2. Hukuk Dairesi 2024/1271 E. , 2025/6706 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1183 E., 2023/1411 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 13. Aile Mahkemesi SAYISI : 2022/869 E., 2023/350 K. Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm kayyım tarafından kusur belirlemesi, iştirak nafakası, maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi ve İlk Derece Mahkemesince ikinci kez vekâlet ücretine hükmedilmesi yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, kayyım'ın temyiz dilekçesinin kısmen kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Taraflarca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi gereğince karşılıklı açılan boşanma davalarında her iki davanın kabulüne ve tarafların boşanmalarına, davalı-davacı kadın yararına maddî ve manevî tazminat ile velâyeti anneye verilen ortak çocuk yararına iştirak nafakasına karar verilmiş, hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından; tarafların boşanmaları yönünden kararın kesinleşmesi talebiyle; kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile miktarı, kadın lehine tedbir nafakası takdiri ve miktarı ile velayet yönlerinden, davalı-davacı kadın vekili tarafından ise; boşanma hükmünün kesinleşmesi talebiyle kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tazminat miktarı, kadının tedbir nafakası ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi, çocuk için hükmedilen tedbir ve iştirak nafakası miktarı yönlerinden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonucunda; tarafların boşanma yönünden istinaflarının bulunmadığı, boşanma hükmünün kesinleştirilmesini talep ettikleri ve 06.07.2022 tarihinde boşanmanın kesinleştiği, tarafların nüfus kaydına tescil edildiği, davalı- davacı kadının evliliğin boşanma ile sona ermesinden sonra 23.09.2022 tarihinde vefat ettiği, İlk Derece Mahkemesince tashih şerhi ile hükmün gerekçesinin değiştirilmesinin doğru olmadığı, gerekçeli kararın, tefhim edilen kısa karara uygun düzenlenmesi gerektiği gerekçesiyle kararın kesinleşmeyen yönlerden kaldırılmasına ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen ikinci kararda asıl davada ve karşı davadaki boşanma talebi yönünden daha önce verilmiş olan karar kesinleşmiş olduğundan boşanma talebi yönünden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, ortak çocuk ...'in velayetinin annesinin vefat etmiş olması nedeniyle, çocuğun üstün yararı gözetilerek babaya verilmesine yer olmadığına, karşı davadaki iştirak nafakası, yoksulluk nafakası, maddî tazminat ve manevî tazminat davasının, davalı davacı kadın vefat etmiş olması sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir. Karar davalı-davacı kadının mirasçısı kayyımı tarafından kusur belirlemesi, iştirak nafakası, maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddedilmesi yönlerinden istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kısmen kabulü ile kadın vefat ettiğinden maddî ve manevî tazminat istekleri mirasçılara intikal etmeyeceğinden İlk Derece Mahkemesi kararının maddî ve manevî tazminat yönünden kaldırılarak bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına, İlk Derece Mahkemesince velayet ile ilgili düzenleme yapılmamış olması nedeni ile kayyımın iştirak nafakasına yönelik istinaf talebinin gerekçe değiştirmek suretiyle reddine ve istinaf dilekçesinde talep edilmeyen kayyımın ikinci kararda hükmedilen vekâlet ücretinin kaldırılmasına yönelik talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı kayyım tarafından kusur belirlemesi, iştirak nafakası, maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi ve vekâlet ücreti yönlerinden temyiz edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen kararlar, istinaf edilmeyen yönlerden kesinleşmiş olup istinaf edilmeyen konular temyize getirilemez. Bu itibarla kayyım tarafından İlk Derece Mahkemesi'nce verilen ikinci kararda erkek vekili lehine verilen vekalet ücreti istinaf edilmeksizin kesinleşmiş olup Bölge Adliye Mahkemesince bu yönde yeni hüküm de kurulmadığına göre kayyımın erkek vekili lehine verilen vekalet ücretine yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Kayyımın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; a)Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre kayyımın aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. b)Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen boşanma hükmü kesinleştikten sonra kadının öldüğü, boşanmanın eki niteliğindeki maddi ve manevi tazminat taleplerinin tereke bağlamında mirasçılara intikal edebilmesi için ölümden önce doğması ve hüküm altına alınması gerektiği, maddî-manevî tazminat taleplerinin kabulü yönünden hüküm kesinleşmeden kadın vefat ettiğinden maddi ve manevi tazminat istekleri mirasçılara intikal etmeyeceği bu nedenle kadının tazminat istemleri konusuz kaldığı gerekçesiyle maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de yapılan incelemede; davalı-davacı kadının boşanma hükmünün taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleşmesinden sonra 23.09.2022 tarihinde vefat ettiği anlaşılmıştır. Kadın eş tarafından ölümden önce talep edilmiş bir maddi ve manevi tazminat istemi mevcut olup evlilik boşanmayla sona ermiş olmakla kadın (muris) yararına doğmuş bu hakkın; "tereke alacağı'' olduğunun ve ölenin mirasçılarına intikal edeceğinin kabulü gerekir (TMK md. 24, 174/1-2). Hal böyle iken Bölge Adliye Mahkemesince usule ilişkin kazanılmış haklara da dikkat edilerek şartları oluştuğundan kadın yararına maddî ve manevî tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. c)4721 sayılı Kanun'un 182 nci maddesi gereğince boşanma veya ayrılık vukuunda çocuk kendisine tevdi edilmemiş taraf gücüne göre onun bakım ve eğitim giderlerine katılmakla yükümlüdür. Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder (TMK md. 328/1). Boşanma davası ile birlikte yapılan velâyet düzenlemesinde bu hususu hâkim görevi gereği kendiliğinden dikkate alması gerekmektedir. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi'nin son kararında ortak çocuk ...'in velâyetinin, annesinin vefat etmiş olması nedeniyle, çocuğun üstün yararı gözetilerek babaya verilmesine yer olmadığına ve annesi vefat etmiş olan ve babasına da velayeti verilmemiş olan ortak çocuk ...'e vasi atanması için Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/1041 Esas sayılı dosyasına ihbarda bulunulmasına karar verilmiş olup Bakırköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/1041 Esas sayılı dosyasından 20.07.2023 tarihli karar ile ortak çocuk ....'e, ...'ın vasi olarak atandığı kararının 17.08.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Hal böyle iken velayeti kendisine verilmeyen ve ...'ın vesayeti altına bırakılan ortak çocuk ... yararına iştirak nafakasına hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Mirasçı kayyımının, davacı-davalı erkek lehine verilen vekâlet ücretine yönelik temyiz dilekçesinin REDDİNE, 2.Mirasçı kayyımının diğer temyiz itirazlarının incelemesine gelince; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının maddî ve manevî tazminat ile iştirak nafakası yönünden kadın mirasçısının yararına BOZULMASINA, 3.Davalı-davacı kadın mirasçısının kayyımının diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ONANMASINA, Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana iadesine, Dosyanın ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 04e1600bf2ef7419 6e3ebbca37b6083e
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/1271 E., 2025/6706 K. (30.06.2025) – Boşanma
- Mahkeme
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1271
- Karar No
- 2025/6706
- Karar Tarihi
- 30.06.2025
- Konu
- Boşanma, Velayet, Nafaka, Tazminat, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/3473 E., 2025/6678 K. 30.06.2025
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/3605 E., 2025/6684 K. 30.06.2025
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/762 E., 2025/6711 K. 30.06.2025
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/2645 E., 2025/6530 K. 26.06.2025
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/4658 E., 2025/6538 K. 26.06.2025
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2024/9466 E., 2025/6552 K. 26.06.2025
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı