Yargıtay Kararları › Yargıtay 12. Hukuk Dairesi › Kasım 2025 › 2025/6224 E., 2025/7314 K.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/6224 E., 2025/7314 K. (18.11.2025)

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6224
Karar No
2025/7314
Karar Tarihi
18.11.2025

12. Hukuk Dairesi 2025/6224 E. , 2025/7314 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 18.11.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; İcra ve İflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur(Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı). İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tabi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır: 1-İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır. 2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir. Uyuşmazlık ilama aykırılık ve işlemiş faizlere ilişkin şikayettir. İlk Derece Mahkemesince; şikayetçi/borçlu Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.02.2021 tarihli, 2019/85 E.-2021/158 K. sayılı ilamında bulunmayan alacak kalemlerinin takibe dahil edildiğini iddia etmişse de ilgili mahkemece daha sonra tashih kararıyla 467.923,14 TL tutarındaki alacak kaleminin ilama eklendiği, işlemiş faizler yönünden ilgili bankalardan gelen faiz oranları dikkate alınarak 12.07.2024 tarihli bilirkişi raporu alındığından, işlemiş faiz talebinde bir fazlalık bulunmadığı tespit edildiğinden, şikayetin tümden reddine karar verilmiştir. Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş olup, bu karar temyize konu edilmiştir. Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmıştır. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi(davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava(yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları(mesela görev, hukuki yarar gibi) yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir(mesela kesin hükmün varlığı gibi). Dava şartları davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi(davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış varsayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını saptarsa davanın/şikayetin esası hakkında inceleme yapamaz, davayı dava şartı yokluğundan(usulden) reddeder. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davayı inceleyen hâkim tarafından yargılamanın her safhasında kendiliğinden(re'sen) dikkate alınır(HMK’nın 115/1 m.). Taraflar, dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine(esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler dahi hâkim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Dava şartları, davanın açılmasından nihai kararın verilmesine kadar mevcut olmalıdır. Dava konusuna ilişkin dava şartları arasında yer alan hukuki yarar; hukuki korunma (himaye) ihtiyacı olarak da adlandırılmaktadır. 07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere; dava, mahkemeden verilecek hükümle bir iddia üzerinde hukuki korunmanın sağlanması isteğidir. Dava ile erişilmek istenen amaç aynı güvenle ve fakat daha basit bir yol ile gerçekleşebilecekse, o konuda dava açılmasında hukuki yarar yoktur. Dava açılmasında olduğu gibi mahkemeye yapılan her talep için talepte bulunanın hukuki yararının varlığı her zaman şarttır. Yargıtay HGK’nın 24.02.2010 tarihli, 2010/12-106 E.-2010/107 K. sayılı kararında açıklandığı üzere; şikayet başvurusundan sonra ortaya çıkan bir olay nedeniyle artık şikayet konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada şikayetin konusuz kalmasından söz edilir. Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.02.2021 tarihli, 2019/85 E.-2021/158 K. sayılı ilamı nedeniyle şikayetçi/borçlu aleyhine ilamlı takip yapıldığı, bu takipten ötürü eldeki şikayetin ileri sürüldüğü, tarafların şikayeti devam ederken, borçlunun dayanak ilamı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 26.03.2024 tarihli, 2023/4603 E.-2024/1220 K. sayılı kararıyla hukuka, ahlâka ve kamu düzenine aykırı olması nedeniyle geçersiz olan davaya konu 12.11.2013 tarihli avukatlık sözleşmesinden dolayı davacı avukatın vekalet ücreti alacağı söz konusu olamayacağından kesin bozma kararı verilmiştir. Bu durumda, dayanak ilam tümden ortadan kalktığından ve genel mahkemece de yeni bir karar da verilmediğinden, bu şartlarda icra takibinin devamı hukuken mümkün değildir. Dolayısıyla, konusu kalmayan şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Belirtilen sebeplerle; kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, aksi yöndeki sayın çoğunluğun onama görüşüne katılamıyorum. 18.11.2025

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi – Kasım 2025 kararlarının tamamı