Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/2098 E., 2025/1320 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/2098 E., 2025/1320 K. (04.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2098
Karar No
2025/1320
Karar Tarihi
04.03.2025
Konu
Tazminat

3. Hukuk Dairesi 2024/2098 E. , 2025/1320 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/294 E., 2024/31 K. DAVA TARİHİ : 27.06.2013 Bozmaya uyularak verilen Mahkeme kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; murisleri Fatma Demircan'ın göğsünde hissettiği sertlik nedeniyle 29.12.2006 tarihinde davalı şirkete ait Bağcılar Özel Safa Hastanesine başvurduğunu, yapılan ultrason sonucu memede tümör bulunmadığının bildirildiğini, daha sonra başka hastanede mamografi çektiren murisin sağ memesinde kanserli kitlenin bulunduğunun söylendiğini, SSK Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde tedavi olmak için başvurduğunu, teşhiste geç kalınmış olması nedeniyle ilaç tedavisinin sonuç vermediğini, 19.04.2007 tarihinde ameliyat edilerek sağ memesinin alındığını, murisin 13.09.2010 tarihinde vefat ettiğini, ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı olarak toplam 20.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekilleri; davanın haksız ve yersiz açıldığını, zaman aşımı itirazında bulunduklarını, murisin sağ memesindeki kitlenin 06.03.2007 tarihinde tespit edildiğini, murisin ilk şikayetinden 4 yıl sonra hayatını kaybettiğini, 26.12.2006 tarihli USG raporunda kitle görünmediği için murisin öldüğünün söylenmesinin tıbbi ve bilimsel dayanağının olamayacağını, ölüm nedeniyle sorumlu tutulamayacağını, davacıların murisinin ölümü ile müvekkillerinin eylem ve işlemleri arasında illiyet bağı olmadığını, talebin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemişlerdir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 29.09.2015 tarihli kararıyla; maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 06.11.2019 tarihli ilamıyla; ceza dosyası neticesi beklenerek, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, Yargıtay bozma ilamına uyulmak suretiyle, ceza mahkemesi kararının vakıa tespiti niteliğinde olduğu, sanığın eylemi ile ölüm olayı arasında illiyet bağının olmadığının tespit edildiği, bu hususun Mahkeme açısından bağlayıcı olacağı, Adli Tıp 3. Üst kurulunun raporunda da ölüm olayının hızlı gelişen ve yayılma etkisi gösteren meme kanseri nedeniyle olduğu, 29.12.2006 tarihindeki hastanın ilk muayenesinde ve ultrasonografisindeki kitlenin çok küçük olması nedeniyle tespit etme imkanı olamayabileceğinin kuvvetle mümkün görüldüğü, ağrı ifadesiyle başvuran kişinin muayenesinin yapılarak ultrasonografi çekilmesinin tıbben uygun olduğu, meme kanserinin tipi ve boyutu dikkate alındığında kitlenin küçük olması nedeniyle tespit edilemeyebileceğinin tıbben bilindiği cihetle davalı doktorun uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu, bilirkişi kurulu raporları arasında çelişkinin giderildiği, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; daha önce davalılar aleyhine açılan ve Yargıtay tarafından onanan Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/110 E. sayılı dosyasının dikkate alınmadığını, dosyalar arasındaki bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu, çelişkinin giderilmediğini, tanık beyanlarına itibar edilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tıbbi hata nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/21 E. sayılı dosyası incelenmiş, Mahkeme dosyasından alınan ATK raporu hükme esas alınarak doktor ... hakkında sanığın eylemleri ile ölüm olayı arasında illiyet bağı olmadığı, ölüm nedeniyle sanığa yüklenecek kusur bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, kararın 28.02.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/110 E. sayılı dosyasının incelenmesinde, uzuv kaybı nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açıldığı, davalı doktorun kusurlu bulunduğu, bu nedenle maddi ve manevi tazminat davasının kabulüne karar verildiği, dava devam ederken davacıların murisinin 13.09.2010 tarihinde vefat ettiği, Yargıtay tarafından kararın onandığı görülmüştür. İşbu dava ise, ölüm sebebiyle destekten yoksun kalmaya yönelik maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Mahkemece, Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/110 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile işbu dosyada alınan bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi, ayrıca davacıların murisinin ölümü ile davalının eylemleri arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığına dair bilirkişi raporu düzenlenmesi istenilmiş olup, Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulunun 17.05.2023 tarihli raporu ile, "... kişinin ölümünün meme kanserine bağlı gelişen komplikasyonlar sonucu meydana gelmiş olduğu, ...., kitlenin küçük olması nedeniyle tespit edilemeyebileceğinin tıbben bilindiği cihetle ilgili Radyoloji Uzmanı Dr. ...'in uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu" şeklinde görüş bildirildiğinden, ölüm ile davalının eylemi arasında illiyet bağı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uymakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığının anlaşılmasına davalıların eylemleri ile ölüm olayı arasında doğrudan illiyet bağının bulunduğunun ispatlanamamasına göre, davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple, Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 0d124fda6c162840 ccf9d6d2cde8c093

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı