12. Hukuk Dairesi 2025/3785 E. , 2025/6206 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 615,40 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 13.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; İcra ve İflas dairesi, İcra ve İflas Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve iflas dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet; icra ve iflas dairelerinin icra ve iflas hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur(Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı). İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve iflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. Kural; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tabi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır: 1-İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır. 2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir. Şikayet; alacaklının taşınmaz maliki olmaması ve sonradan ilamda belirlenen taraf sıfatını kaybetmesi, takibe konu ilamın konusunun men'i müdahale (el atmanın önlenmesi) nedeniyle mülkiyet iddiasının bulunması sebepleriyle örnek 4-5 icra emrinin usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle takibin iptali istemidir. İlk Derece Mahkemesince; "...Somut uyuşmazlıkta, tapu kayıt maliki davacının dava konusu taşınmazı 14.02.2023 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye devrettiği, davacının dava konusu taşınmazda mülkiyet hakkının kalmadığı anlaşılmaktadır. Takibe dayanak ilam içeriğinden anlaşıldığı üzere, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce taraf teşkili sağlanmadan karar verilmiş ise de, ortada mülkiyet hakkı kalmadığı halde davacı lehine verilmiş bir karar bulunmaktadır. Bu nedenle ilamın infaz edilecek kısmı hüküm kısmı olduğundan bu kısım değiştirilmeden aynen icra edileceğinden ilamı yorum yoluyla değiştirip genişletilemeyeceğinden, ilama dayanak taşınmaz el atmanın önlenmesine dair Mahkeme kararından sonra devredilmediğinden el atmanın önlenmesi davasında davacının mülkiyet hakkının davanın sonuna kadar devam edip etmediğinin bu aşamada öneminin bulunmadığı, takip dayanağı ilamın infaz edilebilir bir Mahkeme kararına dayandığı dava konusu taşınmaz da Mahkeme kararından önce devredildiğinden davalı alacaklı ... lehine hükmedilen el atmanın önlenmesi kararının infazının icra dairesinden istemesinde, takip başlatmasında engel bulunmadığından takibin iptaline yönelik şikayetin reddine..." şeklinde karar verildiği, şikayetçi/borçlunun bu kararı istinaf ettiği görülmüştür. Bölge Adliye Mahkemesince; "...Somut uyuşmazlıkta, tapu kayıt maliki davacının dava konusu taşınmazı 14.02.2023 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye devrettiği, davacının dava konusu taşınmazda mülkiyet hakkının kalmadığı anlaşılmaktadır. Takibe dayanak ilam içeriğinden anlaşıldığı üzere, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce taraf teşkili sağlanmadan karar verilmiş ise de, ortada mülkiyet hakkı kalmadığı halde davacı lehine verilmiş bir karar bulunmaktadır. e) Yukarıda da belirtildiği üzere, bir ilamın infaz edilecek kısmı hüküm bölümüdür, bu kısım değiştirilmeden aynen icra edilmelidir. İcra memurunun ve icra mahkemesi hâkiminin takip konusu ilamı (veya ilam niteliğindeki belgeyi) yorumlama, değiştirme, tavzih etme gibi bir yetkisi yoktur; eğer ilam icraya elverişli değilse (örneğin, tavzih gerektiriyorsa) icra memuru ilamı icraya koymamalı alacaklıdan bu işlemi yapmasını istemelidir; ancak kendisi mahkeme yerine geçerek ilâmdaki eksikliği tamamlayamaz, ilamı yorumlayamaz. Aynı şekilde, icra mahkemesinin de hüküm hakkında yorum yapması mümkün değildir.” (İcra-İflas Hukukunda Şikayet Prof.Dr. Hakan Pekcanıtez Yrd. Doç. Dr. Cemil Simil. 2. bası sayfa 187-188). Dolayısıyla, ilama dayanak taşınmaz, el atmanın önlenmesi mahkeme kararından sonra devredilmediğinden bu aşamada el atmanın önlenmesi davasında davacının mülkiyet hakkının davanın başlangıcından sonuna kadar devam edip etmediğinin bir önemi bulunmamaktadır. Ortada infaz edilebilir bir mahkeme kararı bulunduğuna ve dava konusu taşınmaz mahkeme kararınından sonra devredilmediğine göre lehine karar verilen el atmanın önlenmesi davasının davacısının kararın infazını icra dairesinden istemesi önünde bir engel bulunmamaktadır. f) Taşınmazın yeni maliki tarafından aynı ilama dayalı olarak sonradan yeni bir icra takibi başlatılması şikayete konu takip yönünden derdestlik oluşturmayacağı gibi taşınmazın yeni malikinin el atmanın önlenmesi davası açmasının da iş bu şikayet konusu takip açısından önemi bulunmamaktadır. V- Netice olarak, şikayet tarihi itibariyle oluşan duruma göre şikayetçi borçlunun, takibin iptali yönündeki talepleri yerinde olmadığından ilk derece mahkemesince verilen karar Dairemizce yerinde görüldüğünden istinaf başvurusunun esastan reddine..." karar verildiği ve bu kararın borçlu tarafından temyiz edildiği görülmüştür. Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmıştır. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi(davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava(yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları(mesela görev, hukuki yarar gibi) yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir(mesela kesin hükmün varlığı gibi). Dava şartları davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi(davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış varsayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını saptarsa davanın/şikayetin esası hakkında inceleme yapamaz, davayı dava şartı yokluğundan(usulden) reddeder. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davayı inceleyen hâkim tarafından yargılamanın her safhasında kendiliğinden(re'sen) dikkate alınır(HMK’nın 115/1 m.). Taraflar, dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine(esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler dahi hâkim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Dava şartları, davanın açılmasından hükmün verilmesine kadar hep mevcut olmalıdır. Dava konusuna ilişkin dava şartları arasında yer alan hukuki yarar; hukuki korunma (himaye) ihtiyacı olarak da adlandırılmaktadır. 07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere; dava, mahkemeden verilecek hükümle bir iddia üzerinde hukuki korunmanın sağlanması isteğidir. Dava ile erişilmek istenen amaç aynı güvenle ve fakat daha basit bir yol ile gerçekleşebilecekse, o konuda dava açılmasında hukuki yarar yoktur. Dava açılmasında olduğu gibi mahkemeye yapılan her talep için talepte bulunanın ESAS NO : 2025/3785 hukuki yararının varlığı her zaman şarttır. Yargıtay HGK’nın 24.02.2010 tarihli, 2010/12-106 E.-2010/107 K. sayılı kararında açıklandığı üzere; şikayet başvurusundan sonra ortaya çıkan bir olay nedeniyle artık şikayet konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada şikayetin konusuz kalmasından söz edilir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 04.04.2024 tarihli, 2023/865 Esas-2024/767 Karar sayılı ilamı nedeniyle şikayetçi/borçlu aleyhine örnek 4-5 nolu ilamlı takip yapıldığı, bu takipten ötürü eldeki şikayetin ileri sürüldüğü, borçlunun şikayeti devam ederken dayanak ilamı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 03.03.2025 tarihli 2024/2736 Esas-2025/1218 Karar sayılı kararıyla; "...mahkemece dava konusu taşınmaza ilişkin güncel tapu kaydı getirtilerek, 6100 sayılı Kanun'un 125. maddesi hükmü uyarınca davacının taşınmazı devrettiği kişi veya kişiler saptanmalı, payı devralan üçüncü kişinin devreden davacının yerine geçerek davaya devam edebileceği hususu göz önüne alınarak taraf teşkili sağlanmak ve denetlenmek suretiyle davaya devam edilerek bir karar verilmesi gereklidir. O halde; taşınmazın güncel tapu kaydının getirtilip, devir işleminin değerlendirilmesi ve bu yönde yeni malikin davaya dahil edilerek bir karar verilmesi..." şeklinde bozma kararı verildiği görülmüştür. Bu durumda, dayanak ilam bozma kararıyla tümden ortadan kalktığından ve genel mahkemece de henüz yeni bir karar verilmediğinden, icra takibinin devamı hukuken mümkün değildir. Dolayısıyla, konusu kalmayan şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Belirtilen sebeplerle; şikayetçi/borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile kararın bozulması gerektiğinden, aksi yöndeki sayın çoğunluğun onama görüşüne katılamıyorum. 13.10.2025 SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! f6e722a1814b67df e3774f2bf9489d3d
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/3785 E., 2025/6206 K. (13.10.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3785
- Karar No
- 2025/6206
- Karar Tarihi
- 13.10.2025
- Konu
- Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/7853 E., 2025/6256 K. 14.10.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/6280 E., 2025/6188 K. 13.10.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/7527 E., 2025/6185 K. 13.10.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/7645 E., 2025/6186 K. 13.10.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/6628 E., 2025/6176 K. 13.10.2025
- Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2025/6695 E., 2025/6171 K. 13.10.2025