Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/1820 E., 2025/1588 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1820 E., 2025/1588 K. (13.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1820
Karar No
2025/1588
Karar Tarihi
13.03.2025
Konu
Tapu, Miras

3. Hukuk Dairesi 2024/1820 E. , 2025/1588 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/230 E., 2024/336 K. DAVA TARİHİ : 20.10.2016 İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/123 E., 2023/669 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, dahili davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; kardeş olan tarafların köyde babalarından kalan tarlaları ile büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarının bulunduğunu, mal varlıklarını birlikte çalışarak çoğalttıklarını, 1974 yılında tüm taşınmazlarını ve hayvanlarını satıp Kırşehir İli Merkez İlçesinde 4944 ada 2, 8, 9, 10, 14, 15 ve 16, Ankara İli Mamak İlçesi 36191 ada 6 ve 7 ile 36192 ada 10 ve 11 parselleri hisseli olarak satın aldıklarını, bu taşınmazları ailenin büyüğü olması nedeniyle davalı adına tescil ettirdiklerini, davalının kat mülkiyeti kurulan Ankara İlindeki taşınmazların bir kısmını sattığını ileri sürerek; dava konusu taşınmazlarda müvekkiline isabet eden dairelerden satılanların dava tarihi itibariyle değerlerinin 1/2'sinin tahsilini, satılmayanların ise davalı payının 1/2'sinin müvekkili adına tescilini talep etmiş, davacının yargılama aşamasında vefatı ile mirasçıları davaya dahil olmuştur.

II. CEVAP Davalı ... vekili; davacının, babaları öldüğünde anne karnında, dava dışı abinin evi terk ettiğinde ise 10 yaşında olduğunu, tarafların tarla ekmesi, hayvanlara bakması, ürün almasının yaşları itibariyle mümkün olmadığını, kazanç birlikteliği ve aile ortaklığının bulunmadığını, babadan kalma köydeki tarlaların bölündüğünü, kadastro geldiğinde paylaşım gereği herkesin tarlasının kendi adına kaydolduğunu, müvekkilinin 52 yıldır yurt dışında yaşadığını, dava konusu Ankara'daki taşınmazların 1965 yılında alındığını, o tarihte davalının 15 yaşında olduğunu, davacının iddiasına göre 1974 yılında sona eren aile şirketinin üzerinden 43 yıl geçtiğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, dava konusu taşınmazların 1965 yılında satın alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında ailenin geçimini sağlamak için ortak hareket etmeleri sebebiyle güven ilişkisine dayalı hukuki ilişkinin bulunduğu, dinlenen tanık beyanlarından davacı tanıklarının davacıyı destekler, davalı tanıklarının ise aksi beyanda bulundukları, taşınmazların satın alındığı tarihte ortak emekten ziyade ailenin birikimleri ile birlikte hareket edildiği ve örf adet gereğince davalı adına tapuya kaydedildiği iddiasının, aynı tarihlerde davacının dayısı ile birlikte başka bir taşınmazı hisseli olarak satın aldığı gözetildiğinde çeliştiği, Kırşehir İli Merkez ilçesinde davacının bir çok taşınmazının bulunduğu, bu taşınmazların 1981 yılında satış suretiyle davacı tarafından edinildiği, davacının kendi adına taşınmaz aldığı ve öncesinde aile şirketi ya da herhangi bir şirket olduğuna dair yazışma bulunmadığı, böylece davacının 43 yıl sonra davalının bütün mal varlığının 1/2'si için hak iddia etmesi dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, davaya konu 4944 ada 2 nolu parseldeki arsa üzerinde bir adet kısmi bodrumlu ev, kerpiç samanlık, çeşitli meyve ağaçları ve müştemilatın davacı tarafından kullanıldığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV.İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu muhdesatın davacı tarafından kullanıldığı, diğer talepler yönünden davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde dahili davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Dahili davacılar vekili; tanık beyanlarının yanlış yorumlandığını, müvekkillerinin murisinin 3 yıl önce öldüğünü, bu nedenle 4944 ada 2 nolu taşınmazı halen kullandığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, taşınmazların ortak para ile alındığını, davacının 1974 yılından 2020 yılına yurt dışında çalışarak mal varlığı edindiğini, 1974 yılı sonrasında kadastro geçmesi nedeniyle müvekkilinin Kırşehir'de bulunan taşınmazda 1/2 payının bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeye dayalı taşınmaz alacağının devri, aksi halde değerinin tahsili ve dava konusu parseldeki ev ve müştemilat istemine ilişkindir. Somut olayda; kardeş olan taraflardan davacı 1949, davalı ise 1939 doğumludur. Tapu kayıtlarına göre; 1961 yılında Ankara'daki dava konusu taşınmazların, 1971 yılında ise Kırşehir'deki taşınmazların davalı adına tapuya tescil edildiği, davacının 2016 yılında açtığı işbu dava ile murisleri babalarından kalan malları tarafların çalışarak çoğalttıklarını ve davalı adına tescili yapılan taşınmazları satın aldıklarını, davalının davacının payına düşen taşınmazları devretmediğini ve dava konusu parseldeki evi ve ahırı vermediğini ileri sürerek, davalı adına kayıtlı taşınmazların 1/2 payını, satılmış olması halinde değerinin 1/2'sinin tahsilini talep etmiştir. Derece Mahkemelerince; taşınmaz payı talebine ilişkin davanın ispatlanamadığı, dava konusu 4944 ada 2 nolu parseldeki arsa üzerindeki yapıların ve ağaçların dava tarihine kadar davacı tarafından kullanıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 142. maddesi uyarınca, zamanaşımı def'inin tahkikate başlamadan önce çözümlenmesi, varlığının kabulü halinde de işin esası hakkında karar verilmesi gerekmektedir. Davacının pay devri ve değerine ilişkin talebi hakkında davalı tarafça cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunulmuş, ancak zamanaşımı hususunda İlk Derece Mahkemesince olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmemiş, dava esastan reddedilmiştir. Davaya konu taşınmaz payının talebine ilişkin olarak, davaya konu taşınmazların davalı adına en son 1971 tarihinde tescil edildiği, işbu davanın 20.10.2016 tarihinde açıldığı, davalı tarafça süresinde zamanaşımı def'inde bulunulduğu nazara alındığında, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve sonucu itibariyle doğru bulunan İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Kanunun 370/4 maddesi hükmü gereğidir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin DEĞİŞTİRİLEREK ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9f20eb75daa43f5d 72871fa2adc0b9a9

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı