Yargıtay Kararları › Yargıtay 3. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/1616 E., 2025/717 K.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2024/1616 E., 2025/717 K. (10.02.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1616
Karar No
2025/717
Karar Tarihi
10.02.2025
Konu
Tazminat, Tapu

3. Hukuk Dairesi 2024/1616 E. , 2025/717 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/371 E., 2024/264 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/319 E., 2021/497 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; müvekkilin 2015 Şubat ve Mart aylarında işlerinin kötü gitmesi nedeniyle yakın arkadaşı olan davalıdan 50.471,00 TL ve davalının bacanağı olan ...'den 23.600,00 TL parayı peyder pey nakit olarak borç aldığını ve borcuna karşılık çok yüksek bedellerle bono imzalayıp davalı ve ...'e verdiğini, vade gününde borcunu ödemeyen müvekkile başka bir vade sunulduğunu ve müvekkiline ait taşınmazın tapuda 454.000,00 TL satış bedeli ile teminat olarak ve geri verme şartıyla davalıya devredildiğini, müvekkilin borcunu ödemek istemesi üzerine başkaca borçlar çıkarıldığını ve davalı tarafça taşınmazın 1.000,00 TL bedelle üçüncü kişi ...'e satıldığını, davalının ...'den kaç para aldığının belli olmadığını ancak ...'in taşınmazı ipotek göstererek 5.000.000,00 TL kredi çektiğini haricen öğrendiğini, talep edilmesine rağmen paranın iade edilmediğini ileri sürerek; taşınmaz satışından artan bedel olarak müvekkiline 145.858,00 TL ödendiği ayrıca davalıdan aldığı 70.071,00 TL olmak üzere toplam 219.929,00 TL düşülerek taşınmazın tespit edilen değerinden geri kalan miktarın satış tarihinden itibaren olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin faiziyle müvekkiline ödenmesine ve davacı imzasını taşıyan bonoların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin dava konusu taşınmazı 2016 yılında bedelini ödeyerek satın aldığını, alım satım işleminin davacı ile aralarında olan borç konusunda inançlı işlem olduğuna dair iddiaların gerçek dışı olduğunu, taşınmazı aldıktan 2 yıl sonra üçüncü kişiye sattığını, davacının da satışa aracılık ettiğini, davalının davacıya aracılık karşılığında komisyon ödediğini, davacı aldığı komisyonu az bulup bu davayı açtığını, inançlı işlemin varlığına dayalı iddianın yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini, delil listesinde yazılı delil bulunmadığını, inanç sözleşmesinin varlığına yönelik iddasını yazılı delil dışında tanık veya başkaca deliller ile ispatlanmasına muvafakat etmediklerini, davacının senet iptali talebini kabul etmediklerini, senetlerin tanımlanmadığını, vadesi, tanzim tarihi bedelinin belirsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalının eli ürünü olabilecek herhangi bir yazılı delil ibraz edemediğini, delil olarak sunulan, davacı ve davalı arasındaki vatsap yazışmalarında, davacının yazdıklarının değerlendirilmesinde davalıya borcu olduğu sonrasında ödemelerin yapıldığı fazla olan paranın iadesinin talep edildiği, buna karşılık davalı tarafından inanç sözleşmesinin ispat eder bir ibareyi içerir mesajın davacıya gönderilmediği anlaşıldığından davalının inanç sözleşmesinin varlığını gösterir kabul ya da ikrarın bulunduğunu söyleyebilme olanağının olmadığı, davanın mahiyeti gereği tanık ile ispatı da mümkün de olmadığından ve davalı tarafından yeminin eda edildiği anlaşıldığından ispat edilemeyen reddine karar verilmiş karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dosyada alınan bilirkişi raporlarının tartışılmamasının ve değerlendirilmeye alınmamasının kanuna açıkça aykırı olduğunu, delillerin değerlendirmeye alınmadığını, sadece usulden 1947 tarih İçtihadi Birleştirme kararından bahsedilerek hatalı hüküm kurulduğunu, vatsap programı üzerinden gönderilen belgelerin yazılı delil başlangıcı sayılması gerektiğini, teknik bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere davalıya ait telefondan davacıya ait telefona bir hesap pusulası gönderildiği ve davacının da IBAN numarasını gönderdiğinin açıkça bilimsel olarak kanıtlandığını, ikrar edilen 145.000,00 TL komisyon ödemesi olmadığını, taşınmazın devriden sonra elektrik, su aboneliklerinin davacı üzerinden devam etmesinin, imara açılma başvurusu ve takibinin davacı tarafından yapılmasının devrin inançlı işlem olduğunu gösterdiğini, gönderilen paranın komisyon ücreti olduğuna dair davalı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalı tarafça ödenen miktar ise %14,5'e denk geldiğini, bu hususta davalı tarafından herhangi bir belge sunulmadığını, hesap pusulasının Adli Tıp veya Grafoloji uzmanı tarafından davalının eli ürünü olup olmadığının tespit edilmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 2.İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 3.İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK'nın 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi tanık dahil her türlü delille ispat edilebilir. (Hukuk Genel Kurulu, 04.07.2010, 2010/14-394 E, 2010/395 K.) Yazılı delil veya delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK'nın 188. maddesi) yemin (HMK'nın 225 vd maddeleri) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. 4.Yukarıda açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğine; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve özellikle davacının iddiasının inançlı işleme dayalı olduğu, bu iddianın 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanması gerektiği, taraflar arasındaki mesajların içeriğinde inanç sözleşmesinin varlığını ispat eden bir ibarenin olmadığı, davalının taraflar arasında inanç ilişkisi bulunmadığına dair yemin eda ettiği, taraflar arasındaki inançlı işlem sözleşmesine ilişkin yazılı delil niteliğinde dosya kapsamında herhangi bir bilgi ya da belgenin bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1617fa4a5fe944f5 9f807e2a9188aba5

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı