasına, davacının delillerinde açıkça yemin deliline dayanmayan davacıya yemin teklif hakkının hatırlatılmamasında bir isabetsizlik bulunmamasına, neticeten davacının davalıya ödünç olarak para verdiğini dosya kapsamındaki delillere göre ispat edememesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmamasına, davalının kötüniyet tazminatına yönelik temyiz itirazları yönünden ise, davacının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı ispat edilememiş olmakla kötüniyet tazminatının şartları oluşmadığından Bölge Adliye Mahkemesince kötüniyet tazminatının reddine karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemesine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 108103287bdf4ab9 5c5b8dd14ad896fb This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 3. Hukuk Dairesi 2024/2386 E. , 2025/1549 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/454 E., 2024/568 K. DAVA TARİHİ : 20.10.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/314 E., 2023/404 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; davalının 20.09.2019 tarihinde müvekkilinden 35.000,00 Euroyu elden aldığını, buna ilişkin belge tanzim edildiğini, işlemin üzerinden uzun bir süre geçmesine karşılık ilgili borcun tüm şifahi ihtarlara rağmen davalı tarafından müvekkiline ödenmediğini, bunun üzerine 17.06.2022 tarihli ihtarname ile davalıdan davaya konu borcu ödemesinin istenildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının borca haksız şekilde itiraz ettiğini, davalının itirazı incelendiğinde imzaya itirazı bulunmadığını, davalının yazılı belgenin aksini aynı kuvvetteki delille ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek; davanın kabulü ile itirazın iptaline, asıl alacak olan 35.000,00 Euro (takip tarihindeki takip çıkış miktarı olan 650.093,50 TL) üzerinden takibin devamına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının ödünç sözleşmesi kapsamında alacaklı olduğunu iddia etmesine rağmen altı aylık süre içerisinde alacağını talep etmediğini, müvekkili ile davacı arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığını, davacının muhasebeci olup konusu para olan hukuki işlemleri iyi bildiğini, davacının dayanak yaptığı belgede ödünç olarak para verildiğinin belirtilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, söz konusu adi yazılı senedin davacının dava dışı işvereni ile müvekkilinin yaptığı taşınmaz devrinden kaynaklı ödemeye ilişkin olduğunu savunarak, davanın reddi ile müvekkili lehine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından davalıya borç verildiğine veya aralarındaki herhangi bir hukuki ilişkiden kaynaklı olarak alacağın kaynağının belirtilmediği, sadece adi yazılı senedin eldeki davaya dayanak yapıldığı, davalı tarafından ise adi yazılı senet içeriğinin kabul edildiği, ancak söz konusu adi yazılı senedin davacının işvereni ile yapılan taşınmaz devrinden kaynaklı yapılan ödemeye ilişkin olduğunun beyan edildiği, davacının yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırması ve SGK kayıtlarından dava konusu edilen tutarda borç verebilecek ekonomik güce sahip olmadığının tespit edildiği, yine 35.000,00 Euro tutarında bir paranın herhangi bir neden veya tanışıklık olmaksızın borç olarak verilmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğu, gelen tapu kayıtlarının davalı tarafın iddialarını doğruladığı, davanın aydınlatılması ve delil başlangıcı dikkate alınarak dinlenen davalı tanığının da verilen adi yazılı senedin davacının dava dışı işvereninin kızına yapılan taşınmaz devrinden kaynaklı olduğunu beyan ettiği, davacının dava ve cevaba cevap dilekçesinde tanık deliline dayanmaması nedeniyle davacı tanığının dinlenmediği, davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığı, neticeten davacı tarafından ödünç olarak verildiğine dair açık bir ifade bulunmayan senetten kaynaklı olarak alacaklı olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddi ile davalı lehine takip alacağının %20'si olan 7.000,00 Euronun davacıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının takip dayanağı olan belgenin takibe konu paranın davalıya ödünç olarak verildiğini ispata yeter nitelikte olmadığı, karine olarak söz konusu belgenin ödeme belgesi niteliğinde olması ve davacının yeterli ve kesin delillerle ödünç sözleşmesini ispat edememesi nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı, ancak davacının kötü niyetli olarak davalı aleyhine icra takibi yaptığının yeterli ve kesin delillerle ispat edilememesi nedeniyle yasal koşulları oluşmadığından davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp esas hakkında yeniden, davanın reddi ile yasal koşulları oluşmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; takibe konu belgedeki imzanın davalıya ait olduğunun davalı tarafından açıkça ikrar edildiğini, bu nedenle davalının ileri sürdüğü iddiaların ispatının da aynı kuvvette yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, Derece Mahkemelerince bu hususun gözetilmediğini, davalının bu nitelikte bir belgeyi dosyaya sunamadığını, yine davalının icra dosyasına sunduğu itirazlarla bağlı olmasına rağmen bu hususun da nazara alınmadığını, Mahkemece beyanına itibar edilen davalı tanığı Emine'nin davalının eşi olup tarafsız olmadığından beyanının hükme esas alınamayacağını, müvekkilinin bildirdiği tanığın dinlenmemesinin de hatalı olduğunu, yemin teklif hakkının hatırlatılmadığını, müvekkilince davalıya gönderilen 17.06.2022 tarihli ihtarnameye davalı tarafça cevap verilmediği halde Derece Mahkemelerince bu husus gözetilmeden hüküm verilmesinin de hatalı olduğunu, Derece Mahkemelerince yeterli araştırma yapılmadan karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili; kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunun sabit olduğunu, zira İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde belirtilen maddi olayın Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edildiğini, bu maddi olay içerisinde davacının, kendi işvereni ile müvekkili arasındaki ilişkide aracı olarak hareket ettiğini, bu ilişkide davacının, işverenine karşı hesap vereceğini söylemesi nedeniyle müvekkilinden yazılı belge aldığını açıkça bilmesine rağmen kötüniyetli olarak söz konusu icra takibini başlattığını ileri sürerek; kararın kötüniyet tazminatı yönünden bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacının davalıya ödünç olarak verilen paranın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, davacının icra takibine dayanak yaptığı belgenin takip konusu paranın davalıya ödünç olarak verildiğini ispata yeterli olmamasına, davacının delillerinde açıkça yemin deliline dayanmayan davacıya yemin teklif hakkının hatırlatılmamasında bir isabetsizlik bulunmamasına, neticeten davacının davalıya ödünç olarak para verdiğini dosya kapsamındaki delillere göre ispat edememesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmamasına, davalının kötüniyet tazminatına yönelik temyiz itirazları yönünden ise, davacının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı ispat edilememiş olmakla kötüniyet tazminatının şartları oluşmadığından Bölge Adliye Mahkemesince kötüniyet tazminatının reddine karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemesine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 108103287bdf4ab9 5c5b8dd14ad896fb ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı