3. Hukuk Dairesi 2024/1872 E. , 2025/2562 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/229 E., 2023/933 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili, müvekkilinin davalı ile imzalamış olduğu avukatlık ücret sözleşmesi gereğince, dava ve icra dosyalarını takip etmekte iken davalının takip konusu alacakları, dava dışı ...-.... A.Ş.-... Holding A.Ş. Consorsiyumuna temlik ettiğini, temlik alan consorsiyum tarafından başka bir avukatın görevlendirildiğini, vekalet ücretlerinin ise ödenmediğini, temlik tarihi itibariyle tahakkuk eden vekalet ücretlerinin ödenmesi için davalıya göndermiş olduğu ihtardan da sonuç alamadığını, ücret alacaklarının tahsili için başlattığı icra takibine de itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili; davacının vekalet sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kredi dosyaları ile ilgili icra takiplerinde, tahsilat amacına yönelik olarak gerekli işlemleri yapmadığını, dava dilekçesinde, hangi dosyalara ilişkin vekalet ücreti talep edildiği hususunda bir açıklama bulunmadığını, vekalet sözleşmesinde; ücretin yapılan tahsilattan ödeneceğinin ön görüldüğünü, bu nedenle, dosya dışında yapılan tahsilatlarda davacının ücretin tamamına hak kazanmayacağını davacının vekalet ücreti alacağının bulunmadığını savunmuş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.12.2013 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü İle, davalının, 181.026,26 TL asıl alacak, 2.896,42 TL işlemiş faiz miktarları itibariyle takibe yaptığı itirazın iptaline, fazlaya ilişkin talep ile, icra inkar tazminatı talebinin reddine, karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri ve ihbar olunan vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay 13. Hukuk Dairesince verilen 03.02.2015 tarihli ilamla; ihbar olunanın davada taraf sıfatı olmadığından kararı temyiz hakkı bulunmadığı, bu nedenle adı geçen tarafından verilen temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerektiği, taraflar arasında, davacı tarafından takip edilen dosyalar yönünden uyuşmazlık söz konusu olduğu, bilirkişi tarafından bir kısım dosyalar yönünden, dosya asılları incelemeksizin sadece davacı tarafından ibraz edilen fotokopi belgelere dayanılarak ücret hesabı yapılmış olmasının isabetsiz olduğu, mahkemece davalının bu konudaki itirazlar da dikkate alınarak, öncelikle davacı tarafından takip edilen dosyalar net olarak belirlenip, sadece bu dosyalar yönünden ücret hesabı yapılması gerektiği, davacının hukuki hizmet verip vermediği anlaşılamayan dosyalar yönünden de vekalet ücreti hesabı yapılmış olan bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmiş olmasının bozmayı gerektirdiği, taraflar arasındaki sözleşmenin, davacı veya davalı tarafından feshedilmediği gibi, davacının vekaletten azledilmediğinin de sabit olduğu, bu nedenle sözleşmenin feshi halinde uygulanacak olan hükümlerin dava konusu olayda uygulanmasının mümkün olmadığı gibi, azil halinde Avukatlık Kanununda öngörülen hükümlerin de uygulanması mümkün olmadığını, temlik tarihi itibariyle vekalet görevi fiilen sona eren, ancak bu tarihe kadar görevini yerine getiren davacı avukatın, belli bir miktar vekalet ücretine hak kazandığının da tartışmasız olduğu, davacı avukatın takip etmiş olduğu dosyalarla ilgili vekaletin başladığı tarihten, temlikle vekaletin sona erdiği tarihe kadar, davalıya sağladığı hukuki yardım nedeniyle sarf etmiş olduğu emek ve mesaisine karşılık hak ve nesafete göre alması gereken vekalet ücreti tespit edilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, her bir dosyaya göre, “davacının vekalet görevinin hangi tarihte başladığı, vekalet görevinin sona erdiği tarihte dosyaların hangi aşamada olduğu, davacının verdiği emek ve mesaisi ile dosyalardaki müddeabihin değerleri” hususlarında gerekli bilgi ve değerlendirmeleri içermeyen, denetime elverişli olmayan yetersiz bilirkişi raporuna göre yazılı şekilde karar verilmiş olmasının, usul ve yasaya aykırı olduğu ve bozmayı gerektirdiği, taraflar arasındaki sözleşmenin 7/A-II maddesinin son fıkrasında “aynı nedenden kaynaklanan fon alacağının tahsili için teminatların paraya çevrilmesi dahil, birden fazla takip ve/veya dava açılması ile bu davalardan alınacak ilamların icra takibine konulması halinde esas alacak üzerinden bu sözleşmeye dayanılarak tek ücret ödenir.” hükmünün mevcut olup, aynı kredi alacağı nedeniyle birden fazla takip ve dava söz konusu olsa bile esas alacak üzerinden tek ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dosyalara göre vekalet ücreti hesabı yapılırken, sözleşmenin açıklanan bu hükmünün dikkate alınmamış olduğu gerekçeleriyle bozma nedenine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmeyerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tanzim edilen 15.08.2023 tarihli bilirkişi rapor da dikkate alınarak, davacı avukatın vekaletinin tespit edildiği dosyalarda i��lemleri devam ettirdiği, dosyaların geldiği aşama itibarı ile yapılması ve takip edilmesi gereken yasal işlemler bakımından gereken hukuki yardımın verildiği, talep eklerinde, icra müdürlüğü tarafından yazılan müzekkerelerde, kıymet takdir tutanakları, haciz tutanaklarında davacı vekilinin adının yer aldığı ve temlik tarihine kadar dosyalar yönünden hukuki yardımda bulunduğunun tespit edildiği, davacının vekalet ücreti alacağı toplam: 51.923.24 TL hesap edildiği, dosyada yer alan, serbest meslek makbuzu ile davacıya 12.10.2005 tarihli 6.670,00 TL ödemenin yapıldığı anlaşıldığından bu miktar vekâlet ücreti alacağından düşüldüğünde 45.253,24 TL vekâlet ücreti alacağı tespit edildiği, faiz yönünden; davalının temerrüt tarihinin 21.07.2007, icra takip tarihinin 25.09.2007 olduğu, yasal faizinin % 9, hesaplanan faizin 714,13 TL, davacının icra dosyasında toplam alacağı vekâlet ücretinin 45.967,37 TL olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; itirazın 45.253,24 TL asıl alacak ve 714,13 TL işlemiş faiz yönünden iptaline, takibin bu miktarlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, bozma gereklerinin yerine getirilmediği, karşı taraf vekalet ücretinin hiç hesaplanmadığı, davacı tarafça takip edilen dosyalardaki alacakların tahsil edildiği, bu hususun temlik alan kayıtlarında mevcut olduğunu, bu yöndeki taleplerinin dikkate alınmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. Davalı vekili, hükme esas alınan raporda bozma ilamında belirtildiği şekilde vekalet görevinin fiilen sona erdiği tarihe kadar sarf edilen emek ve mesai karşılığı hak ve nesafete uygun ücret takdiri gerekirken tam vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığı, bahse konu takip dosyalarının açılış tarihinin 1998 yılı olduğu, davacının vekalet sunduğu tarihin ise 2004 yılı nisan mayıs ayları olduğu , 2 yıl süre ile hizmet verdiği, tam vekalet ücreti hesaplanarak hüküm kurulmasının aykırı olduğu, ayrıca fon aleyhine karar ve ilam harcına hükmedilmesinin bozmayı gerektirdiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet sözleşmesinden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. 1. İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, bozma ilamına göre bilirkişi raporu alındığı, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Davalı ...’nun 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğu halde İlk Derece Mahkemesince aleyhine karar ve ilam harcına hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) eklenen Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Mahkeme kararının hüküm fıkrasındaki 3. bendin karardan tamamen çıkartılarak yerine “ 3-Davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacının yatırdığı başvuru harcı, peşin ve ıslah harcının karar kesinleştiğinde ve isteği halinde davacıya iadesine,'' söz ve rakamlarının yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 8f1b1e0997277d78 ccdf2f606430ea3e