Yargıtay Kararları › Yargıtay 2. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/5023 E., 2025/2005 K.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/5023 E., 2025/2005 K. (25.02.2025) – Boşanma

Mahkeme
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5023
Karar No
2025/2005
Karar Tarihi
25.02.2025
Konu
Boşanma, Nafaka, Tazminat

2. Hukuk Dairesi 2024/5023 E. , 2025/2005 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2021 E., 2024/507 K. DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma İLK DERECE MAHKEMESİ : Besni 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2022/346 E., 2022/427 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi ve yoksulluk nafakası yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, kadının reddedilen maddî ve manevî tazminat talebi, kadının tedbir nafakası talebi hakkında karar verilmemesi ve yoksulluk nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Davacı-davalı erkek vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde; 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen asıl davanın ve birleşen davanın kabulü ile boşanmanın fer'îlerine ilişkin karara karşı taraflarca istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı-davalı erkek vekiline istinaf harç ve masraflarını tamamlaması için gönderilen muhtıraya rağmen davacı-davalı erkek vekili tarafından süresi içerisinde eksikliğin tamamlanmaması üzerine 18.10.2023 tarihli ek karar ile davacı-davalı erkek vekilinin istinaf başvurusunun süresinde olmaması nedeniyle reddine karar verilmiş bu karar davacı-davalı erkek vekiline tebliğ edilmiş ve karara itiraz edilmemiştir. Davalı-davacı kadın vekilinin istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan davacı-davalı erkek vekilinin, davalı-davacı kadının istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı-davalı erkek vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davalı-davacı kadın vekilinin temyiz talebinin incelemesinde; 1.Davacı-davalı erkek tarafından evlilik birliğinin temelinde sarsılmasına dayalı boşanma, davalı-davacı kadın vekili tarafından birleşen dosya ile evlilik birliğinin temelinde sarsılmasına dayalı boşanma ve fer'îleri talebiyle açılan davada İlk Derece Mahkemesi tarafından asıl davanın ve birleşen davanın kabulüne ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Bu karara davalı-davacı kadın vekili tarafından; erkeğin davasının kabulü, kusur tespiti, kadının reddedilen maddî ve manevî tazminat talebi, kadının tedbir nafakası talebi hakkında karar verilmemesi ve yoksulluk nafakasının miktarı yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuş olup Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalı davacı kadın vekili tarafından; erkeğin davasının kabulü, kusur tespiti, kadının reddedilen maddi ve manevi tazminat talebi, kadının tedbir nafakası talebi hakkında karar verilmemesi ve yoksulluk nafakasının miktarı yönünden temyiz talebinde bulunulmuştur. 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinde "evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği" hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. Somut uyuşmazlıkta davalı-davacı kadına yüklenen kusurlu davranışa ilişkin dinlenen davacı davalı erkek tanıklarının sözlerinin bir kısmı evlilik birliğinin temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan, salt davacı erkeği haklı çıkarmaya matuf beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Kadının birliğinin sarsılmasına sebebiyet verecek bir kusuru dosya kapsamından ispatlanamamıştır. İlk Derece Mahkemesi tarafından erkeğe yüklenen ve istinaf edilemeyerek kesinleşen kusurlar nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında erkek tam kusurludur. Hal böyleyken erkeğin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de kadının davasında verilen boşanma hükmü istinaf edilmeyerek kesinleştiğinden erkeğin boşanma davası konusuz hale gelmiş olup erkeğin boşanma davasının esası hakkında "konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına" dair karar verilmesi ve dava tarihindeki haklılık durumuna göre harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 2.Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya sebep olan olaylarda kusuru daha ağır yada eşit olmayan ve boşanma yüzünden kişilik hakları zarar gören, mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesi gereğince uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı kusur belirlemesi sonucu talebin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. 3.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 4.Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, malların yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden almak zorundadır. Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre kadın yararına dava tarihinden itibaren tedbir nafakası hükmedilmesi gerekirken bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı-davalı erkek vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, 2. Davalı-davacı kadın vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının erkeğin kabul edilen davası, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, lehine tedbir nafakasına hükmedilmemesi ve yoksulluk nafakasının miktarı yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının erkeğin kabul edilen davası, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, lehine tedbir nafakasına hükmedilmemesi ve yoksulluk nafakasının miktarı yönünden kadın yararına BOZULMASINA,Peşin alınan harcın istek halinde yatıranlara geri verilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! cd03b8d11cdc521d d28ef9d996dbb149

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı