3. Hukuk Dairesi 2024/2334 E. , 2025/1234 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/577 E., 2024/666 K. DAVA TARİHİ : 20.03.2023 İLK DERECE MAHKEMESİ : Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/93 E., 2024/57 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacı vekilinin duruşma talebinin miktar yönünden reddi ile temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı ... arasında 19.03.2009 tarihli protokol imzalandığını, bu protokole göre davalı İdarenin jeotermal kaynaklardan 30-45 derece sıcaklıkta ve 15lt/sn suyu müvekkili şirkete vermeyi taahhüt ettiğini, davalı ile imzalanan protokolden sonra müvekkili şirket ile Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı arasında 07.04.2009 tarihinde tarıma dayalı yatırımların desteklenmesi konuları için hibe sözleşmesi imzalandığını, davalı İdarenin protokoldeki yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkili şirkete su vermeyerek zarara uğrattığını, konuya ilişkin müvekkili şirketin Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/88 E. 2018/429 K. sayılı dosyasında tazminat davası açtığını ve davanın kabul ile sonuçlandığını, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/81 E. sayılı dosyasında da 2014 - 2019 yıllarına ilişkin zararın hüküm altına alındığını, taraflar arasında akdedilen Protokolün 25 yıl için imzalandığını, protokolün halen ayakta olup feshedilmediğini, davalı İdarenin sorumluluğunun 25 yıl için olduğunu, emsal karar dosyasında yer alan bilirkişi ve MTA raporlarında davalı İdarenin su vermesinin mümkün olmadığının tespit edildiğini ileri sürerek; 2011 ve 2012, 2014-2019 yılları dışında kalan hüküm altına alınmayan döneme ilişkin sözleşme bitim tarihi gözetilerek belirlenecek zararın şimdilik 100.000,00 TL'sinin 22.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 05.12.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 517.500,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili İdare ile davacı şirket arasında imzalanan 19.03.2009 tarihli protokolün kesin hükümsüzlük nedeniyle hukuken geçersiz olduğunu, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli suların devletin hüküm ve tasarrufu altında olması nedeniyle gerçek ve tüzel kişilere tahsis edilmesinin mümkün olmadığını, protokol tarihi itibariyle 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, davacı tarafından kurulan seranın hibe yardımı ile kurulduğunu, davacının hibe haricinde harcama yaptığına ilişkin belge sunmadığını, hibe yardımının hesaplanacak tazminattan mahsubunun gerektiğini, davaya konu seranın 2020-2022 yılları arasında üretim yapamaz durumda olması nedeniyle davanın konusuz kaldığını, sıcak su kuyuları ile davacının serası arasındaki Toki ısıtma sisteminin iptal olması nedeniyle sıcak suyun alınamamasının müvekkili İdarenin dışında gerçekleştiğini, müvekkilinin hukuki sorumluluğunun doğmayacağını, müvekkilinin kamu kurumu olması nedeniyle avans faizi talep edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya arasına alınan bilirkişi kök ve ek raporunda da belirtildiği üzere, 19.03.2009 tarihli protokol hükümleri kapsamında mevcut fiziki ekolojik şartlar ve optimum koşullar altında 2020-2022 dava tarihi dönem için net gelir yöntemiyle yapılan hesaplamada net gelir metoduna göre 517.500,00 TL olarak hesap edildiği, bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu, davacı tarafın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek su hattı ve sera işini tamamladığı ve bunun üzerine davalıdan su talep ettiği, davalı İdarenin 04.11.2009 tarihli iç yazışmasında SK-6 kuyusundan Toki konutlarının ısıtıldığı, bu kuyudan TOKİ sıcak su hattından dönen dönüşümden gelen sıcak su bağlantısının yapılması hususunun İdarenin ilgili kurumunun oluruna arz edildiği ve akabininde Toki konutlarının ısıtma sistemi nedeniyle su verilemeyeceğinin anlaşıldığı, davalı tarafından SK-5 kuyusundan artezyen yapılarak çıkmakta olan suyun protokol kapsamında bağlanılarak kullanılmasının istenildiği, fakat davacı şirket tarafından bu suyun yeterli olmadığı gerekçesiyle daha fazla su talep edildiği, davalı idarenin suyu temin edememesi nedeniyle davacı şirketin zarara uğradığının sabit olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 100.000.00 TL'nin dava tarihinden, 417.500,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalı arasında Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davadaki ilamda belirtilen hususlara, Mahkemece konusunda uzman bilirkişilerden alınıp hükme esas alınan bilirkişi heyet raporundaki tespit ve değerlendirmelere göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; Protokol tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresi dolduğunu, dava konusu seranın 2020-2022 yılları arasında üretim yapamaz durumunda olması nedeniyle alacak talebinin dürüstlük kuralıyla bağdaşmadını, davacı şirketin dava açmakta hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmadığını, jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli suların gerçek ve tüzel kişilere tahsis edilmesinin mümkün olmaması nedeniyle Protokolün kesin hükümsüz olduğunu, müvekkili idareye ait kuyulardan davacının serası arasında bağlantıyı gerçekleştirecek olan Toki ısıtma sisteminin müvekkilinin dışında iptal edilmiş olduğunu, avans faizi talep edilemeyeceğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, protokol hükümlerine aykırı davranılması nedeniyle maddi tazminat istemine istemine ilişkindir. 1. 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesi hükmü; herkesin haklarını, toplumda geçerli doğruluk dürüstlük ve iş ilişkilerinin gerektirdiği karşılıklı güven anlayışına uygun olarak kullanmasını emreder. Diğer bir deyişle Kanun'un 2. maddesinde yer alan dürüst davranma yükümlülüğü "hakların kullanılması" ve "borçların yerine getirilmesinde" söz konusu olur. Hakkın kullanımı ölçütünü, Kanuna göre dürüstlük kuralları verir. Dürüst davranma ise "bir hak sahibinin hakkını kullanırken veya bir borçlunun borcunu yerine getirirken iyi ve doğru hareket etmesi yani dürüst, namuskar, makul, fiilinin neticesini bilen, orta zekalı her insanın benzer hadiselerde takip edecek olduğu yolda hareket etmesi" anlamındadır. O halde bir hak sahibi hakkını kullanırken veya bir borçlu borcunu yerine getirirken yukarıda belirtilen ilkelere uygun hareket etmek durumundadır; aksi halde, haklarını kötüye kullandıkları sonucuna varılabilecektir. Bununla birlikte hemen belirtmelidir ki, hakkın kötüye kullanımı kurumu hukukun şekilciliğinden doğan sertliği gidermek maksadıyla ortaya çıkmıştır. Zira hukuk kuralları tarafından kişilere tanınan yetkilerin olduğu gibi kullanılması, diğer kişiler için çoğu kez katlanılması güç olan sonuçlar doğurabilecektir. İşte bu noktada 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesi oldukça büyük önem taşımakta olup, gerçekleşen her somut olayda hakim tarafından ayrıca takdiri gereken bir durumdur. 2. Somut olayda; 19.03.2009 tarihli protokol ile davalıya ait olan jeotermal kaynaklardan elde edilen 30-45 derece aralığındaki akışkan sıcak sulardan 15 lt/snlik kısmının, davacı tarafından yaptırılacak olan seraların ısıtılmasında kullanılmak üzere, ilgili kanun gereği idarece payı alınarak davacı şirkete tahsis edileceği, tahsis süresinin 25 yıl, tahsis bedelinin 5686 sayılı Kanun’un Uygulama Yönetmeliği'nin 20. maddesi gereğince seraların gayrisafi hasılatının %1’i olacağı, tahsisi yapılacak sıcak suyun Sarıkaya Jeotermal A.Ş. tarafından konut ve işyerlerinin ısıtılmasında kullanılan sıcak suyun dönüşümden sonraki su olduğu ve seralara sıcak su götürülecek hattın tamamen davacı şirket tarafından yapılacağı kararlaştırılmıştır. 3. Gerek taraflar arasındaki, gerekse kurum içi yazışmalardan; davacının protokol hükümleri kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmek amacıyla 07.04.2009 tarihinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığından hibe desteği alarak jeotermal sera tesisi yapımı işini tamamladığı, idarece oluşturulan komisyonca yerinde inceleme yapılarak, seraların idareye verilen projeye uygun olarak yapıldığının tespit edildiği, daha sonra davacı tarafça davalıdan su bağlantı talebinde bulunduğu, buna ilişkin yazışma sürecinin 04.11.2009 ile 20.02.2012 tarihleri arasını kapsadığı, ilgili yazışma içeriklerinden davacı şirketin üzerine düşen edimi yerine getirdiği ancak tahsise esas bağlantının davalı ... tarafından zamanında yapılmaması nedeniyle davalının edimini yerine getirmediği, bu nedenle davacının sıcak suyu kullanamamaktan dolayı uğramış olduğu zararının davalı tarafından giderilmesi gerektiği, nitekim davacı tarafından aynı taleplerle 04.02.2014 tarihinde açılan davada 2011, 2012 ve 2013 yılları için oluşan zararın tazmininin talep edildiği, Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05.06.2018 tarihli ve 2014/88 E. 2018/429 K. sayılı kararıyla davanın kabul edilerek, davacının anılan yıllara ilişkin zararının net gelir yöntemi ile hesaplanmak suretiyle tahsiline karar verildiği, kararın Dairemizin 10.12.2021 tarihli ve 2021/5435 E., 13243 K. sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. 4. Her ne kadar, davalının protokol hükümlerini ihlal ettiği hususu emsal Mahkeme kararı ile sabit ise de; somut olayda, dosya kapsamından, alınan hibe desteği ile tamamlanan sera tesislerinin, üretimde kullanılamayacak kadar deforme olduğu, davacı tarafça hasarlı ve bakımsız durumda bırakıldığı, bu nedenle de atıl vaziyette bulunan seraların kullanıma uygun olmadığı, yine bu süre zarfında davacı tarafça seraların kullanımı için gerekli jeotermal kaynak kullanımının sağlanması yönünde herhangi bir girişimde bulunulmadığı anlaşılmakta olup, bu durumda davacının, seraları kaynak kullanımı dışında üretimde kullanmayarak atıl bırakması ve neticede fesih hakkını kullanmaması karşısında, 25 yıllık tahsis süresi boyunca oluşan gelir kaybının tahsili gerektiğini ileri sürmesi, 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. 5. Yukarıda açıklandığı üzere; herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olup, hakimin haklı sebepleri göz önünde tutarak karar vermesi gerektiğinden, davalı tarafça sözleşme gereği verilen teminat mektubunun iade edildiği hususu da göz önünde bulundurulduğunda, bu haliyle sözleşmenin halen ayakta olduğu yönündeki kabulün doğru olmadığı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile hakkın kötüye kullanımına sebep olacak şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d6c00727c37b7453 0b587da7a1e19d27