3. Hukuk Dairesi 2023/4526 E. , 2025/495 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/202 E., 2022/327 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili, davalı ... Özel Sağlık Hizmetleri Limited Şirketi vekili, davalı ... mirasçılarından ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili; davacı ...'nin 03.12.2008 tarihinde davalı hastanede sezeryan ile doğum yaptığını ve bir kız bebek dünyaya getirdiğini, bebeğin doğduğu andan itibaren sürekli ağladığını, vücudunda morarmalar olduğunu ve emme zorluğu yaşadığını, bebeğin durumunu davalı doktora ve hastane çalışanlarına bildirdiklerinde endişelenecek bir şey olmadığının söylendiğini, ertesi gün taburcu edildiklerini, evde şikayetleri devam eden bebeğin baygınlık geçirdiğini, götürülen özel bir muayenehanede yapılan ilk yardım ile hayata döndürülen bebeğin ambulans ile hastaneye yetiştirilmeye çalışılırken vefat ettiğini, davalıların, bebeğin ölümünden kusurları ve ihmalleri ile sorumlu olduklarını ileri sürerek; davalılardan 30.000,00 TL maddi, 400.000,00 TL manevi tazminat ile 5.000,00 TL cenaze, 219,00 TL tedavi ve 1.200,00 TL özel ambulans giderlerinin faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş; 23.10.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini davacı ... yönünden 25.197,89 TL'ye, davacı ... yönünden 22.357,49 TL’ye maddi zarar yönünden 6.419,00 TL'ye yükseltmiştir. 2. Bozma sonrası açılan ve birleştirilen davada davacılar vekili; asıl davada sundukları ıslah dilekçesi sonrasında alınan bilirkişi raporu ile hak ettikleri maddi tazminat miktarının daha fazla olduğunun belirlendiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davacı ... için 29.851,00 TL, davacı ... için 26.920,18 TL maddi tazminatın davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... Özel Sağlık Hizmetleri Limited Şirketi vekili; ceza dosyasında kusur incelemesi yapılmadığını, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesi raporlarının bu konuda yeterli olmadığını, bebeğin 3.200 gr doğduğunu prematüre olmadığını, ve sağlıklı olduğunu, bebek hastaneden taburcu olduktan sonra gelişen olayların da ölüm olayının meydana gelmesindeki etkisinin araştırılmasının gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; bebeğin sağlıklı olarak taburcu edildiğini, esasen kadın-doğum servisinde yatan ve doğumu yaptıran hekimin sorumluluğunda olan anne ve bebeğin müvekkili tarafından taburcu edilmediğini, Ceza Mahkemesince verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçmediğini ve müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 05.02.2015 tarihli kararıyla, ölüm ile kusurlu eylem arasında illiyet bağı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karar süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 23.11.2016 tarihli ilamla; Mahkemece ve Başsavcılık tarafından alınan bilirkişi raporları aynı doğrultuda olup davalı çocuk doktoru tarafından bebeğin fiziki muayene bulguları ve Apgar skorunun yapılan testler ile belirlenip kayıt edilmediği, hastalığın belirtilerini gösteren bebeğin durumu zamanında değerlendirilerek teşhis konulup tedaviye başlanılmadığından davalı doktorun kusurlu olduğu, davacının tazminat talepleri değerlendirilip hasıl olacak sonuca göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, ölüm ile kusurlu eylem arasında illiyet bağı olmadığı şeklindeki yanlış değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle , kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin, 31.12.2018 tarihli kararıyla; maddi tazminat talebi açısından, karar tarihine en yakın tarihli bilirkişi raporuna göre; asıl ve birleşen davayla ilgili olarak davacı ... için 56.010,85 TL; davacı ... için 41.582,77 TL olmak üzere toplam 97.593,62 TL destekten yoksun kalma tazminatının talep edilebileceği ve cenaze gideri 500,00 TL, ambulans masrafı 1.200,00 TL olmak üzere toplam 1.700,00 TL nin ölüm sonunda oluşan zararlar kapsamında olduğu, 219,00 TL sezaryen ameliyatı için hastaneye ödenen SGK ücret farkının ölüm sonucunda oluşan zararlar kapsamında sayılamayacağının tespit edildiği, davacılar vekili, alınan son rapordan önceki destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin önceki rapordaki miktarlar üzerinden talebini arttırmış ise de, bu tür davalarda hüküm tarihine en yakın rapor gözönüne alınacağından reddedilen destekten yoksun kalma tazminatı açısından davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği kanaatine varıldığı, manevi tazminat talebi açısından; davacıların, müşterek çocukları ...'yi davalı doktorun kusurlu davranışları neticesinde doğumdan çok kısa bir süre sonra kaybettiği, davacı anne babanın manevi yönden zarar gördüğünün ve kişilik haklarının saldırıya uğradığının açık olduğu gerekçesiyle, davacı ... için 56.010,85 TL maddi ve 75.000,00 TL manevi, davacı ... için 41.582,77 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminat ile 500,00 TL cenaze ve 1.200,00 TL ambulans giderinin 05.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, davacıların fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiş, kararın, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairenin 15.03.2021 tarihli ilamıyla, davalıların sair temyiz itirazlarının reddi ile, asıl ve birleşen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretleri de ayrı ayrı tayin edilmediği, Mahkemece; asıl ve birleştirilen davalar için ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacılar vekilinin harca esas değerin arttırılmasına dair 31.03.2022 tarihli dilekçe sunduğu, Bozma ilamıında asıl ve birleşen davalar yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğinden bahisle kararın usule ilişki bozulduğu, sair temyiz taleplerinin reddine karar verildiği, davacının bozma öncesi ıslah hakkını kullandığı, bakiye talepleri için ise ek dava açtığı gerekçesiyle asıl dava yönünden; davacı ... için 26.159,85 TL, davacı ... için 14.662,59 TL olmak üzere toplam 40.822,44 TL destekten yoksun kalma tazminatının 05.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, cenaze gideri 500,00 TL, ambulans masrafı 1.200,00 TL olmak üzere toplam 1.700,00 TL nin 05.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların cenaze gideri ile tedavi giderine yönelik fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, davacı ... için 75.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 125.000,00 TL manevi tazminatın 05.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine, birleşen dava yönünden;davacı ... için 29.851,00 TL, davacı ... için 26.920,18 TL olmak üzere toplam 56.771,18 TL destekten yoksun kalma tazminatının 05.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili, davalı ... Özel Sağlık Hizmetleri Limited Şirketi vekili, davalı ... mirasçısı ... vekili, temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili; birleştirilen dosyada 31.03.2022 tarihli dilekçe ile taleplerini artırdıkları halde dikkate alınmadığını ve dikkate alınmamasının gerekçelendirilmediğini, asıl davada maddi tazminat yönüyle davanın kabulüne karar verildiği halde maddi tazminat yönünden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, asıl ve birleşen dava açısından vekalet ücreti yönünden usuli mükteap hak oluştugunu, davalılar lehine daha yüksek vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığından her iki davacı yönünden de ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, manevi tazminat miktarının düşük olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... Özel Sağlık Hizmetleri Limited Şirketi vekili; ölüm ile eylem arasında illiyet bağı olmadığını, Hylan mebran bulgusunun patolojik bir bulgu olduğunu, buna sebep olan sendromun sonradan mı doğuştan mı olduğu hususunun tespit edilmediğini, otopside ölüm sonucunun kesin olarak tespit edilemediğinin yazılı olduğunu, taburcu olan bebeğin Ege Üniversitesi Hastanesine götürüldüğü ve buradan da boş vantiletör cihazı olmadığından Bursa gibi uzak bir yerdeki anlaşmalı özel hastaneye götürülürken vefat ettiğinin davacılarca beyan edildiğini, İzmir İlinde boş vantilatör cihazı olup olmadığının araştırılıp araştırılmadığının tespit edilmediğini, deliller tam olarak toplanmadan ve itirazları dikkate alınmadan ve aralarında yenidoğan uzmanı bilirkişininde bulunduğu bir heyetten rapor alınmadan karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. 3. Davalı ... mirasçısı ... vekili; davalı ...'ın 22.05.2020 tarihinde öldüğünü kararın ise 06.10.2022 tarihinde verildiğini, ölenin mirasçılarına karşı davaya devam edilebilmesi için mirasçılarına davetiye çıkartılarak taraf teşkilinin sağlanması gerektiğini, Mahkemece taraf teşkili sağlanmadan karar verildiğini, ölüm ile eylem arasında illiyet bağı olmadığını ilk kararın yerinde olduğunu, Hylan mebran bulgusunun patolojik bir bulgu olduğunu, buna sebep olan sendromun sonradan mı doğuştan mı olduğu hususunun tespit edilmediğini, otopside ölüm sonucunun kesin olarak tespit edilemediğinin yazılı olduğunu, taburcu olan bebeğin Ege Üniversitesi Hastanesine götürüldüğü ve buradanda boş vantiletör cihazı olmadığından Bursa gibi uzak bir yerdeki anlaşmalı özel hastaneye götürülürken veafat ettiğinin davacılar tarafından beyan edildiğini, İzmirde boş vantilatör cihazı olup olmadığının araştırılıp araştırılmadığının tespit edilmediğini, deliller tam olarak toplanmadan aralarında yenidoğan uzmanı bilirkişininde bulunduğu bir heyetten rapor alınmadan karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vekalet ilişkisinden kaynaklı hekim hatası iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yargılama süresince tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip bulunmaları usul hukukunun temel ilkelerindendir ve dava şartıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 50. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 8 ve 28. maddelerine göre, her gerçek kişi, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahiptir ve taraf ehliyeti, çocuğun sağ olarak bütünüyle doğduğu anda başlar, ölümle sona erer. Bu nedenle, ölmüş kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölen tarafın mirasçılarına karşı veya onun mirasçıları tarafından davaya devam edilip edilmeyeceğinin tespiti için, bir ayrım yapmak gerekir. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılarına geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır; bu davalara ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilmesine imkan yoktur. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların mal varlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçılarına karşı (veya mirasçıları tarafından) devam edilir. Bunlar malvarlığı haklarına ilişkin davalardır. Bu halde, ölen tarafın mirasçıları, davayı mecburi dava arkadaşı olarak hep birlikte takip ederler. Taraflardan birinin ölümü halinde, mirasçılar mirası kabul veya reddetmemişse, bu hususta kanunla belirlenen süreler geçinceye kadar dava ertelenir. Bununla beraber hâkim, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, talep üzerine davayı takip için kayyım atanmasına karar verebilir. Öte yandan; yargılama sırasında taraflardan birinin ölmesi halinde, ölen tarafın ehliyeti sona ereceğinden, ölen tarafın vekili varsa ölüm ile vekalet ilişkisi de kural olarak sona erer (TBK m.43/1, 513/1). Vekilin davaya devam etmesi mümkün olmayıp, sadece bu kişinin mirasçıları tarafından davaya devam edilebilir. Somut olayda; davalı ...'a ait nüfus kaydına göre davalı yargılama sırasında 22.05.2020 tarihinde ölmüş, bozma ilamından sonra, ölmeden evvel verilen vekaletnameye istinaden müteveffa ... vekiline duruşma günü tebliğ edilmiş, mirasçılarının yargılama aşamasında davaya dahil edilmeksizin, davaya devam edilip, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular çerçevesinde, öncelikle yargılama sırasında vefat eden davalı ...'ın mirasçılık belgesi getirtilerek, mirasçılarına usulüne uygun tebligat yapılıp, mirası reddetmeyen mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olarak yöntemince davaya katılımını sağlamak, mirasçılar davayı birlikte takip etmekten kaçınırlarsa terekeye temsilci tayin ettirmek suretiyle, taraf teşkili sağlandıktan sonra, hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken; taraf teşkili sağlanmaksızın, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Bozma nedenine göre, davacılar vekilinin ve davalı ... Özel Sağlık Hizmetleri Limited Şirketi vekilinin tüm, davalı ... mirasçısı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA, Bozma nedenine göre, davacılar vekilinin ve davalı ... Özel Sağlık Hiz. Ltd. Şti. vekilinin tüm, davalı ... mirasçısı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince tebliğden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 23.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.