Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/1942 E., 2025/1222 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1942 E., 2025/1222 K. (27.02.2025)

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1942
Karar No
2025/1222
Karar Tarihi
27.02.2025

3. Hukuk Dairesi 2024/1942 E. , 2025/1222 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/225 E., 2023/618 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin imzaladığı sağlık hizmeti satın alım sözleşmesine uygun olarak sağlık yardımları Kurum tarafından karşılanan kişilere sağlık hizmeti sunduğunu, davalı Kurumca müvekkiline ait hastanenin acil servisine başvuran hastaların acil endikasyonu bulunmadığından provizyonun farklı polikliniklere alınması gerekirken, acile başvuran her hastanın acil vaka olarak tedavi edildiği gerekçesiyle, müvekkilinin 2008 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül dönemine ilişkin faturalarından 34.774,52 TL tutarında kesinti yapıldığını, ancak yapılan kesintinin sözleşme ve mevzuat hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 3.276,00 TL kesinti bedelinin fatura tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 20.02.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 34.774,52 TL'ye yükselttiklerini bildirmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; müvekkili Kurumca davacı hakkında uygulanan kesinti işleminin sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.10.2013 tarihli kararıyla; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulü ile kesinti işleminin iptaline, 2.000,00 TL kesinti bedelinin dava tarihinden, bakiye 32.774,52 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 25.11.2014 tarihli ilamıyla; (1) numaralı bentte davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, (2) numaralı bentte; davalı Kurumun verilen sağlık hizmetlerine ilişkin olarak düzenlenen faturaları hangi yönleri ile değerlendirip inceleyeceğinin ve ödemeleri nasıl yapacağının Sosyal Güvenlik mevzuatında düzenlendiği, davalı Kurumca faturaların "tıbba uygunluk" açısından incelemesinde hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte, davalı Kurumun faturalardan "tanı, tedavi algoritmasına uygun değil ve aynı tanı ile başka tarihli muayene" gibi birçok nedene dayalı olarak kesinti yapmış olması karşısında, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sadece acil hastalara ilişkin kesintilere yönelik değerlendirme yapılmış olması nedeniyle raporun yanlış bilgilere dayalı olarak hazırlandığının ve dava konusu kesintilere ilişkin eksik değerlendirme içerdiğinin anlaşıldığı, bu haliyle hükme esas alınmasının mümkün olmayıp Mahkemece usulüne uygun şekilde oluşturulacak konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden, tüm kesinti sebeplerinin ve bu kesintilerin hukuka uygunluğunun değerlendirildiği yeni bir rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle, hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozmaya uyan Mahkemenin 03.10.2017 tarihli kararıyla; benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile 1.555,30 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 3. Dairemizin 16.03.2020 tarihli ilamıyla; Mahkemece bozma ilamına uyulmakla birlikte, bozma ilamı doğrultusunda uzman bilirkişi heyetinden, dava konusu edilen "tanı, tedavi algoritmasına uygun değil ve aynı tanı ile başka tarihli muayene" gibi birçok nedene dayalı olarak yapılan tüm kesintiler yönünden inceleme ve değerlendirme içeren bir rapor alınması gerekirken, bozulan kararda hükme esas alınan bilirkişi raporundaki gibi sadece acil hastalara ilişkin kesintilere yönelik değerlendirme yapan bilirkişi raporu esas alınarak karar verilmesinin doğru olmadığı gibi, bilirkişi heyetinde acil hekimliği konusunda uzman bilirkişi bulunması gerekirken, bu alanda uzman bir bilirkişinin bulunmayıp davalı Kurum bünyesinde görev yapan bir müfettişin heyette yer almasının da doğru olmadığı gerekçesiyle; hükmün davacı yararına bozulmasına, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. 4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden alınan rapor doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile davalı Kurum tarafından yapılan 34.399,82 TL kesintinin yersiz olduğunun tespitine, 34.399,82 TL'nin dava itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; müvekkili Kurumca yapılan kesintilerin sözleşmeye ve mevzuata uygun olduğunu, tıbbi müdahaleyi gerçekleştiren hekimin vakıayı değerlendirme ve hastayı bilgilendirme yükümlülüğü olduğunu kabul etmekle birlikte, müvekkilince yapılan incelemelerin zaten vakıanın ve tedavinin esasına etki ederek hekimin takdir yetkisini ortadan kaldırıcı nitelikte olmadığını, davacının Kurum ile yaptığı sözleşmeye uygun olarak provizyon girişlerini yapmak zorunda olduğunu, acil kliniğine başvuran her hastanın acil vaka olarak değerlendirilip sisteme bu şekilde girilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporundaki tespitleri kabul etmediklerini, rapora itirazlarının dikkate alınmayarak ek rapor ya da yeni bir rapor aldırılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davalı Kurumca taraflar arasındaki sağlık hizmeti satın alma sözleşmesine dayalı olarak davacı hakkında uygulanan kesinti işleminin iptali ile kesilen bedelin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunda; davalı Kurum tarafından davacı hakkında uygulanan kesinti işleminin gerekçesinde, acile başvuran hastaların acil endikasyonu olmadığından provizyonun farklı polikliniklerden alınması gerektiğinin vurgulandığı, ne var ki 2008 yılı Sağlık Uygulama Tebliğinin "Sağlık hizmeti sunucularına müracaat ve kimlik tespiti işlemleri" başlıklı (3.1.5.) maddesinde; "Kurum ile sözleşmesi bulunan sağlık hizmeti sunucuları, Kurumun sağlık yardımlarından yararlandırılan kişilerin müracaatlarını ayrım yapmaksızın kabul etmek zorundadır.”şeklindeki madde hükmünden de anlaşılacağı üzere hastaneye müracaat eden hastaların kabul edilerek tedavisinin sağlanmasının esas olduğu; ayrıca 2008 yılı Sağlık Uygulama Tebliğinde, acile yapılan başvurularda hastanın acil endikasyonu yoksa yapılan işlem bedelinin ödenmeyeceğine dair bir hükmün de bulunmadığı; davacı hastanenin 2008 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül ayı dönem faturasında acil grubundan kesintisi yapılan hastaların Medula kayıtlarının incelenmesinde de hastaların "karın ağrısı, bulantı, kusma, makattan kan gelme, kulak kanaması, idrardan kan gelme, kesi, ateş, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, baş dönmesi bayılma, vb." şikayetlerle başvurduklarının görüldüğü, mevzuat gereği 2008 yılında triaj “yeşil, kırmızı, sarı” uygulaması olmadığı için davacı hastane tarafından hasta ayrımı yapılmaksızın acile başvuran hastaların acil poliklinik hastası olarak değerlendirilerek bu grup üzerinden faturalandırılma yapıldığı, tıbbi uygunluk ve mevzuat açısından hasta bazında yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda, davalı Kurum tarafından davacı hakkında uygulanan 374,70 TL kesintinin yerinde olup 34.399,82 TL kesintinin ise yersiz olduğunun belirtildiği, söz konusu rapor doğrultusunda verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 27.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 637d58e123c57fae bc6c4a80f938634b

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı