Yargıtay Kararları › Yargıtay 11. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/903 E., 2025/5840 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/903 E., 2025/5840 K. (01.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/903
Karar No
2025/5840
Karar Tarihi
01.10.2025
Konu
Tazminat

11. Hukuk Dairesi 2025/903 E. , 2025/5840 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI :2024/1568 Esas, 2024/1568 Karar HÜKÜM :Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2023/704 E., 2024/342 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 1974 yılında kurulan müvekkili firmanın kurulduğu günden bu yana büro makine ve ekipmanlarına ilişkin olarak "..." firmasının “Tek Yetkili Türkiye Distribütörü” olarak faaliyet gösterdiğini, bu uzun süre zarfında müvekkili tarafından markanın Türkiye'de tanınması, müşteri tarafından tercih edilmesi için yoğun çaba sarfedildiğini ve bunun neticesinde markaya güven ve ciddi bir pazar oluştuğunu, ayrıca yıllardır verdiği servis hizmetleri ile "..." markası açısından güven unsuru olduğunu, müvekkilinin emeği sonucu oluşan müşteri kitlesinden iyiniyet kurallarına aykırı şekilde faydalanmak isteyen davalı tarafından müvekkili aleyhine haksız rekabet fiili işlendiğini, davalı tarafın sahip olmadığı halde kendisini ''... Türkiye Yetkili İthalatçısı” vurgusu ve adı ile piyasada tanıtarak müvekkili aleyhinde haksız rekabet fiili işlediğini, davalının ... markasını dürüstlük kurallarının dışına çıkarak olması gereken, makul ölçülerden çok daha büyük yazarak ön plana çıkarttığını, “... Türkiye İthalatçısı” ibarelerini aleni olarak kullandığını ve böylece müşterilerde ... firması ile resmi organik bir bağ olduğu algısı yaratmak istediğini, davalının "..." alan adlı ... sitesinde de kendisini ... Türkiye İthalatçısı olarak tanımladığını, yine "..." alan adlı web sitesinde de aynı şekilde ifadeler kullandığını, davalı şirketin bayi tanıtım toplantılarında da "... Türkiye İthalatçısı" olduğunu özelikle vurguladığını, kartvizitler, piyasada dolaşan araçları ve basılı evraklarında da bu ibareyi kendisi için rahatlıkla kullandığını, davalı şirketin ayrıca, yetkisi olmadığı halde, sanki kendisine ... firması ile yapılan sözleşme uyarınca verilmiş bir yetkiye sahipmişçesine “... Türkiye İthalatçısı” sıfatıyla, diğer bayilerine yetki belgeleri düzenleyerek verdiğini, bu yetki belgelerinde dürüstlük kurallarına aykırı olarak en baş kısma ve büyük puntolarla ... yazarak, sanki kendisi ... tarafından Türkiye distribütörü olarak yetkilendirilmiş de, böylelikle aldığı yetkileri devretme yetkisine sahipmişçesine bayilerine belgeler düzenleyerek verdiğini, bayi ve diğer aracı satış firmalarına, gerçeğe aykırı olan ... tarafından yetkilendirilmiş olduğu algısını yaratmayı amaçladığını, davalı şirketin bu eylemlerinin ne dürüstlük kurallarına ne de ticari ahlaka uygun olduğunu, davalının müvekkili aleyhinde verdiği yine gerçek dışı beyanlar içeren gazete ilanı ile de müvekkili aleyhinde haksız rekabet fiili işlediğini ileri sürerek davalı şirketin eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men’ine, ref’ine ve bu eylemlerin parçası olan haksız rekabet teşkil eden yanıltıcı ibareler içeren katalog, etiket, belge, reklam, broşür vs. her türlü tanıtıcı emtianın toplatılmasına ve imhasına, yine davalı şirkete ait ..., ... adlı ... sitelerine erişimin ihtiyari tedbir kararı verilerek engellenmesine ve fazlaya ilişkin talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile 30.000,00 TL manevi, 20.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının aksine müvekkili şirketin hiçbir eyleminin haksız rekabet teşkil etmediğini, 1988 yılından beri yazıcı, fotokopi makinesi vb. büro makinelerinin satış ve servis hizmetini gerçekleştirdiğini, ... fotokopi makinelerini ise 2009 yılından bu yana ithal etmekte olup herhangi bir firmanın Türkiye distribütörü olduğuna dair hiçbir iddia ve fiilinin bulunmadığını, ... Şirketler grubu ibaresi içinde birden çok şirket bulunduran bir şirket topluluğunu ifade etmekte olup ... San. ve Tic. Paz. Ltd. Şti. ... San. ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nden oluştuğunu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığının belirlediği şartlar çerçevesinde ve de vergi mevzuatına uygun olarak yurt dışından ithal edilen malların Türkiye’de satılmasını kısıtlayan bir düzenleme bulunmadığını, bu nedenle birçok markanın ürünleri farklı tedarikçiler tarafından farklı ülkelerden ithal edilerek Türkiye’de yasal olarak piyasaya sürülmekte olup, bu eylemin kötü niyetli ya da haksız rekabet oluşturmadığını, davacının dilekçesinde sahtelik iddiasında bulunduğu yetki belgesi geçerli olup hiçbir şekilde sahte olmadığını, bu iddiaların tamamen asılsız olduğunu, davacı yanın ... Türkiye’de tek yetkili satıcısı olmasının müvekkili şirketin ... markalı ürünleri ithal edip Türkiye’de satmasına engel teşkil etmediği gibi, yetkili distribütör olan davacının haksız rekabet iddisında bulunmasına da olanak tanımayacağını, müvekkil şirketin tedarik ettiği malların paralel ithalat kapsamına girdiğini, piyasada paralel ithalat, tam olarak bilinmediği için hak sahipleri tarafından yurt dışından ithal edilen orjinal ürünlerin toplatılmasını ve satışının durdurulmasını istediğini, tek satıcının usule ve mevzuata uygun şekilde ithal ettiği ürünlerin satılmasına haksız rekabet veya marka hakkına dayanarak engel olmasının mümkün olmadığını, tek satıcının marka hakkından bahisle ya da haksız rekabet hükümlerine dayanılarak ithalatçıyı ithalatttan men etme, malları satmasına engel olma, satılan malların toplatılmasını sağlama, tazminat talebinde bulunma gibi haklarının söz konusu olmadığını, distbirütörlük sözleşmesinin salt taraflara yükümlülük yüklediği, 3. kişiler bakımından herhangi bir talep ve dava konusu yaratmayacağını, tek satıcının sözleşmeden doğan hakkını 3. kişilere karşı haksız rekabet yolu ile korumasının kural olarak mümkün olmadığını, müvekkili şirketin kullanmış olduğu Türkiye İthalatçısı ibaresi müvekkilinin ithalat yapabilir olduğunu tüketiciye lanse etmekte olup başka herhangi bir amaca hizmet etmediğini, müvekkili şirket ile davacı yan arasında ticari alışveriş yapılmış olup, her iki tarafın birbirine ürün sattığını, bu nedenle daha önce ticari ilişki içerisinde olduğu bir şirkete karşı davacı yanın haksız rekabete ilişkin iddialarda bulunmasının işbu davanın haksız ve kötü niyetli olarak ikame edildiğinin ispatlar nitelikte olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 56. maddesinde düzenlenen haksız rekabet ile ilgili iddialarını ispatlayamadığı, İstanbul 2. Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesi'nin 2017/308 E., 2019/246 K., sayılı kararı ile verilen haksız rekabetin reddine ve markaya tecavüzün bulunmadığına ilişkin kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/3739 E., 2023/7722 K., sayılı ilamı ile onandığı, davalının, haksız rekabete bağlı kazanç sağlamadığının ve karşı tarafı kazançtan yoksun bırakmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı eylemlerinin davacı aleyhine haksız rekabet teşkil ettiği iddiasına dayanan haksız rekabetin tespiti, meni, refi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalının reklamlarında ve iş evraklarında "...." ibaresini kullanmasının ... markasının distribütörü olduğunu iddia eden davacıya karşı haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince davacının iddialarını ispatlayamadığı, davalının haksız rekabete bağlı kazanç sağlayamadığı ve İstanbul 2. Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesi'nin 2017/308 E., 2019/246 K., sayılı kararı ile verilen haksız rekabetin reddine ve markaya tecavüzün bulunmadığına ilişkin kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/3739 E., 2023/7722 K., sayılı ilamı ile onandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusu ise Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle esastan reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararında gerekçe gösterilen, davacı adına tescilli "..." markasının, davalı tarafından yazılı ve basılı evraklarda kullanıldığı olgusuna dayanılarak açılmış ve kesin hüküm oluştuğu iddia edilen dosyada verilen İstanbul 2. Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesi'nin 2017/308 E., 2019/246 K., sayılı kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/3739 E., 2023/7722 K., sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği davada, tarafların eldeki dava ile aynı olmasına rağmen davacı "..." ibareli tescilli markasına dayanarak, davalı kullanımlarının anılan markasına tecavüz oluşturduğu ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespiti istemine ilişkindir. Eldeki davada ise davacı, ... firmasının Türkiye'de tek yetkili distribütörü olduğuna dayanarak, davalının "... ." şeklindeki kullanımlarının haksız rekabete neden olacağını ileri sürmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 303. maddesi uyarınca bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir. İki davada taraflar aynı olmasına rağmen, dava konuları ve davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu iddiasına dayanan kullanımları aynı olmadığından İstanbul 2. Fikri ve Sinai Haklar Mahkemesi'nin 2017/308 E., 2019/246 K., sayılı kararı, eldeki dava için kesin hüküm teşkil etmez. Hal böyle olunca tarafların iddiaları ve savunmaları doğrultusunda toplanılan deliller değerlendirilerek somut olayda haksız rekabet olup olmadığının saptanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 01.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 22e7c3769de3decc fc67368a6e81bf45

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı