Yargıtay Kararları › Yargıtay 2. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/5503 E., 2025/5473 K.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/5503 E., 2025/5473 K. (29.05.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5503
Karar No
2025/5473
Karar Tarihi
29.05.2025
Konu
Boşanma, Nafaka, Tazminat

2. Hukuk Dairesi 2024/5503 E. , 2025/5473 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1483 E., 2024/480 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/521 E., 2021/336 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından kusur, velâyet, nafakalar ve miktarları, reddedilen tazminat talepleri ve karşı davanın kabulü yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.İlk Derece Mahkemesince, erkeğe "kadına karşı şiddet uyguladığı" ve "küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulunduğu" vakıaları; kadına ise "güven sarsıcı davranışlarının olduğu" vakıası kusur olarak yüklenmiş ve tarafların kusur belirlemesine yönelik istinaf itirazlarına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince, erkeğe yüklenen "küçük düşürücü söz ve davranışlarda bulunduğu" vakıası erkeğin kusurlarından çıkarılarak tarafların yine de eşit kusurlu olduğuna dair karar verilmiş ise de; erkeğe yüklenen şiddet vakıası yönünden 2019 yılında gerçekleşen şiddet olayına ilişkin, ceza dosyasında alınan darp raporunda; darp cebir bulgusuna rastlanmadığının belirtildiği, ceza dosyasında, adli rapor içeriğine göre kadında darp cebir izine rastlanmaması nazara alınarak erkeğin eyleminin kadının vücuduna acı vermek amacıyla kolunu kıvırmasının aksine kendisine gösterilen bıçağı kadının elinden almak şeklinde gerçekleştiği vicdani kanaatine ulaşılmakla eyleminde erkeğin atılı suça yönelik kastı bulunmaması ve vücuda acı vermek kastıyla hareket ettiğine dair şüpheden uzak mahkumiyetine yeter delil bulunamadığı gerekçesiyle eşe karşı basit yaralama suçundan beraatine karar verildiği, bu hususların dosyamız kapsamı ile uyumlu olduğu, şiddet vakıasına dair tanık beyanlarının evliliğin ilk 1-2 yılına ilişkin olduğu, gerek tanık beyanları gerek dosya kapsamına göre, evlilik birliğinin devam etmesi nedeniyle vakıanın af kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, böylelikle şiddet kusurunun erkeğe yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. O halde kadına yüklenen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı-davacı kadın tam kusurludur. Kadının açtığı karşı boşanma davasının reddi gerekirken kabulü doğru değildir. Ne var ki erkeğin davasında tarafların boşanmalarına ilişkin verilen hüküm temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden kadının davası konusuz kalmıştır. Açıklanan husus gözetilerek konusuz kalan kadının boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve dava tarihi itibariyle haklılık durumu gözetilerek yargılama giderleri ve vekâlet ücretine karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. 3. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere davalı-karşı davacı kadın boşanmaya sebep olan olaylarda tam kusurludur. Tam kusurlu kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez. Hal böyle iken, hatalı kusur belirlemesi sonucu kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 4.Yukarıdaki (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-davalı erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O hâlde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak erkek yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2), (3) ve (4) numaralı paragraflarda belirtildiği üzere kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve erkeğin tazminat taleplerinin reddi yönünden BOZULMASINA, 2.Davacı-davalı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e2d607e9847d2e77 e678ea4c578f6148

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı