3. Hukuk Dairesi 2024/1910 E. , 2025/1033 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2462 E., 2024/86 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/402 E., 2022/232 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl ve birleşen dava davacıları vekili ile asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl ve birleşen davada davacılar vekili; davacıların murisi ...'nin sağlığında davalı oğlu ...'ye karşı açtığı Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/206 Esas sayılı dosyasında tarafların anlaşmaya vararak sulh olduklarını ve bu sulh doğrultusunda davacının murisinin davasından feragat ettiğini, sulh anlaşmasına göre davalının murise 5.000.000,00 TL ödeyeceğini, bunun 300.000,00 TL'sinin ödenmiş olmakla geriye 4.700.000,00 TL borcunun kaldığını, ancak davalının kalan borcunu ödemediğini, bu sebeple davacı mirasçıların payına isabet eden miktarların tahsili için davalıya karşı Antalya 5. İcra Müdürlüğü'nün 2019/8025 ve 2019/8026 Esas sayılı dosyalarıyla takip başlattığını, davalının haksız itirazı sebebiyle takiplerin durdurduğunu ileri sürerek; davalının takiplere yönelik itirazının iptali ve takiplerin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili; tarafların murisi ...ile davalı arasındaki sulh anlaşması uyarınca murisin ölümüne kadar ödenmesi gereken tüm taksitlerin davalı tarafından ödendiğini, murisin ölümünden sonra sağlığındayken birleşen dosya davacısı ...'nin şirketine devredilen taşınmazlarla ilgili tapu iptal ve tescil davası açmayıp mahsuplaşma yoluna gitme düşüncesiyle ödeme yapmadığını, icra takibi itibariyle ödenmemiş tahakkuk eden 1.000.000,00 TL'nin olduğunu, oysa davacıların vadesi gelmeyen taksitler yönünden de icra takibi başlattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takiplerin 187.500,00 TL üzerinden ayrı ayrı devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl ve birleşen dosya davacılarının icra inkar tazminatı taleplerinin kısmen kabulü ile 37.500,00'er TL icra inkar tazminatlarının davalıdan alınarak asıl ve birleşen dosya davacılarına ödenmesine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin kısmen kabulü ile 138.750,00 'şer TL kötüniyet tazminatlarının asıl ve birleşen dosya davacılarından ayrı ayrı alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen dava davacıları vekili ile asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin 25.01.2024 tarihli kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde asıl ve birleşen dava davacıları vekili ile asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Asıl ve birleşen dava davacıları vekili; davalı tarafından yapılan ödemelerden ve miktarlarından davacıların takip ve dava öncesinde bilgisinin bulunmadığını, tanıkla ispatın mümkün olmadığını, sözleşme hükümlerinin esas alınması gerektiğini, borcun tamamının muaccel olduğunu, davacıların murisin banka hesabına erişimleri söz konusu olmadığından davalının yaptığı ödemeleri bilmelerinin mümkün bulunmadığını, yargılama aşamasında mahkemece banka dekontlarının getirtilmesinden sonra haberdar olduklarını, sözleşmenin belirli veya belirlenebilir vade içermediğini, bu yüzden davacıların kötü niyetli olduklarından söz edilemeyeceğini , neticede her bir davacının davalıdan 618.750,00 TL tutarında ödenmemiş alacaklarının bulunduğunu, bu yüzden kötü niyet koşullarının oluşmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili; davalının, murisinin ölümünden sonra ödeme yapmamasının sebebinin sağlığındayken davacı ...'nin şirketine yapılan taşınmaz devirleri sebebiyle tapu iptal tescil davası açmayarak mahsuplaşma yoluna gitme düşüncesinden kaynaklandığını, bu sebeple mahkemece 187.500,00 TL üzerinden davanın kısmen kabulü ile icra inkar tazminatına hükmetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama giderlerinden olan harcın kabul ve ret oranına göre dağıtılmamasının da doğru olmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tarafların murisi ile davalı arasında yapılan sulh anlaşmasından kaynaklı her bir davacı mirasçıya isabet eden alacağın tahsili için başlatılmış icra takibine yönelik davalının itirazının iptali istemine ilişkindir. 1. 4721 sayılı Kanun'un 640. maddesinin ikinci fıkrasına göre “mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.” 2. Elbirliği mülkiyetin esasında, elbirliği halinde mülkiyeti meydana getiren kişilerin hepsinin bir arada hak sahibi olmaları yer alır. Bu mülkiyette malikler paydaş değil, ortaktır. Tüzel kişiliğe sahip olmayan bu ortaklıkta, hakkın süjesi ortaklık olmayıp bir bütün halinde elbirliğiyle hareket etmek zorunda olan ortaklardır. Ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. 3. Elbirliği mülkiyeti gereği miras yoluyla terekeye dahil olan varlıklar ile ilgili mirasçıların bir kısmı tarafından dava açılması halinde, mirasçılar kendi açtıkları bu davayı yalnız başına yürütemeyeceğinden davanın bütün mirasçılar ile birlikte yürütülmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, açılan işbu davanın görülebilmesi için diğer mirasçıların davaya katılmalarının veya muvafakatlarının sağlanması veya 4721 sayılı Kanun'un 640. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince terekeye temsilci tayin ettirmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekir. 4. Eğer diğer mirasçılar davaya katılmaz ve yazılı muvafakat da vermezler ise bu durumda davayı açan mirasçıların terekeye bir temsilci tayin ettirmesi gerekir. Terekeye atanan temsilci, bir kısım mirasçının açtığı davaya icazet verirse davaya tereke temsilcisi tarafından devam edilir. Terekeye temsilci atanması ve tereke temsilcisinin davaya devam etmesi halinde de, ayrıca diğer mirasçıların davaya katılmalarına veya muvafakatlarının alınmasına gerek yoktur. 5. Davayı açan mirasçı, kendisine 6100 sayılı Kanun'un 94. maddesi uyarınca verilen kesin süreye rağmen diğer mirasçıların davaya katılmalarını veya muvafakat etmelerini sağlayamaz ve terekeye temsilci de tayin ettiremez veya terekeye atanan temsilci davaya icazet vermezse davanın reddine karar verilir. 6. Somut olayda; davacılar, mirasbırakan ile davalı mirasçı arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklı her bir davacı mirasçıya isabet eden alacağın tahsili için başlatılmış icra takibine yönelik davalının itirazının iptalini talep etmiş olup, davalı mirasçı mirasbırakan ile arasındaki borç ilişkisini kabul ettiğinden alacak tereke alacağına dönüşmüştür. Dosyada mevcut mirasçılık belgesine göre mirasbırakan Mustafa Ümitli'nin 21.10.2018 tarihinde vefat ettiği, davacılar ile davalı dışında 2 mirasçısının daha olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davacılar vekili, davacıların miras payı oranında talepte bulunduklarını beyan etmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere davacı mirasçıların payı oranında tazminat talep edilebilmesi mümkün değildir. Bu durumda, mirasbırakanın terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, terekenin tüm mirasçılar tarafından temsil edilmesi gerektiğinden miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 7. Bozma nedenine göre, tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Bozma nedenine göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.